Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Balıkla Deniz Tutan Adam Tarafından Yapılan Yorumlar
Bilindiğinin aksine ütopik bir roman değil, anti ütopik bir felaket senaryosu romanıdır. Tüm duyguların yok edilmeye çalışıldığı, insanların sürekli takip edilip evlerinin içine kadar izlendikleri, özgürlük diye bir kavramın olmadığı, insanın insanlıktan çıktığı bir kurguyu karşımıza çıkarmıştır Orwell. Dönemin baskıcı rejimi olan Sovyetler Birliği'ne de bir tokat niteliğindedir aynı zamanda. Fazlasıyla dokundurmalar mevcuttur. Orwell romana 1984 yılını tarih biçmesinin nedenini yakın dostu yazar Julian Symons'a açıklarken, "Kitabın yazımını 1948 yılında tamamladığım için, 1948'in son iki rakamının yerlerini değiştirmeye karar verdim." diyecektir.
Bu yazarla aramızda çok kuvvetli bir yazar-okur ilişkisi olduğu için objektif yorum yapmakta her zaman zorlanmışımdır. Birbirinden bağımsız hem gerçek hem de fantastik ögeler barındıran, fevkalade nitelikteki dört hikayeden oluşan ve bütün King kitaplarında olduğu gibi hayal gücü tavan yapmış harikulade bir eser. En etkileyici tarafı da kurguların kusursuzluğu. King kurgu konusunda insanüstü bir yazar.
Bir Clive Cussler klasiği... Diğer romanlarında da olduğu gibi gerçek hayattaki oğlu ile aynı adı taşıyan Dirk Pitt karakteriyle yine maceradan maceraya koşturuyor bizleri Clive Cussler. Soluksuz izleyeceğiniz bir film tadında, muhteşem bir roman.
Tek kelime ile muhteşemdi. Post apokaliptik romanlar kategorisinde kuşkusuz en üst sıralarda yer almayı hak ediyor. Konusunun çekiciliği bir yana, yazar kitabın kurgusunu klasik kahramanlık öykülerindeki sonlardan tamamen farklı olarak ele almış, bu da kitaba ayrı bir albeni kazandırmış. Yazarın felsefi, dini ve siyasi ideolojilere değinmesi bazı değerli okuyucular tarafından eleştirilse de ben buna gayet olumlu bir yönden bakıyorum. Yazar tekdüze kurgunun monotonluğundan ayrılarak, her insanın gündelik hayatında iç içe olduğu bu konuları karakterler üzerine adeta işleyerek okurun kendi cephesinden de bunları sorgulamasını sağlamış. Bu da zaten kusursuz denebilecek bir kurguyu tadından yenmeyecek bir hale getirmiş. Bütün bunların yanında kitabın konusu zaten insanı tek başına kendine çekmeye yetiyor. Post apokaliptik tür sevenler için kesinlikle bulunmaz bir nimet.
Fütursuzca har vurup harman savurduğumuz hayatımızın aslında ne kadar değerli olduğunu, aldığımız oksijenin hakkını vermek adına az uyuyarak -ki aslında gerektiği kadar uyuyarak- o miskin, tembel ve uyuşuk yaşam düzeninden nasıl sıyrılabileceğimizi, her insanın içinde aslında büyük işler başarabilecek bir deha olduğunu; lâkin insanlık tarihi boyunca sayısız nedenlerle bu dehanın nasıl arka plana itilerek sindirildiğini tabir-i caizse kafamıza denk ettirebilecek bir üslûpla anlatmış sayın Demirkıran. Ve hayat felsefesi yapılabilecek bir aforizma ile de bu söylediklerini desteklemeyi de ihmal etmemiş: "Başarılı insanlar az uyumazlar, az uyuyan insanlar başarılı olurlar."