Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Eren Yalçin Tarafından Yapılan Yorumlar

23.09.2011

Kitap içeriğinde verilen bilgiler internet ortamında biraz araştırma yapan herkesin ulaşabileceği bilgiler fakat bu kitap gazetedeki birkaç günlük araştırma yazılarının toplamı gibi olmuş. Daha geniş kapsamlı ciddi akademik bir çalışma olması daha iyi olurdu. Oysa konu çok ciddi, XX. yy.da Televizyon vasıtasıyla evlerimize kadar burnunu sokan bu teknolojik facia (beyaz perde) kitleleri kontrol altına almada bugün en etkin görsel malzeme. Bunun sadece eğlence için olduğunu zannedenler çok yanılıyorlar. Laboratuar ortamlarında çeşitli denekler üzerinde test edilen çizgi filmler herhalde gelecek nesillerin hayrına olsun diye üretilmiyordur. Hollywooddaki film şirketleri o kadarda masum değil ama bugün bu kitabı çıkaran cemaat bile o şirketlerin filmlerini televizyon kanallarında çatır çatır yayınlayabiliyor. Yinede okuyucuya konuyla alakalı ön bilgi verme açısından mutlaka okunmasını tavsiye ederim...
22.09.2011

YAŞ kararları ile 1980'lerden beridir ordudan atılanların sayısı neredeyse 2000 lere yaklaştı. Bu kararların altına imzayı basanlar için vatan hainliğine denk bir statüdeler. Zira sadece orduda değil tüm yurtta kamu kurum ve kuruluşlarında ve birtakım sindirmelerle bazı özel kuruluşlarda dahi iş bulmaları ve çalışmaları zorlaştırıldı.Çoğunluğu inançlı olmasına nazaran bu askerlerden intihar edenler bile oldu. Oysa benim bile tanıdığım pekçoğunun tek suçu namaz kılmak yada ailelerinin başörtülü olması idi. Ama unuttukları birşey vardı. Oda bunların asıl sebeplerinin birgün ortaya çıkacağı ve bunda payı olanların tarihe hesap verecekleriydi. İşte olanları bizzat tanıklığı ile anlatan birisidir İskender Pala. Naif kişiliği aslında askerlik mesleğine uymasada yinede 15 yıl gibi uzun bir zaman dilimi bu şerefli vazifeyi bitamam yaparak emekli edilmiştir. Eser bir edebiyatçının elinden çıktığı için ve yakın tarihli belli bir dönemi anlattığından anlaşılması sorun olmaz. İsterdimki diğer mağdurlarda yaşadıkları sıkıntıları anlatsalarda en azından toplum nezdinde "suçu olmasa idi atılmazlardı" diyerek önyargılı davranan insanların bakış açılarını düzeltse. Mutlaka okuyun çok şey kazanacaksınız...
21.09.2011

Yazarın "Aşkın Gözyaşları" isimli kitabı çıkana kadar tam 23 kitabı vardı ama ne adı ne sanı duyulmuştu bu kadar. Eser zaman ve ortam müsait olunduğu anda patlama yaptı yazarına ve yayınevine iyi kazandırdı ve devamı geldi çeşitleriyle birlikte aynı konu ile alakalı birçok benzeri bulunan bir kitap, dili çok basit herkesin anlayabileceği bir tarzda okurken sıkılmazsınız yayınevinin adı akademik olsada kitab akademik bir çalışma değil. Bu kitabı okuyana kadar Şems hazretleri ile ilgili neredeyse malumatım hiç yoktu zaten hayatı ili ilgili bilgilerde çok kısıtlı onun için onun hayatı ile ilgili hayal mahsulü pekçok kitap yazılabillir. Fakat Mevlana hazretleri gibi bir okyanusu anlatmak ve mübalağalardan uzak yalın bir şekilde okuyucuya aktarabilmek herkesin başarabileceği bir şey değil. Kitaba verdiğiniz para boşa gitmez ve size okuyup bitirene kadar güzel düşünceler yaşatabilir. Yinede ben derimki bu kitabı ister okuyun ister okumayın seçim sizin ama bir mesnevi tercümesini (Tahir Olgun bu sahada icazetlidir) mutlaka ama mutlaka bir kere satır satır okuyun bakın bakalım o zaman size ne sırlar perde perde aralanacak. Romanları yazılan insanların en evvel bizzat kendi eserlerini okumak bu gibi çalışmalarda size seçicilik kazandırıyor. Bazen hayatı romanlaştırılan bir şahs-ı muhteremin aslında hiçde anlatıldığı gibi olmadığını mütalaa ediyorsunuz.
20.09.2011

Türkiyede unutulmaya yüz tutan en önemli değerlerimizden birisidir divan edebiyatı ve bu konuda İskender Pala'da mihenk taşıdır çok genç denebilecek bir yaşta Türk kültür hayatına ansiklopedik çapta geniş ve kıymetli bir hazine (divan edebiyatı sözlüğü) getirmiştir. Şimdi olmasa bile ilerleyen zamanda layık olduğu değer ve ilgiyi kazanacağından şüphemiz yok. İşte bu eserindede yer yer o muhteşem dönemin harikulade şiirlerine yer vermesi sanatını nasıl bir ustalık içerisinde konuşturduğunu göreceksiniz. Fakat kitabın kapağına ve adına ilgi duyarak kitabı alanların pekçoğu bu romanı akıcı bulamayabilir. Aynı yazarın "iki darbe arasında" kitabını bir solukta okudumsada bu kitabını okumam biraz zaman aldı. Eski kelimeleri anlamaya çalışırken bazen konudan uzaklaşabiliyorsunuz fakat Sultan Selim Han ve Şah İsmail'in olaylarını tarihten bilenlerin edindikleri bilgiler bu romanı okurken çok yardımcı olacaktır. Edebiyatı İskender Pala'dan okuma fırsatı bulan üniversitedeki talebelerine bu büyük hazinenin kıymetini bilmelerini öneririm...
20.09.2011

Dinime küfreden bari müselman olsa demiş eskiler nede doğru demişler. Yazar nam-ı diğer "Yusufçuk" kardeş girdiği cemaatte bir kaç yıl bir zaman geçirdiğini söylüyor. Sanki bütün hayal kırıklıkları girince başladı çıkınca bitti. Oysa bu zat Allahın varlığını (kendisi Tanrı demeyi yeğliyor kitabında) sorgulamaya kadar vardırıyor işi inkar etmiyor gibi görünsede inandığı, bir mü'minin bakış açısıyla yani kayıtsız şartsız iman ile bağlanılan bir Rab değil bahsini ettiği, gerekirse şu an tek ve hak kitap olan Kur'an-ı Kerim'i bile sorgulayabileceğini düşünüyor. Kitabın bir yerinde kendi gibi cemaatten ayrılmış bir arkadaşına bak ayrıldım yine namaz kılıyorum oruç tutuyorum diyor. Bir başka yerinde genişçe ve arsızca yolda arabasına aldığı bir bayanla otel odasında birlikte olduklarını ayrıntıları ile anlatabiliyor hemde basbayağı açık bir şekilde. En basitinden bile yaşasa dini hayatı, bir müslüman bunun apaçık bir zina olduğunu bilir. Bu kişi değil bu cemaaatte herhangi başka bir gruba, tarikata bile yolu düşse aynı şeyleri yapardı. Gülen cemaatini sorgularken laf risalelere geliyor. Risale-i Nur'lardan kitaplara oradan vahye kadar sorgulama devam ediyor. Yazar nerede duracağını bilemeyen ve bu tip konularda yazanların çok daha çabuk popüler olabildiğini çok iyi anlamış birisi. Dediklerinde haklılık payı çok lakin sadece cemaatle ilgili kısımları konuşmalıydı çünkü bu cemaaatte ihlas denilen mevhum 28 şubatta kapının önüne koyuldu. Yeni dönemde bu cemaat İhlas Holding'in başına gelenin farklı bir versiyonunu yaşıyor. Kısaca ihlas falan kalmadı herşeyin ölçüsü para ve güç oldu. Bediüzzaman hazretleri namaz kılmayanın çayını bile içmezdi. Değil çay, meşru olduğu halde hediye bile kabul etmedi öyle ihlaslı yaşadı ve bunu hep muhafaza ederek ahirete gitti.
Şimdi papazlar ve hahamlarla elele kolkola yürüyelim light İslam'a manzaraları ne, bunlar olurken Yenibosna otobüs durağında köprü altındaki sefiller iyiliği şiar edindiğini diyen bir medya imparatorluğuna 100-150 mt kadar yakındalar. Dünyayı kana ve gözyaşına boğan Amerikaya tek bir sert söze yer verilmeyen bir gazete!!! Umarım hallerini görüyorlardır çünkü içlerinde hala vicdanları sızlayan insanların çok olduğunu biliyorum.
Bu konularda yazacak yazarlara sesleniyorum eğer yazacaksanız en evvel nefsinizi adam edin itikadınızı düzeltin ondan sonra eleştirinizi yapın edebiyatınızda edeb olsun. İllede cinselliği yazılarınıza koyacaksanız dinle alakalı konuların aralarına serpiştirmeyin. Bu kitapları kimler okuyor iyi düşünün...