Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Aliye Koyuncu Tarafından Yapılan Yorumlar
Bireyi, toplumdaki yerini, insan ilişkilerini, aileyi ve daha bir çok şeyi incelemiş. Bunu yaparken bazen konudan konuya atlamış. Ama genel olarak sistemli ve başlık başlık ilerlemiş. Okurken insan bazı davranışların, hislerin sebebini anlıyor. Süreç hakkında bilgi sahibi oluyor. Bir çok durumdan örnekler verdiğinden yaşadığınız bir şeye illaki rast gelirsiniz.
Okumanması diğer türdeş kitaplara göre nispeten daha kolay. Daha anlaşılır. Okumanızı tavsiye ederim.
Elif Şafak'ı romanlarıyla tanıdım. Med-Cezir'i ise deneme türünde kaleme almış. Kadınlar, erkekler, aidiyet duygusu, seyahat etme, yazma, okuma, İslam, siyaset... Bir çok konuda fikirlerini yazmış. Dili gayet güzel kullanmış. Deneyimlerini aktarmada da başarılı olmuş. Deneme okumak bazen sıkabiliyor. Onun dışında okunabilir güzel bir kitap olmuş.
Oysa herkes öldürür sevdiğini... Tuncel Kurtiz'in sesiyle gelir akla bu şiir. Oscar Wilde bu kadar tanınmasını sağlamamıştır bu şiirin.
Oscar Wilde cinsel tercihlerinden dolayı hapis hayatı yaşamıştır bir dönem. Reading Zindanında kalmıştır. Bu dönemde aynı zindana atılan bir idam mahkumundan etkilenip bu kitaptaki şiiri kaleme alır. İdama mahkum edilen Charles Thomas Wooldridge, karısını usturayla öldürmüştür. Mahkeme onun 3 hafta sonra idam edilmesine karar vermiştir. Wilde bu üç haftada mahkumu izlemiş ve bu kitabı yazmış. Kitap ilk baskılarda C.3.3. ismiyle basılmış. Wilde'ın sansasyonel ismi kitabın kabul görmemesi riskini yaratıyor tabi. O yüzden kaldığı koğuş, oda ve yatağın kısaltması olan bir isim bulmuşlar. Ancak ilerleyen baskılarda yazar ismini eklemiş.
1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Amerika halkının yaşadığı yoksulluğu anlatmış. Krizin getirdiği yoksulluk, traktörün kullanımıyla çiftçiliğin sonunun gelmesi, toprakları elinden alınan ve iş bulma umuduyla yollara düşen pek çok insan... Kapitalizm çarkını o kadar güzel işletiyor ki halkın büyük kısmı açlıktan ölürken küçük bir kısmı varlıklarına varlık ekliyor. Gazap Üzümleri, halkın genel durumu ve bir ailenin yolculuğu üzerinde duruyor. Joad'lar, topraksız kalmış ve kovulmuş kalabalık bir aile. Kaliforniya'da meyve hasadı yapmak, para kazanmak için yola koyuluyorlar. Evsiz, yurtsuz, aç ve nereye varacağı belli olmayan bir yolculuk. O dönemin verdiği iç sıkıntısını kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar yaşadım. Bu durumdan kurtulmanın yolları da geçiyor arada ama kimse bu yolları denemiyor. Kızıl damgası (komünist) yiyen kişinin sonu iyi olmuyor. Korku insanları her şeye katlanır hale getiriyor.
Ah o kırk şarkıyı söyleyen bülbül olmak vardı.
Kitap Hz. İbrahim'in ateşe atılmasıyla başlıyor. Bülbül Hz. İbrahim'e yardım etmenin peşinde. Mucize oluyor ve devasa ateş bir gül bahçesine dönüyor. İbrahim peygamber o gün bülbüle en güzel gülün müjdesini veriyor. Bülbül de o güle kırk şarkı okuyacağının sözünü veriyor. İbrahim peygamberin soyundan gelecek o Gül'e.
Zaman geçiyor bülbül gülünü bekliyor. Tabi geçen zamana da şahit oluyor. Acı çekenlerin acısına sevinçlilerin sevincine ortak oluyor. Cahiliye devrini görüyor. Diri gömülen kız çocuklarını, insanların kendi elleriyle yaptıkları heykellere taptıklarını, kadınlara yapılan zulümleri... Ve kutlu doğuma şahit oluyor. Beklediği gülün kokusunu alıyor.
Hz. Muhammed'in (sav) hayatını çok duygusal ve içten kaleme almış İskender Pala. Anlatımı o kadar güzel ki bir kaç cilt halinde uzun uzadıya hepsini anlatsa okurdum. Kaynakları ayrıntılı olarak belirtmiş. Çok uğraşılmış bir eser çıkarmış ortaya.