Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

mesut cemil Tarafından Yapılan Yorumlar

09.02.2012

dostoyevskinin okuduğum ikinci kitabı. lise yıllarında ismini yanlış hatırlamıyorsam ölüler evinden hatıralar isimli kitabını okumuştum. rus edebiyatı belegattan çok kurgu ağırlıklıdır. bu tostoy ve diğer rus yazarlarında hemen hemen aynıdır. tabiki bütün rus yazarları okumuş değilim sadece okuduklarıma dayanarak yazıyorum bu yorumu. suç ve ceza da kurgu üzerine. ama kurgusuna eleştirim var. hukuk öğrencsisi birisinin suç ahlakı üzerine bir makale yazıp yayınlatması bir gazetede oldukça zor bir durum. hele o zamanın rusyasını düşünün burjuvazinin halkı ezdiği bir dönemdir bu. fakir bir proleter olan raskolnikovun böyle bir makale yayınlaması mantığa aykırı. ayrıca yayınlattı diyelim kardeşim bütün petersburgun haberi var makaleden. bu da kurguda çelişen bir durum. bu konu haricindeki olaylar dizisinde kurgu çok güzel, keşke yazar bu makale işini hiç katmasaydı kitaba. rus yazarlarda fransız yazarlarda olan belaget kabiliyeti yok (balzac ve prostun metinlerine bakmanızı öneriyorum özelliklede proust) fakat üste dediğim gibi kurgusal açıdanda ruslar ön plana çıkıyor. söyleyeceklerim bu kadar
23.01.2012

bir kitap okudum ve bütün dünyam değişti. edebiyata bakış açım, cümle kurgularım, ruhi çözümlemelerim, kurduğum cümlenin altında gizlenen daha doğrusu o cümlenin alt yapısını oluşturan düşüncelerim, hepsi ama hepsi değişti. Proust beni başka alemlere götürdü adeta. Bence son ikiyüzyılın en iyi yazarı, dostoyevski, balzac, vesair bu adamın yanında hepsi hikaye. ne yazık ki okur diğer meşhur yazarları tanıdığı kadar bu adamı tanımıyor. olaylara bakış açısı, psikolojik çözümlemeleri, hissettiğimiz ama anlatamadığımız duyguların tasvirini ne muhteşem yapmış, ne güzel anlatmış, ne kadar hoş kelimeler seçmiş. yani kısacası bu adam beni büyüledi. henüz daha ilk cildini bitiriyorum (1500 sayfa) ama dayanamadım ve yorumumu yazdım. özellikle yazı hayatına, edebiyat alanına atılacak genç yazarlara sesleniyorum, proust okumadan yazmaya başlamayın.
17.01.2012

puslu kıtalar atlasını ikinci kez okudum. doğrusunu söylemek gerekirse ilk okuyuşumda orjinalliğini bu kadar anlamamıştım. bu kitap bu haliyle bırakın türkiyeyi dünyada bestseller olması lazım. düşünüyorum öyleyese varım teorisinin tersi istikametinde bir felsefe geliştirmiş anar. varım öyleyse düşünüyorum. bu inceliği ilk okyuşumda anlayamamıştım. varım v e düşünüyorum ve siz benim düşlerimden ibaretsiniz felsefesini anlatmış yazar. kitap içinde yaptığı espiriler muhteşem. mesela dilencinin duası ile bedduası var. ya bu ne mükemmel yalvarışlar, ne muhteşem iğnelemeler. anar ile aynı üniversitede okumuş olmamıza rağmen tanışma imkanı bulamayışım daha doğru söylemek geregirse varlığından habersiz oluşum benim için bir talihsizlik doğrusu. tabi biz o zamanlar anatomi atlasının beynimizi uyuşturmasından puslu kıtalar atlasına bakacak zaman ve kudreti bulamamış demek ki. bence anar nobeli hak ediyor.
05.01.2012

doğrusunu söylemem gerekirse aytmatov abartılmış bir yazar. kendi yazarlarımızdan köy hayatını ve köyle şehir hayatı arasında sıkışmış hayatı anlatan onlarca kitap var, hemde daha güzel. aytmatovun uluslararası arenada bu kadar meşhur olmasının ben siyasi bir polemiğe bağlıyorum. beyaz gemide de olmak üzere aslında kitaplarında komünizme gizlice bir başkaldırı var. bu sebeble antikomünist çevreler tarafından piyasaya pazarlanmış görünüyor gibi geldi bana. ha kötü yazar mı kesinlikle değil, akıcı yazıyor, duygu yüklü ama bir orjinallik yok, kurgu çok basit. bir eseri ya edebi özelliği ön plana çıkarır mesela marcel proustun kayıp zamanın izinde eserinde olduğu gibi, yada kurgusu mesela umberto eco nun gülün adı ve facoult sarkacı gibi. aytmatovda edebi özellik iyi ama çok iyimi değil, kurgular çok basit. daha net anlatayım, ihsan oktay anar gibi bir edbiyat ve kurgu dehasını kırgızıstanda kaç kişi tanıyor, aytmatovu türkiyede kaç kişi tanıyor. aslında bütün yazdıklarım bunun cevabından ibaret. beyaz gemiye gelince kitap cemilenin devamı gibi. anne kaçmış. babada ortda yok. maral ana efsanesi metnin içine güzel emdirilmiş. başkada bir şey demiyorum. sonuç olarak aytmatov edebiyat dünyasında abartılmış bir yazar bence romanları vasatın üstüne çıkmıyoe. ister inanın, ister inamayın
01.01.2012

orjinal bir konu bulmuş murat menteş fakat bu kurguya yaklaşımı oldukça gayriciddi olmuş, kitap sanki bir mizah dergisinin bir eki gibi yazılmış, argo cümleller, sokak ağzı, bar-pavyon cümleleri kitabın edebi değerini oldukça azaltmış. Bir sürü baskı yapmış olmasına rağmen ben bu kitabın kalıcı olabileceğine inanmıyorum çünkü popüler kültürün bir örneği olarak kaleme alınmış. sonra isimler okuyucuyla dalga geçer gibi, nuh tufan, ibrahim kurban, habib hobo, rıza silahlıpoda hep bir yerlerden aşırılmış isimler. zaten ciddiyetin bozulması burdan başlıyor. sonra konu başlarında verilen garip ihtimaller meseleyi iyice sulandırıyor, yani menteş ben bu kurguyu nasıl sulandırabilirim diye kendini oldukça zorlamış, bu kadar ağır eleştiryi niyemi yazıyorum, çünkü ciddi ve edebi bir dille yazılsa türk roman klasik lerine girebilecek bir kurgu ve konusu var, hatta dünya edebiyatında dahi sözü edilebilecek bir konusu. bu haliyle sadece güzel bir sinema filmi olur, ben menteşin yerinde olsam diğer baskıya edebi ciddiyetle yeniden yetiştirim romanı