Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Berkay Şenlik Tarafından Yapılan Yorumlar
Halil Cibran’ın Ermiş adlı eseri, maalesef benim için beklediğimi veremeyen, sevemediğim kitaplardan biri oldu. Şiirsel ve felsefi bir dille kaleme alınmış olsa da bana fazlasıyla dağınık ve yapay bir derinlik hissi verdi.
Hayata, sevgiye, özgürlüğe dair aforizma tadında sözler içerse de, bütüncül bir akış bulamadım; bazı bölümlerinde “çok söze az anlam” varmış gibi hissettirdi. Elbette bu tarz mistik ve aforizmatik anlatımları sevenler için değerli olabilir, ama benim dünyama hitap etmedi. Daha derli toplu, akıcı ve konulu metinler arayanlara önermem; ama sözlerden anlam çıkarmayı sevenler için yine de bir şans verilebilir.
Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eseri, benim için ne çok etkileyici ne de hayal kırıklığı yaratan bir okuma oldu, ama kesinlikle ilginç bir deneyimdi. Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesiyle başlayan hikâye, aile ilişkilerini, yabancılaşmayı ve insanın değersizleşmesini sembolik bir dille anlatıyor.
Üslubu sade ve sürükleyici; kısa bir roman olmasına rağmen insana pek çok farklı bakış açısı sunuyor. Benim için ortalama bir etki bıraksa da, alegorik anlatımları ve toplumsal eleştirileri sevenler için kesinlikle üzerinde düşünmeye değer bir eser. Kısa, düşündürücü ve klasik bir metin arayanlara rahatlıkla tavsiye edebilirim.
Emine Işınsu’nun kaleme aldığı Hacı Bektaş, tarihi bir şahsiyeti roman kurgusu içinde anlatan, akıcı ve etkileyici bir eser. Kitap sayesinde yalnızca bir evliya değil, aynı zamanda bir dönemin kültürel ve dini yapısı hakkında da derinlemesine bilgi edindim. Tasavvufa ilgisi olanlar ya da Alevilik-Bektaşilik gibi konuları merak edenler için çok değerli bir kaynak olabilir.
Roman, Hacı Bektaş Veli’nin hacca gidip bu ismi alması, ibadetlerini titizlikle yerine getirmesi ve insanları dinin esaslarını yaşama yönünde teşvik etmesi gibi pek çok önemli detayı sade bir dille aktarıyor. Ayrıca toplumda yanlış bilinen bazı inançların da aslında tarihi dayanağı olmadığını görmek çok aydınlatıcıydı.
Her ne kadar Ahi Evran’ın zehirlenmesi, Kadıncık Ana ile evliliği ve Timurtaş gibi olaylar kurgu yönüyle öne çıksa da, bu eseri tasavvufla ilgilenenler, Türk milliyetçileri ve Alevi inanç sistemine yakınlık duyan herkesin mutlaka okuması gerektiğini gönülden düşünüyorum.
Zehra Aygül’ün Selçuklu Tarihi 3: Selçuklu'nun Yıkılışı – Anadolu Selçukluları adlı eseri, elime aldığım gibi bitirdiğim, akıcı ve öğretici kitaplardan biri oldu. Eğer Selçuklu tarihine dair önceden az çok bilginiz varsa, bu kitap bilgilerinizin oturması ve pekişmesi açısından oldukça faydalı.
Anlatımı sade, dili anlaşılır ve özellikle genç yaşta tarih meraklısı olanlar için çok uygun. Karmaşık tarihsel olayları sıkmadan, sürükleyici bir şekilde aktarıyor. Bu yönüyle hem öğretici hem de okuma isteği uyandıran bir yapıya sahip.
Tarihi sevdirmek, merakı artırmak ve genel çerçevede Selçuklu dönemine hâkim olmak isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Osmanlı serisini de ilk fırsatta temin etmeyi düşünüyorum; Zehra Aygül’ü bu yönüyle oldukça başarılı buldum.
Ömer Kırmızı’nın Kanlı Mektup adlı romanı, ismi pek duyulmamış kitaplara şans verme alışkanlığım doğrultusunda okuduğum bir eserdi. Ancak açık söylemek gerekirse, bu kitap beklentimin oldukça altında kaldı. Noktalama, yazım kuralları gibi temel dil unsurlarında ciddi eksiklikler vardı ve bu durum okuma deneyimini olumsuz etkiledi.
Dilinin sade olması, anlatımın yüzeysel ve aceleye gelmiş hissi vermesini haklı kılmaz. Özellikle romanın sonu, oldukça hızlı geçilmiş ve basit bir şekilde bağlanmıştı. Konu olarak çok çarpıcı bir olay olmasa da, karakterin soğuk bir yere gitmesi, donmamak için atının karnına girerek hayatta kalmaya çalışması gibi birkaç sahne dikkat çekiciydi.
Genel anlamda tavsiye ettiğim bir eser değil. Ama “ben zaman kaybı olarak görmem, merak ediyorum” derseniz şans verebilirsiniz.