Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ayşemeşkure Tarafından Yapılan Yorumlar

26.12.2024

Mori bir üniversite hocası ve öğrencilerine uygulamalı hayat dersleri veriyor. Kişisel gelişimin müfredata yerleştirilmiş versiyonu bir ders. O kadar samimi bir iletişim kuruyor ki çoğu öğrencisi okul sonrasında da onunla ilişkisini sürdürüyor.Hakikaten sıcak ilişkiler, kucaklamanın, öpmenin serbest olduğu hatta övüldüğü... Kitap gerçek bir hayat hikayesi olduğu için kötü olsa da kayıtsız kalamayacağım cinsten, akıyor. Mori ansızın hastalanıyor, ayaklarından başlayarak hastalığı yukarıya doğru bütün azalarını teker teker işlevsiz hale getiriyor, en sonunda nefes alamayacak ve ölecek.Böyle bir durumdayken yani ölürken bu tecrübesini derse çeviriyor ve etrafını kuşatan ailesi, hasta bakıcıları, dostları, öğrencileri, hatta bir televizyon programı sayesinde kendisine ulaşan seyirci mektuplarıyla örüyor.Sevdiği öğrencilerinden biri yıllar sonra bu hastalık döneminde her salı onunla buluşup hayata dair büyük başlıklardan birini konu edinen bir sohbete koyuluyor.Bir Acar Baltaş'ın tavsiyesi.
10.12.2024

Bu "ben", hem uykuda hem de terapi odasında dinlenen ben midir? Bir rüya ve terapi dergisiyle karşılaştığımıza göre... Her yazı Fenomenolojik Rüya Benlik Modeli (FRBM) isminde yeni bir yaklaşım ortaya koyan bir kâşifi alkışlıyor. Yani belli ki burada koçlarını seven bir takım var. Bilinç ve fenomenoloji pankartları açıyorlar. Ve bu alkışlar yeni değil, daima hazır ol edasında. İlk 4 başlıkta rüyaların anlatıldığı vaka yazıları yer alıyor. Ardından REM ve NREM rüyalarının karşılaştırıldığı akademik mi akademik bir hekim yazısı var, sonra ara formda değerlendirme yazıları, edebiyat ve fenomenolojiye dair (hatta biri ders deşifresi) yazılar ve bir kitap tanıtımı... William James'in bilinç modeli de var idi, onu da unutmayalım. Ey terapistler, dergiyi muhakkak okuyun, burada terapiyi çok kolaylaştıracak bir modelden söz ediliyor. Peşine düşmek lazımdır. Ben olsam ne spekülasyona açık ne de anlamdan azade bir yaşantının yani rüyanın terapötik süreçte nasıl kullanıldığına bigâne kalamazdım.
04.12.2024

Kitabın orijinal ismi Schopenhauer Cure. Burada fiyakalı bir başlık tercihine tanık olduğumuz yetenekli editöre tebriklerimizi sunuyoruz. Yazar kitabını "psikobiyografi ve psikoterapi pedagojisi karışımı bir anlatı" olarak betimliyor. Evet kitabın bölümleri, bir taraftan filozofun düşüncelerinin yanında psikolojisini de gözler önüne seren biyografisiyle diğer taraftan da aynı ona benzeyen, insanlardan yalıtılmış bir hayat süren ve teskin olmayan cinsel arzusuna ilişkin saplantısından filozofun öğretileriyle kurtulan bir felsefi danışmanın süpervizyon ön şartı olarak katılmak zorunda olduğu bir grup terapisinin anlatısı arasında el değiştiriyor. Grup terapisinin ne menem bir şey olduğunu roman okurken öğreniveriyoruz. Yalom'un yazın hayatının ana unsurlarından ölüm konusu da terapist eliyle karşımıza çıkıyor. Ölüm aslında kendimizi görebileceğimiz bir ayna. Ve sınır olması itibariyle de hayatı anlamlandıran bir çizgi. Dolayısıyla burada yaşamın kendisinin konu edilmesi kaçınılmaz.
01.12.2024

Kitabın en fazla iki sayfalık bazense kısa bir paragraflık bölümlerden oluşan fragmanter bir yapısı var. Bu tarzın piri Enis Batur'un önünde derhâl ceketimizi ilikleyelim. Maalesef Ahmet Sarı'da bir Thomas Bernhard uzmanına yakıştıramadığım kekremsi bir tat var. Bu yüzden kitabımıza Türkçenin gücü adında değil ama geniş bir edebiyat hinterlandından getirdiği bibliyofilik örnekler hatırına yıldız serpiştiriyorum. Kitap muhteşem bir açılış hikayesine sahip: Yazarın biri bir gün -verem hastası Kafka'dır- parkta bebeğini kaybettiği için gözyaşı yüklü bir kız çocuğuna rastlar. Hemen oracıkta hikayesini yazar: bebeğinin kendisine mektup gönderdiğini, ertesi gün buluşabilirlerse ona okumak istediğini söyler. Böylece üç hafta süren ve bir kız çocuğu kadar tatlı bir masal başlar. Kafka'nın bu masala kendini kaptırdığı ve son derece ciddiye alarak mektuplara kurulduğu aktarılır bize. Bu, yazmanın iyileştirici gücü kadar başkasına iyi gelmenin iyileştirici gücüdür aynı zamanda.
24.11.2024

Etkileyici. Duru bir dili var. Yazar selafetin dibinden âdeta sıfırdan kuruyor hayatını: kocasının kucağında bebek, kendi ellerinde ise eşyalar ve artık anavatan sayılan lugatin yer aldığı birer çanta ile Macaristan'dan Avusturya'ya kaçış, fabrikada mesai saatleri, hapis pahasına geri dönenler, mülteciliğin yüküne dayanamayıp intihar edenler ve Agota Kristof'un okumak ve yazmak üzerine bitmez gayreti. Yeni bir memlekette, yeni bir dilde okumaz yazmazlıktan yazarlığa ulaşana dek...

Siyasi göndermeler benim pek hoşuma gitmedi. Buradaki birkaç kekremsi ifade belki yabancı dil handikapından kaynaklanıyordur. Onları görmezden geleceğim. Anne babasına, kardeşlerine, evlerine dair çocukluk anıları, yatılı okul döneminin fukara yaşantısı ve gurbette hayata tutunma çabalarının anlatıldığı kısımlar harika. Thomas Bernhard'a saygı duruşu yapıyor bir yerde. Severiz kendisini. Yazar, "düşman dil" diyor Fransızcaya ve Fransızcada yazarak yazar oluyor. Düşman dil çünkü o güçlendikçe anadili ölüyor.