Toplam yorum: 3.323.066
Bu ayki yorum: 210

E-Dergi

Sena Özbek Tarafından Yapılan Yorumlar

28.04.2026

Mental olarak kendimi kötü hissettiğim bir dönemde, (ülkece) Aylin Balboa’nın kaleminden dökülen sözler bana yalnız değilsin hissini verdi. Sanki aynı yerden konuştuğum, aynı acıları paylaştığım bir dostla dertleşiyordum; hatta daha da ötesinde, bir terapide çayımı yudumlarken sustuğum yerleri onun cümleleri tamamlıyordu.
İçimde biriken, adını koyamadığım o ağırlık ,kelimelerinde şekil buluyor, hafifliyordu. Bazen bir satırın altını çizip uzun uzun bakıyordum; çünkü orada sadece bir yazarın değil, benim de hikâyem vardı. Sanki biri gelip “bu hislerin geçersiz değil” demişti bana. Ve o an yine anladım ki insan en çok, anlaşılınca iyileşmeye başlıyor.
Kitabın etkisinden kolay kolay çıkamayacağım. Çok sevdim, kalbimde en güzel raflardan birine yerleştirdim. Balboa'nın kendine has, yer yer gülümseten ama tam da can yakacağı yerde duran kalemiyle kendi dünyamdan uzaklaşıp yine kendime döndüm.
durup düşündüren satırları, “ben de böyle hissediyorum” dediğim anları…
28.04.2026

Bu kitaba yorum yapmak o kadar zor ki.. koca bir yükün altında kalmış gibi hissediyorum kendimi, hangi kelimeyi yazsam utanır devam edemem gibi geliyor .
O yüzden karakterlerin diliyle anlatacağım kendimi..

Temel Çavuş; Vatanı için 7 yılını veren, çocuklarına- eşine vefakâr bir insan olan adam gibi adam.
Şakire ; içi ağlarken ayakta kalan, çocuklarına cehennemin ortasında cennet olan bir anne.
Ali; Sevgisi, çocukluğu, tüm umudu yarım kalan, ailesi için her şeye göğüs geren evlat.
Musa; yitirilen onca şeye rağmen annesine sırt olan, küçük bedeninde büyük yürek taşıyan evlat.
Sefer; gözünü açtığı dünyanın kötülüğüne erken tanık olan bebek..
Ve Hüseyin, Adviye, Adile, Fatma.. bu güzel, sevgi dolu ailenin minik parçaları.


Ben okurken isyan ettim, pes ettim, onlar umutsuzluğa kapılmadı. Belki de bu yüzden gözlerim sık sık nemlendi..

Keşke savaş kelimesi sadece kitapta okuduğumuz bir kurgudan ibaret olsaydı. Her çocuk tok karınla, oyunlarla, sağlıkla büyüseydi. Öldürülmeseydi..
23.04.2026

İnsan, çıkarları söz konusu olduğunda ne kadar kolay değişebildiğini çoğu zaman fark etmez bile. Dostoyevski’nin Amcamın Düşü adlı eserinde gördüğümüz şey tam olarak bu: dışarıdan bakıldığında sıradan, hatta kibar görünen insanların, iç dünyalarında ne kadar hesapçı ve bencil olabildikleri. Küçük bir kasaba ortamında, ilişkilerin samimiyetten çok menfaat üzerine kurulduğunu görmek rahatsız edici ama bir o kadar da gerçeğe yakın. Kimse kendini kötü biri olarak tanımlamaz; aksine herkes yaptığı şeyleri haklı gerekçelere dayandırır. Ancak sonuçta ortaya çıkan tablo, insanın ne kadar kolay çirkinleşebileceğini açıkça gösterir. Bu yönüyle eser, sadece bir hikâye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insan doğasına dair sert ve dürüst bir yüzleşme sunar.

Okuduğum tüm Dostoyevski kitaplarından farklıydı, kıyaslarsam Amcanın Düşü daha sönük kaldı diyebilirim ama her şeye rağmen keyifli bir okuma oldu benim için..