Toplam yorum: 3.285.014
Bu ayki yorum: 6.540
E-Dergi
Şarih Tarafından Yapılan Yorumlar
Türk okurun, daha önce çevrilen nitelikli erken modern felsefe tarihi çalışmalarıyla tanıdığı Nadler,psikoloji felsefesi çalışan Shapiro ile birlikte yazdığı eleştirel düşünme kitabıdır.
Kitapta eleştirel düşünmenin karşıtı olarak kötü düşünme kavramı konulmakta ve kötü düşünmenin sadece düşünsel değil aynı zamanda ciddi etik sonuçları olduğu da gösterilmektedir.Başlıktaki İyi insanlar ifadesi de hem etik anlamda iyiyi hem de belli bir oranda eğitim almış insanları kastetmektedir.
Kitap günümüzün epistemolojik krizini betimleyerek başıyor.Burada ABD'deki birçok güncel soruna değiniyor.Sonra adım adım eleştirel düşünmeye dair temel konuları,farklı başlıklar altında ele alıyor. Niçin kötü düşünmelerin ortaya çıktığını ve bunlarla nasıl baş edeceğimizi ele alıyor.
Kitabın son iki bölümde, Bilgelik ve Felsefi Hayat gibi felsefenin kadim amaçlarına günümüz açısından geri dönüyor.İyi düşünmek ve iyi eylemek,bu ikisini birlikte yapmaya çabalamak.
Sorgulanmış bir hayat yaşamak.
Konusu aşk olan uygulamalı mantık kitabıdır. Amacı aşkın tanımını vermek ve felsefenin düşünsel gücünü göstermektir.
Yazar, arkadaşı Ruwen Ogien'in "Aşkı tanımlayamazsın" iddiası üzerine bu kitabı yazmış. Aşk kendisini çok farklı tarzlarda gösteren bir fenomendir. Şimdiye kadar birçok tanımı yapılmıştır lakin bu tanımlar aşka dair çeşitliliği kuşatamamış, belli aşk hallerini dışarıda bırakmıştır. Yazar her türlü aşkı kapsayacak bir tanıma ulaşmaya çalışıyor.
İlk olarak klasik mantığın tanım teorisinin aşkı tanımlamak için kısıtlı kalmasını eleştiriyor sonra da Wittgensteincı aile benzerliğinin aşkın tanımı için fazla gevşek kaldığını. Kendisi ise aşk için, Arzu, Tutku ve Dostluk kavramlarından oluşan üç bileşenli bir tanım anlayışı öneriyor.
Hem aşk hakkında hem de tanım nedir konusu hakkında düşünmek isteyenlerin başvurabileceği bir kitaptır.
"Büyük Erdemler Risalesi" adlı kitabıyla hem dünyada hem Türkiye'de tanınan Comte-Sponville'in genel okur kitlesini gözeten felsefeye giriş kitabıdır.
Giriş bölümünde "felsefe nedir" sorusunu ele alıyor. Ona göre felsefe teorik konular hakkında bir pratiktir. Bilgi üzerine düşünme, kavrayışımızı geliştirme faaliyetidir. Amacı mutluluk, özgürlük, hakikat veya hepsinin birleşimi olarak bilgeliktir.
Birinci bölümde felsefe tarihinin 4 temel döneminin (ilkçağ, ortaçağ, modern ve çağdaş) ana unsurlarını ele alıyor. İkinci bölümde ise sistematik felsefenin kısımlarını (metafizik, epistemoloji vb.) tanıtıyor. Sonuç bölümünde Bilgelik işleniyor.
Kitap hem edebi bir üsluba hem anlaşılırlığa sahip. Bunda en büyük pay çevirmenin İsmet Birkan olmasıdır. Fakat felsefeye aşina okur için hacimle alakalı olarak yer yer sığ görülebilecek yaklaşımlar mevcut.
Yazar kendi bakış açısını net biçimde ortaya koyuyor yani eseri okuduğunuz zaman Comte-Sponville'in felsefeden ne anladığını öğreniyoruz.
Mcgilchrist'in 20 yıllık bir emekle yazdığı şaheseri "Beyin Dünyayı Nasıl Oluşturdu" (Bu da Pinhan yayınları tarafından basıldı) eserindeki temel fikirlerin bir kısmını özetleyen ve bu konuyu Batı medeniyetinin şimdiki halini düşünmek için kullanan, kısa ama insan ufkunu genişleten bir eser.
Kitabın temel tezi, Batı dünyasının giderek sol beyin yarımküresinin hakimiyeti altına girdiğidir. Sol beyin; analitik, parçacı, mekanik ve soyut düşünme tarzıyla karakterizedir. Buna karşın sağ beyin, bütüncül, sezgisel, ilişkiselliğe ve bağlama odaklıdır. McGilchrist’a göre modern toplumda sol beyin perspektifinin aşırı ön plana çıkması, anlam kaybına, duygusal kopukluğa ve bireysel mutsuzluğa yol açmaktadır. Bu durum, sanat, din, felsefe ve sosyal hayattaki krizlerle de yakından ilişkilidir.
Bardon'un bu eseri, zamanın doğası üzerine felsefi düşüncenin tarihsel seyrini ve temel tartışmalarını derinlemesine inceleyen, aynı zamanda genel okuyucuya da hitap eden açıklayıcı bir kitaptır.
Kitap, zamanın ne olduğu sorusuyla başlar ve bu temel sorunun binlerce yıllık felsefi mirasını izleyerek ilerler. Aristoteles'in zamanla hareket arasındaki ilişkisine dair görüşlerinden, Aziz Augustinus'un zamanın zihinsel bir boyutu olduğuna dair çözümlemelerine, Newtoncu mutlak zaman kavramından Einstein’ın görelilik teorisine kadar uzanan geniş bir düşünsel yelpazeyi sade ama titiz bir dille sunar. "Zaman akıyor mu?" ya da "Gelecek gerçekten var mı?" gibi sorular çerçevesinde A-tipi ve B-tipi zaman kuramlarını karşılaştırır.
Ayrıca zaman ile özgür irade, nedensellik ve kişisel özdeşlik gibi konular arasındaki bağlantıları da ele alır. Zamanın deneyimi ile zamanın fiziksel doğası arasındaki uçurumun nasıl yorumlanabileceği üzerine felsefi pozisyonları inceler.