Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
faik çelik Tarafından Yapılan Yorumlar
S. Rezazadeh’in ikinci romanı. Anlatıcı bir akarsu, Aras Nehri, hikaye Kuzey-Batı İran, Azerbaycan-Ermenistan sınırında Aras Nehri kıyısında geçiyor. Aslında bir aşk hikayesi gibi görünse de, daha derin anlamlar taşıyan bir ağıt. Şiirsel bir anlatımla göçebelerin destanını yazmış yazar. Kendisi de göçmen olduğundan göç olayının insanı ayakları yere sağlam basmayan, adeta kökleri derine inmeyen bir ağaç gibi zayıf ve yanlızlaştırıcı kılan etkisini anlatıyor. Arada çevreci, ekolojik dengeye dair mesajları da ihmal etmemiş. İlk romanından daha ustaca kurgulanmış, tek kusuru retorik cümlelere fazlasıyla yer vermiş olması. Öneririm.
Sholeh Rezazadeh’in ilk romanı, anneleri tarafından terkedilmiş, afyon bağımlısı babadan bunalmış, tıp fakültesini bitirmiş İranlı yazar Hollanda’ya göç etmiş. Bu hikayede yabancı olmanın zorluklarından en zorlayıcı olan yalnızlık duygusu vurgulanıyor. Beraberinde aşk ve doğa sevgisi, memleket özlemi de hikayede yer buluyor. Hollanda adeta ikinci adresim olduğundan rahatlıkla söyleyebilirim, roman kahramanları tipik Hollandalılar. Kurgu ve öykü güzel, dil şiirsel, oldukça iyi. Kitapta gözüme batan tek husus ana karakter Arghavan’a aşırı duygusallık yüklenmesi, adeta “ben drama Queenim” dercesine dramatik duyguları mıknatıs gibi çekmiş, tek notu ondan kırdım.
Güzel bir göç edebiyatı örneği.
Fantastik öğeler taşıyan bir dedektiflik romanı. Şair Yeats’ın ardından İrlanda’lı Chesterton okumam iyi bir tesadüf oldu, İrlanda’nın Kelt mirasını vurgulayan bir diğer kitap okumuş oldum. Aslında güncel yazarlara ara verip, daha eski örneğin 19. yy yazarlarını okumak gerekiyor bazen. Çok daha basit ama etkileyici yazıyorlar. Ne postmodern oyunları, bilinç akışı veya metinler arası göndermeler gibi yorucu enstrümanlar kullanıyorlar ne de kurmacada okuru koşuşturan denemelere girişiyorlar. Esinlendikleri şey neyse onu yazıyorlar. “Gurur Ağaçları” bu yazdıklarıma tipik bir örnek. Sürpriz sonuçlu polisiye okumak isteyenlere öneririm.
Tek kelimeyle mükemmel. Sade, etkileyici ve gerçekçi. Oldukça kısa olmasına rağmen, çok şeyi içeren, İspanya İç Savaşı dramlarından biri. Yazarın dilimize çevrilen ilk ve tek kitabı. Okuyacaklara önerim ilk önce önsözü okumayın, kitap bittikten sonra okuyun, baştan kitabın tadını kaçırmamak için.
Aslında şair olan W.B.Yeats’ın nadir düz yazılarının üçünün bir arada basıldığı bir kitap. İlk bölüm kitaba adını veren Kızıl Hanrahan adlı bir köy öğretmeninin, aşkı için öğretmenliği bırakıp başka bir kişiliğe döndüğü, birbiriyle bağlantılı hikayelerinden oluşan kısa bir roman. İkinci bölüm yine kısa hikayelerle Gizli Gül öyküleri, son bölüm ise “Hermetizm”e merak salan Yeats’ın simyacılar hakkında yazdığı (gül bir simya sembolüdür) kısa bir metin.
Şair olduğundan hikayeler de şiirsel, kısa kısa mısralar gibi yazılmış. Kitabı tam anlayabilmek için İrlanda mitolojisi, İrlanda ve İskoç efsaneleri, gelenekleri ve folkloru hakkında bilgi sahibi olmak hatta İrlanda’nın Keltler’den bu yana tarihini de bilmek gerekir. Düzelti neredeyse yapılmamış, çok sayıda kelime yazım hatası var. Her şeye rağmen güzel okunan kısacık hikayeler, değişik bir okuma arayanlara.