Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
VYSAKTS Tarafından Yapılan Yorumlar
...Ama güvenirsen kendi azmine Refah yine senin olur...
Vahdet-i vücut inancını kuşlar üzerinden anlatmak... Anlatırken de birbirinden güzel hikayelere yer vermek. Kimileri beğenmemiş bu eseri, hikayeleri basit bulmuş ama yazıldığı yüzyıla bakmamış, kitabın asıl anlatmak istediği meseleyi tam olarak kavrayamamış belliki. Kitap önce Allah'a, peygamberlere ve halifelere övgüyle başlar... Ve ardından kuşların macerası Hüdhüd kuşunun rehberliğinde anlatılır. Mesele kuşların sultanı Simurga ulaşmaktır. Kimi kuşlar tereddüt eder, sorular sorar ve bu soruları Hüdhüd kuşu tek tek, aralara hikayeler koyarak açıklar... Yolda kalmak mı sonuna kadar gidebilmek mi? Sonunda kuşların elde ettiği onları tatmin edebilecek mi? Tasavvufun gayesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Masalsı, güzel bir mesnevi okumak isteyen düşünmesin okusun...
Yusuf Akçura, bu önemli makalesinde dönemin üç önemli siyâsî akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu akımların müspet ve menfi yanlarını, ayrıca hangi nispette tatbik edilebilir olduklarını mevcut örnekler üzerinden tartışmıştır.
Osmanlıcılık hareketinin, uygulanabilir olmadığına kanaat getirmiş, İslamcılık ve Türkçülük hareketlerini ise birbirine benzer olarak görmüş; Türkçülük hareketini daha uygulanılabilir bulmakla birlikte bu iki yaklaşım arasında net bir şekilde tercih yapmamıştır
İran’da geçen bu eseri İran’a sınır komşusu olan Van’da okuduğum için oldukça mutluyum. 1072 yılında, Hayyam’ın Semerkant’ında başlayan ve 1912’de Atlas Okyanusu’nda Titanic gemisinde son bulan roman destansı bir dille yazılmış. Hayyam’ın el yazmasının anlatıldığı ilk bölümler Hayyam’ın fikirlerini cesurca dile getirdiği kısımların ardından 800 yıl sonra Amerikalı Benjamin O. Lesage isimli adamın bu eserin peşine düşmesi sevdiği prenses Şirin’in olaylara dahil oluşu romanın ritmini artırıyor. Benjamin’in el yazması için İran’a gitmesi, İran’ın içinde bulunduğu durum ve ona karşı olan ülkelerin anlatıldığı bölümlerde yazar tarihi gerçeklik ile kurmacayı derinlemesine anlatıyor. Bu romandan sonra Maalouf eserlerini okumaya devam edeceğim.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap. Okuduğum İlk Amin Maalouf kitabı. Bu kitap için çok geç kalmışım diyebilirim. Endülüs emevileri döneminden başlayan orta çağ avrupasını anlatan, Osmanlı imparatorluğunun yükseliş yıllarını gözler önüne seren harika tarihsel bağlamı kuvvetli olan güzel bir kitap. Kitap da Hasan adında biri İspanyadan başlayarak sırasıyla Tunus, Fas, Kahire, İstanbul, Roma gibi kültür ve tarih başkentlerine uğrayarak burada gördüğü olayları tarihsel bağlamda anlatıyor. Kitabın anlattığı olaylar 1450 ile 1520 yılları arasında gerçekleşiyor. Tam medeniyetlerin yargılandığı ve etkileşimde bulunduğu yıllar. Özellikle Osmanlı Devletinin İstanbulunu çok çarpıcı bir şekilde anlatan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim