Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

berlineraussie Tarafından Yapılan Yorumlar

12.10.2004

kitaba kendinizi kaptırdığınız sıralarda Raskolnikov'un teorisiyle karşılaşarak bir ikilemin içine giriyorsunuz ve Dostoyevski'nin o muhteşem anlatımından kaynaklı olarak "bende olsam aynısını yapardım" fikrine kapılıyorsunuz, ancak kitabın büyüsünden sıyrılıp gerçek hayata döndüğünüzde aslında öyle bir cesarete sahip olmadığınızı fark edip, bu duygu çatışmasını edebiyatın büyüsüne bağlıyorsunuz... Gerçek yaşamda o cesarete eremesenizde iç duygunuz artık olaylara bakışını değişik persfektiflerden de yapmaya başlıyor..
12.10.2004

Okuduğum ilk andan itibaren başucu kitabım oldu bu kitap...İnsanın gerçek dost olarak nitelendirdiği kişiler için hissedebileceği -hissetmesi gerekenleri- yakınlık uzaklık kavramını en iyi şekilde yansıtan bir kitaptır benim için.
Henüz okumayanlara tüm içtenliğimle tavsiye ediyorum
12.10.2004

Orhan pamuk'un okunması gereken kitaplardan özellikle kurgu ve anlatım tarzı olarak oldukça başarılı bir yapıt yazar geçmişin gölgesinde bir aileyi gelecek nesilden fertlerinin yaşadıklarıyla beraber yoğurarak bir haftalık bir zamanın içinde 100 yıllık bir süreyi başarıyla anlatmış her kahraman olayı kendi ağzından anlatıyor ve her kahraman da yazarın üslubu değişiyor farklı bir roman okumak istiyorsanız deneyin pişman olmayacağınıza eminim.
12.10.2004

Ben bu "büyük" (! ) yazarımızın bu romanını okumayı denemiştim. Başladığım şeyi bitirme konusundaki tüm inatçılığıma karşın, bitirememiştim.
Ama "Kara Kitap" basında öylesine övüldü ki, ikinci bir deneye girişmekten kendimi alamadım. Ve o çabamda da, daha yarıya gelmeden havlu atmak durumunda kaldım.
Derken bir arkadaşımdan uyarı aldım. Kitapta gizlenmiş bir bölüme dikkatini çekinceye kadar... "çocukluğunda kız kardeşi ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah" gibi bir anlatım vardı bu bölümde!
Meğer benim artık okumayı denemediğim kitaplarında daha neler varmış!
İşte birkaç örnek:
"sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk heykellerine sıçan güvercinleri ayıplar... "
"Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu... "
"Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu... "
"sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz... "
Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez. Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tahmin edilmemiş olur! .
Türkiye'de Orhan Pamuk'u sevmek de serbesttir, Atatürk'ü eleştirmek de!
Orhan Pamuk'u sevmek, romanlarından keyif almak serbesttir... Ama güç okunduğunu ve Atatürk'ü sinsice aşağıladığını sergilemek de serbesttir.
Atatürk'ü eleştirmek başkadır, "çocukluğunda kız kardeşi ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah"tan söz etmek başkadır...
Tam hatırlamıyorum tarihini ama, sayın Abbas Güçlü'nün tv porgramına katılmıştı pek aydın(! ) romancımız Pamuk. Ve diyordu ki, "benim kitaplarıma eleştiride bulunanlar, benim kitaplarımı okumayanlar magazin kültürünün insanlarıdır" türünde bir cümle sarf etmişti. Hadi diyelim ki ben magazin kültürünün bir parçasıyım ve hiçbir şeyden anlamayan cahilin birisiyim. Peki ya rahmetli Ahmet Taner Kışlalı ve diğer Atatürkçü aydınlarımız da mı magazin kültürüyle yoğrulmuşlar. Aralarında proflardan tutun da edebiyat alanında üst düzeylere gelen aydınlarımız da mı magazin kültürüne sahip! ... Ve diyor ki pek sayın Pamuk, yine aynı programda - bir soru üzerine - "evet romanlarımda ben kendimi de katıyorum, ama yeri gelince kendimi çekiyorum" diyor. Bu gayet normal. Peki bu kendini dışarı çekmediği dönemlere "Atatürk heykeline sıçan güvercinler" de var mıdır sormak lazım...
Artık, ne Atatürk'ü aşağılamak için "heykellerine sıçan güvercinler"in arkasına sığınan bir romancıya... Ne de o'nu savunurken "ilkel"leşen bir yazara ve şaire saygı duyabiliyorum.
Bu yazımın yayınlanmayacağını adım gibi biliyorum ama yine de yazıyorum. Umarım Türkiye'de de bir şeyler değişmiştir de iyi veya kötü eleştirilerin hepsine bir fırsat sunuluyordur...
12.10.2004

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu tarzda okuduğum ilk kitaptı. Kitaba mevzu bahis olan 10 bayanın da yaşam tarzları, görüşleri ve statüleri birbirine uzak ve öyküleri ilginçti diyebilirim. Yazarın çok fazla bir emekte bulunmadığı, akıllıca ve kolay bir eser olmuş. Fakat yine de çok kısa bir sürede ve zevkle okuduğumu söylemeliyim. Yalnız her bir bayanın başka bir konudaki ilkleri, anıları ve görüşlerini okurken o bayanın hangi bayan olduğunu anımsamak için kitabın baş taraflarından o bayanla ilgili bir kaç satır okuma ihtiyacı hissettim sık sık. Yani içeriği daha iyi bir tasarım olabilirdi. Her şeye karşın, tüm bayanlara okumalarını tavsiye edebilirim.