Toplam yorum: 3.293.572
Bu ayki yorum: 5.300

E-Dergi

ilyas ünlü Tarafından Yapılan Yorumlar

05.03.2026

Byung-Chul Han’ın Sürünün İçinde eserini okuduğumda, dijitalleşmenin hayatımızı sadece kolaylaştırmadığını, aynı zamanda bizi kamusal alandan koparıp "sağır ve dilsiz" birer uyuşmuş kitleye dönüştürdüğünü dehşetle fark ettim. McLuhan’ın yıllar önce uyardığı o "ele geçirilmişlik" halinin bugün sosyal medya ve dijital ortamlar aracılığıyla en uç noktasına ulaştığını, Twitter devrimleri veya Facebook aktivizmi gibi parıltılı söylemlerin aslında derin bir siyasi erozyonu maskelediğini gördüm. Han’ın bu çarpıcı analizi, bilinçli kararlar verdiğimizi sandığımız bir dünyada aslında dijital algoritmalar tarafından yeniden programlandığımızı ve topluluğun parçalanışına sessizce seyirci kaldığımızı bana çok net hissettirdi; adeta dijital bir körlüğün içinde uyuşurken gerçek bir krizle yüzleşmeme vesile oldu.
05.03.2026

Mehmet Özger’in bu sarsıcı metnini okuduğumda, modern dünyanın bir "sahtelikler panayırı" olduğu gerçeğiyle tüm çıplaklığıyla yüzleştim. Hakikat yerine gölgelerin peşinde koştuğumuz, ilahî sınırları ihlal ederek kendi sözümüze bile körleştiğimiz bu çağda, yazarın "zihniyet ve idrak devrimi" çağrısı bana gerçek bir uyanış gibi geldi. Kuş gölgesi avladığımız bu uğultulu dünyada, yeniden hayata bağlanabilmek için sınırın ve sözün hakikatine sığınmamız gerektiğini, imanın ancak doğru sözle tahkim edilebileceğini derinden hissettim. Özger’in hakikatin en güzel Türkçesiyle kaleme aldığı bu davet, beni hayatın kopyasından koparıp aslıyla buluşturan, sessiz ve derinden konuşan o kadim hakikatin diriliş surlarını inşa etmeye yönelik bir pusula oldu.
05.03.2026

Dr. Mustafa Merter’in Hekaton’la Son Tango eserini bitirdiğimde, mitolojik Hekatonkheires figürünün küresel operasyonlar için ne kadar isabetli bir metafor olduğunu anladım. Kitap, Web 2.0 üzerinden sızan eşik altı mesajların aile yapısını nasıl bir "ifsad" sürecine soktuğunu psikiyatri ve sosyoloji verileriyle önüme sererken; özellikle baba otoritesinin sarsılması ve "toplumsal cinsiyet" adı altındaki kimliksizleştirme politikalarına karşı önerilen "Yüksek Sosyal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü" fikriyle bu tehdidin ancak devlet düzeyinde bir savunmayla durdurulabileceğini kanıtlıyor. İçi boşaltılmış modern kavramların ardındaki asıl niyeti deşifre eden bu çalışma, benim için kadim terbiye sistemine dönüş noktasında bilimsel bir uyanış manifestosu ve modern kaosun ortasında sarsıcı bir rehber oldu.