Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ŞULE SARPKAYA İREZ Tarafından Yapılan Yorumlar
Fiyatına göre tercih edilebilir bir sudoku kitabı.
Öncelikle kitabın kompakt bir bilgi kaynağı olduğunu düşünüyorum. Fromm kitabı dört bölüme ayırmış. İlk bölümde itaatsizliğin aslında özgürleşmeni kaynağı ve insanca gereklilik olduğundan bahseder. Otoriteye olan itaatin insanlığın gelişimini engellediğini söyler. Zira yazarın dediğine göre tarihte her büyük ilerleme, otoriteye karşı bir tür başkaldırıyla başlamıştır. Bu yüzden itaatsizlik bir “ahlaki sorun” değil, tam tersine ahlaki bir zorunluluk olabilir. Otoriteyi ikiye ayırır rasyonel ve irrasyonel olmak üzere. Rasyonel olan bilgi ve uzmanlığa dayanırken irrasyonel olan güce ve korkuya dayanır. 2. bölümde mutlak otorite ve iman kavramlarına değinilmiştir. 3. bölüm, ideal devletin ve kurumların nasıl olması gerektiği üzerine. 4. bölüm ise bir ders niteliğinde olup yazar kendi deneyimlerini ve bilgilerini aktarmış. Fromm‘u çok beğenerek okuyorum ve bunun başlıca sebeplerinden birisi de anlaşılır olması.
Hegel’in felsefi anlamda ziplenmiş kitabı. Kitap düşünür ışık olmuş, kimi zaman eleştirilmiş kimi zaman karşıt cevaplar verilmiş. Ancak sanat tarihinin temellerini attığı bir gerçek. Açıkçası bana okuması zor geldi çünkü ilk kez Hegel ve bu konu üzerine felsefi bir kitap okuyorum. Hegel kitabı üç bölüm altında ele almış; birincisi estetik ve güzel sanat, ikincisi doğa güzelliği, üçüncüsü romantik sanat ve modernlik. Hegel’e göre sanat İdea’nın duyusal görünümü olarak ortaya çıkıyor. Bunları ise çeşitli sanat dallarını açıklayarak yazmış. Derinlik, içsel duyunun dışa vurumu, ifade biçimleri zaman geçtikçe tarihsel süreçte azalıyor bu da sanatı bir nevi bitiriyor diyor Hegel. Bu ifadeyi katılıyorum ancak hiçbir bilgi birikimimle değil sadece kendi gözlemimle. Sanki eski kitaplar, eski filmler daha derin eski müzikler ya da resimlerse daha dokunaklı gibi geliyor. Benim için zor bir okumaydı ancak bu alana ilgisi olanlar için güzel kısaltılmış bir kitap denebilir.
Uzun zamandir “oku” listemde olan, yer yer şaşırtıp yer yer üzen bir hikaye; Eşekli Kütüphaneci. Çoğunluğun yararı için karşılıksız çaba sarfeden bir adamın; Mustafa Bey’in hikayesi. Köy köy gezip insanlara kitap taşıyan, kadınlara, çocuklara okuma sevgisi aşılayan ve bunu başarabilmek için kendini paralayan ama sonunda yarı mutlu yarı buruk kalan Mustafa Bey. Mustafa Bey sadece eşeğine atlayıp köylere taşıdığı kitapları anlatmaz, başkentle kurmak zorunda olduğu bağları, politik engelleri, köy enstitülerini, kıyılan emekleri, ezilen hayalleri de anlatır. Bu hikayeyle devrine müthiş bir ışık tutan Mustafa Bey manevi kalkınma lideri olarak addedilir. Tüm çabalarının sonucu hüsranla bitse de Yunan ve Türk kardeşliği için verdiği çaba alkışlanasıdır. Esasen çok manidar ve gerçekleşmesi imkansıza yakın hayaller de olsa hikaye olarak azbuçuk okuru tatmin ediyor. İki şehir kucaklaşması küçük ve umutsuz da olsa gönül ister tüm dünya için bunu tahayyül edebileceğimiz günlerimiz olsun!
Kalemini çok çok sevdiğim yazar Hakan Günday’ın toplama öykülerinin derlenmiş kitabı; Derz. Daha önce Kinyas ve Kayra kitabinin 20. yıla özel baskısından tutun OT dergisinde yer alan öykü ve kısa yazılarına kadar güzelce toparlanmış ve okura sunulmuş. Bazı yazıları tam Günday dedirtiyor bazıları asılı kalmış ama genel olarak hepsini beğendim. Hele o Trioloji bölümü… Nefisti… Zamanına uygun yazdığı dergi yazıları, bugün için geçmişi hatırlatıcı nitelikte olmuş. Siyasi giydirmeler de çokça yer alıyor. Hızlı bir okuma, akıcı bir kalem ve şahsına münhasır tarzıyla güzel bir derleme olmuş.