Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ŞULE SARPKAYA İREZ Tarafından Yapılan Yorumlar
Üçlemenin son kitabı kapanış romanı ama dahası gelse okunur dedirten Osman kitabı. Tadı damağınızda kalıyor. Şebnem ve Osman hayatınıza dahil olmuş insanlar olarak geçmişe gömülüyor. İç çekip yolunuza devam ediyorsunuz. What a waste! what a waste…
Kalemini sevdiğim Ayfer Tunç’tan tüm duyguların okura mükemmel geçtiği, sıkıntılı ama bir o kadar da icimizden bir kitap; Dünya Ağrısı. Kaynaya kaynaya sıvılığını kaybetmiş, yoğunlaşmış, ağdalaşmış bir tencere yemek gibi. Okudukça bunalıyor, olayları bilmeseniz de hislere tam olarak haiz oluyorsunuz. Mürşit’in gölgelenmiş bunalımları, Madenci’nin esrarengiz yaşantısı ve iç gıcıklayıcı, girift olmuş bir hikaye. İlk sayfalardan nefesiniz daralıyor. Derin bir iç çekip bolca kitaba ara veriyorsunuz. “Düğüm” için de içim sıkıldı, boğazım düğümlendi yorumlarını çok almıştım ama bana o kadar da değil güzel toparlanıyor, en azından olumlu bitiyor diyerek okurların içine su serpmeye çalışıyordum. Gelin görün ki bu kitap da bana aynı hisleri yaşattı. Demek ki içinde olunca anlaşılmıyormuş. Dünyanın tüm acıları, ağrıları toplanmış satırlara. Gücü olan tutup ucundan okusun, okuyup kaldırsın.
Gerçek olamayacak kadar güzel, ilginç ve zor bir hikaye. Fransız bir kadın ile Japon bir erkeğin Hiroşima’da karşılaşıp bir gün geçirmesini anlatıyor kitap. Uzun süredir izle klasörümdeki filmini, önce kitabını okumak için bekletmiştim. Ama kitap sanki filmden sonra, filmi anlatmak için yazılmış gibi. Önceliği filme versem daha iyi olabilirmiş çünkü öyle ayrıntılar var ki, acaba bunu da yazıldığı gibi çekebilmişler mi diye incelemekten filmdeki duygusal sahneleri kaçırdım. Son derece iyi işlenmiş. Hiroşima kalıntıları, psikolojisi, ilişkileri, yaşanmışlıklar… Epey ayrıntılı ve güzel bir kitap. Yazar kafa yormuş ve gözünde canlandırıp defalarca oynatmış senaryoyu, belli. İç sesleri ayrı sevdim, beklenti dışı bitmesini ayrı. Kötülüklerin içinde güzellik bulan herkes adına yazılmış gibi.
Öylesine iç bunaltıcı, öylesine kasvetli bu etkiyi neyin yaptığını çözemedim. Çünkü cümlelerde kızgınlık yok, hayıflanma yok, sadece anlatı var. Okudukça yanlışları gözünüze sokan bir kadın var. Değeri bilinememiş bir ortamda kendini farklılaştıran bir kadın. Kitapta hızlı akan bir yaşam nakşedilmiş. İstese 3 cilt kitap olurmuş ama kısa ama atlamalıdan, boşlukludan ziyade hızlı hızlı yazılmış gibi uzun bir filmi x4 ile izlemek gibi. İçinizi sinir ve üzüntüden buz gibi yaptığı, tir tir titrettiği yerler de var, özgürlüğün ve umursamazlığın ferahlattığı yerler de. Çocukluğun sıkışmış kalmış hisleri, gençliğin gelişmeye çalışan duyguları, sevmeden evliliğe evet demesi, hastane yaşamının soğukluğu… Her şey öylesine apaçık ve çırılçıplak ki. Kaç kişi bu şekilde yazmaya cesaret edebilir bilemiyorum. Hiçbir çekincesi yok gibi. Okuyunca “gamlı prenses” lakabını sonuna kadar haketmiş bir yazar olduğunu görüyor, değerinin kısacık yaşamına sığamayıp ölümünden sonra anlaşıldığına üzülüyorsunuz.
Çok tatlı, her kitabım için alabilsem keşke.