Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ŞULE SARPKAYA İREZ Tarafından Yapılan Yorumlar

Suat Derviş’in dört ayrı öyküsünün derlenip oluşturulduğu, değeri yeterince bilinmemiş kült eseri Kara Kitap, gotik edebiyatın ve korku edebiyatının ilk örneklerinden sayılıyor. Asıl adı Hatice Saadet olan yazar bu kitabının içindeki dört öykü olan Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Kara Kirap, Buhran Gecesi ve Fatma’nın Günahı adlı eserlerini Osmanlı’nın son zamanlarında yazmaya başlayıp Cumhuriyetin ilk dönemlerinde bitirmiş. Hem dönem geçişlerinin olması hem de o dönemde kadın bir yazar olması ve de türünün ilk örneklerinden olması ayrıca önem taşır. Dört öyküye daha yakından baktığımızda kadın karakterin ve onun sevgisinin ön planda olduğunu görürüz. Kitapta işlenen doğa üstü olaylar, günahlar, acılar ve ölümler, tekinsizlik hissiyle harmanlanmış. Çok tarzım olmamasına rağmen sadece deneyimlemek için okuduğum bir kitap oldu.
Kadın olmanın gerçeğini okurun yüzüne tokat gibi vuran bir kitap; Sıfır Noktasındaki Kadın. Yazar kitabın önünde Kanatır Cezaevi’nde karşılaştığı Firdevs adında bir kadının, fahişenin hayat hikayesini anlatır. Kadın olmanın hele hele de Orta Doğu coğrafyasında bir kadın olmanın zorluğu tüm gerçekliğiyle ve tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş. Öylesi topraklarda hemen hemen her kadının yaşamı Firdevsinkiyle paraleldir. Firdevs ise tüm gücünü toplayıp hala dik durmaya çalışırken “sıfır noktasında” kendini bırakmak zorunda kalıyor. Bu bir yenilgi gibi görünse de verdiği mesajlar ve kitabın yıllardır basılıp okunmasıyla hala hikayesi dimdik ayakta.
Oğlum bu yazara bayılıyor. Bilim kurgu olarak tasarlanmış güzel bir çocuk kitabı. 8-9 yaş için uygun.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Hoş bir dili var. Hikaye baba-oğul-sevgili üzerinden ilişkileri yorumlayarak, hicvederek, çözümleyerek gidiyor. Yazarın aynı zamanda psikiyatr olduğunu satır aralarından yakalamak zor değil. Kişiliz analizleri ve muhtemel davranış sebepleri üzerinden akıyor kitap. Dilini, tutumunu beğendim. Sadece karakterlerin muzip hicivleri aynı şekilde verilmiş, tek ağızdan. O da o kadar rahatsız edici değil. Diğer kitaplarına da şans vereceğim.
Uzun zamandır takip ve takdir ettiğim Psikiyatr Alper Hasanoğlu’nun okumaya vakıf olduğum ilk kitabı. Aşk üzerine okumayı sevmem ancak yazarın etkisiyle aldığım ve okuma boyunca başta kendim olmak üzere herkesi tarttığım bir kitap oldu. Haddinden fazla verimli ve yapıcı. Konuşmalarını dinlediğim ve az çok tarzını anladığımı düşündüğüm için kitap çok tanıdık geldi. Öyleki kitabı tamamen Alper Bey’in sesiyle okudum diyebilirim. Anlatımı ve dili anlaşılır ve akıcı. Yeni basım için yazdığı son söz çok yerinde olmuş. Nesnel kalmak için çabaladığını yazmış ki bence tam kararında. Ancak okuyan tutuk kesim için eleştiri oklarını alacağı kesin malesef… Ben çok beğendim. Ayrıca kendisini bu kadar geliştirmiş, bir çok alanda ihtisas yapmış biri olarak (felsefe dahil) kitabının kapağında isminin başına “Dr” bile eklememesi ayrıca dikkat çekici. Sonuçta bu kitabı psikiyatr gözüyle yazmış ve ben kendisini psikiyatr kimliğiyle tanıdım. Bu kitap diğer okuyacaklarımın öncüsü olsun.