Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423

E-Dergi

rabia nazik k.y. Tarafından Yapılan Yorumlar

22.09.2005

Belki de "İnsan Ferrari'sini de satıp bilge olur mu" diye, sadece ismine itibarla bile alınıp okunan bir kitap..Demek Ferrari'yi satmak çok büyük bir şeydir, demek böyle değerlidir madde...Doğru, madde ardındaki manayı bilmeyince madde paha biçilmez oluyor.. "A tipi kişilik" dediğimiz yoğun iş temposuna sahip insanların hayatı gittikçe anlamsız buldukları bu günlerde, bu kitabın bu kadar çok satması beni şaşırtmıyor..Sadece bugün 3 kişide daha bu kitabın olduğunu gördüm..Otobüste biri daha bu kitabı okuyordu vs...Ama sunulmaya çalışılan teknikler aslında çok farklı şeyler değil..Mevlana'nın Mesnevi'sini okuyanlar, popüler kültürün kuşattığı bu kitapta bulduklarından çok daha engin ve daha realist bilgiler bulacaklardır. Aynı şekilde büyük İslam düşünürlerinin eserlerini okuduklarında bu tip kişisel gelişim kitaplarının ve yoganın ne kadar boş ve yüzeysel kaldığını göreceklerini düşünüyorum..Teknikler içinde bir "Gülün kalbi" var ki, İslami hayat felsefesinde her şeye bakış öyle bir "tefekkür" nazarıyladır..Yani o nesneye yönelmek, onda başka şeyleri düşünmek ve nihayetinde onu yaratan Rabbin büyüklüğünü güzelliğini hissetmek vardır...Kur'anda Gökyüzüne, kuşlara, bal arısına bakmak ve bunun gibi pek çok tavsiyeler vardır..Tefekkür pencereleri açılır evreni inceledikçe..Böylece insan huzurla dolar, milyonlarca yıldızın dönüp durduğu uzay boşluğunda dönen bir küçük küre üstünde yaşadığını hissettiğinde kafasına takılan ufak tefek şeylerin aslında ne kadar önemsiz olduğunu hatırlar...Daha neler neler..Bunun için huzuru ararken, huzurun kaynağına yönelmeli..Ebedi huzur için, bu dünyanın sonrasındaki dünyayı düşlemeli ve oradaki güzellikleri istemeli, bunun için de burda çaba göstermeli diye düşünüyorum..Yoksa burda istediğimiz kadar karamsarlıkları bir kenara atıp 10 yaş gençleşelim, ölüm her an kapıdayken, huzur yine sınırlı kalır..Gerçek huzur, bu dünyayı ve akabinde sonsuz hayatın olduğu ahireti düşünerek yaşamakta olmalı..Çünkü insan gönlü öyle geniştir ki, bu dünya ona yetmez..Ona yetecek olan sonsuzluktur..O da cennettedir...
Kitaba dönecek olursam, içinde çok güzel bölümler olduğu için, bir kaç cümle bile bize ışık sunabileceği için güzel bir deneyim olabilir..Ama yineliyorum ki, teknikleri uygulayalım, teknikler araba kullanmayı bilmekse, yolculuğun nereye olduğunu unutmayalım...sevgiyle...
22.09.2005

İsim ve Ateş adlı iki bölümden oluşan kitap, isim ve ateş arasında geçen bir yeniçeri devrini anlatmaka ve onun yakınında zuhur eden bir aşkı..Sadece şu iki paragrafla yüzyüze gelmek için bile tüm kitap okunmaya değer diye düşünüyorum;…Eyüp oyuncakları satan yaşlı oyuncakçıyı hatırladım. Nur’a uykunun sularına düşerken eşlik etmesi için müzikli bir salıncak alırken bir vidasının gevşek olduğunu fark etmiştim. Usta, şunu bir sıkıştırıver demiştim. Yoksa iki gün sonra dağılacak.
Gülümsemişti. Bırak gevşek kalsın, demişti, ki dönüp yine bana gelesin.
Aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağın olmasının mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp aşka tapmasın diye. Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye, aşkı bitimli kılmıştı. Bitmemesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O’ydu. Fakat kaderi öfke ile rıza arasında sallanıp duran aşkın beşeri yanı ruhani yanını tedirgin edip duruyordu. …

…Değil mi ki bir kez ismi koyulmuşsa tarihin bir döneminde şaşaayla var olmuş ve sonra sonsuza değin unutulmuş şehirlere unutuluş yok. İlahi muhayyile de çünkü unutuş yok. Gelmiş ve geçmiş bütün ateşlerin tutuşturabileceği kadar hararetli alevlerde yansın bütün defterler.
Allah’ın defterleri yakılabilir mi?....
23.01.2005

Bir nefeste okudum ve bambaşka diyarlara gittim bu kitapla..Bu ne ince bir bakıştır, ne derin bir nefestir efendim !...Tasvirler, tespitler, konunun özgünlüğü..hepsi çok hoştu gerçekten..Bu kitabın %90 esin ile yazıldığını söyleyen Nuriye Akman'a kesinlikle katılıyorum..Büyüleyici bir kitap, herkesin okumasını dilerim...
05.09.2004

Çok sayıda kısa soluklu yazı okunduğunda zihinde oluşan yoğunluk bazen insanı yoruyor. Uzun soluklu bir hikaye ise çoğu zaman için dinlendirici. Bu roman da öyle. Çok güzel mesajları uzun bir anlatımda veriyor. Sanırım hikayenin devamı da yayınlanacak, eğer öyle olursa devamını da okumak isterim.
05.09.2004

İlk heyecanlar, ilk lezzetler çok samimidir ya, işte bu kitapta da yazarın belki ilk satırları tüm samimiyetiyle, tefekküre bakan yönüyle karşımızda.