Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Emre ÖZTÜRK Tarafından Yapılan Yorumlar
Hep okumak istediğim bir klasik; Dostoyevski'den Kumarbaz. Eserimizin ilgi çekici yanı yazarımızın Dostoyevski olması dışında yazılma amacının hikayesi; yazarımız hayatının belirli bir döneminde ödeyemeyeceği kadar borca sahip oluyor ve sonrasında imdadına Stellovski yetişiyor, belirli bir anlaşma karşılığında yazarımızın bir kitap yazması söz konusu; bu anlaşma ise kitabımızın ismi gibi tam bir kumar, Dostoyevski ise hiç tereddüt etmeden bu anlaşmaya imza atıyor ve sonucunda bu keyifli romanı bugün okuyabiliyoruz.
Kitabımızın içeriğinde; dönemin Rus kültürüne, insanlarına, Rus - Fransız ilişkilerine, anlaşılması güç bir aşk hikayesine ve belki de daha iyi bir şekilde kaleme alınamayacak bir kumarbazın düşüncelerine yer verilmiş. Dili yer yer değinilen Fransızca sözler sebebiyle yer yer anlaşılmayı güç kılsa da, dönemin Fransa kültürü ve Rusya üzerindeki etkisi hakkında bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Okumanızı tavsiye ederim...
Kitabı elime almadan önce Beyaz’ın hikayesi sanıyordum; Beyaz’ın Zambaklar Ülkesindeki hikayesi. Konusunu okuduğumda virgülün gücünün birkez daha farkına vardım.
Kitabımız bir kurtuluş, kuruluş hikayesini bizlere sunuyor. Bağımsızlıkları sonrası milleti dışında hiçbir şeye sahip olmayan Fin halkının, Snellman önderliğinde, bugünkü Finlandiya’nın temellerini nasıl attığına şahit oluyoruz.
Kitabın içeriğinde fin halkının o günkü durumu, hatalarını düzeltme çabaları ve istediğinde insanın neler yapabileceğine şahit oluyorsunuz.
Bir konuya değinmek isterim ki anlatım genellikle toz pembe yapılmış yani böylesine zor şartlar altında bırakılmış bir milletin attığı sağlam temeller karşısında süreç pürüzsüz mü ilerledi?
Ulu önderin neden bu kitabı tavsiye ettiğini daha kitabın ilk sayfalarında anladım; hayranlık duyulası bir milli bilince şahit oluyoruz; istemeseniz bile içinizdeki milliyetçi benliğin kabardığını fark ediyorsunuz.
Okumanızı tavsiye ederim…
Paulo Coelha’dan okurlarına öğütler…
Yazarımız kitabında hayatı, onun önemli noktalarını, o noktalarda nasıl bir düşünce yapısı içerisinde davranış göstermemizi bizlere açıklamış ve bunu klasik kişisel gelişim kitapları gibi değil de “ben farklıyım” dercesine okçunun yoluyla bizlere ulaştırmış.
Coelho’nun verdiği öğütlerle hayatımızda belki birçok kez karşılaştık lakin okçunun yolu ile ilk kez karşılaşıyorum.
Anlatmak istediği şeylerle yöntemi o kadar uyumlu ki daha iyisini olamazdı diye düşünüyorum; yani yazarımız yöntem konusunda en iyisini bize sunmak istemiş.
Lakin içeriğinin o kadar özel olmadığını üzülerek söylemek zorundayım, yani kötü demiyorum lakin beklentim yazarımızın etkileyici eserleri sebebiyle yüksekti…
Kitabı kaleme alan kişi Zülfü Livaneli ve haliyle harika bir eser.
Kitabımız Sultan 2. Abdülhamid Han'ı temel alıyor ve tahttan indikten sonraki sürecin anlatımı ile başlıyor.
Hem fevkalade bir roman tadında hem de tarih meraklıları için birebir; gerek kitabın zengin kaynakçası gerekse yazarımızın objektif anlatımı ile yazılanların yaşanmışlığından şüphe etmek güç, sanki Livaneli tarihle aramıza çekilmiş perdeden bizler için bir açıklık bırakıyor. Yalnız Kaplanın Sırtında değil diğer eserlerinde de bu gerçek çarpıcı bir şekilde ortada, geçmişimizden özenle seçilmiş konuları araştırıp irdeleyerek ve yetkin kalemiyle birçok edebi eseri bizlere sunmuş.
Kitabı okurken şunu fark ettim ki Sultan'ı ne yermek ne de göğe çıkarmak amacıyla yazılmış, tarih neyi anlatıyorsa onu bizlere sunmuş. Sultan'ın ne kadar yetenekli ve bizler gibi insan evladı olduğunu bir kez daha anladım; bahsedilen zaman ve kişiler hakkında birçok şey öğrendim. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim...
Yazarımızın ilk kez bir eserini okudum ve kurgu yeteneğine hayran kaldığımı söylemek istiyorum. Yazım dilini gayet akıcı buldum.
Yazarımızın da tasvir ettiği gibi hayatımız dallanıp budaklanan koca bir ağaç gibi, bazı dallar uzayıp gider ve devamında birçok dallara ayrılır ve çiçek açar, bazı dallar ise daha bir karış uzamadan kuruyup gider; yaşamımızın birçok evresinde aldığımız birçok farklı karar sonucu hayatımızın da birçok yola ayrılması da, bazı kararlarımızın kuruyup giden dallar misali hayatımızda pek önemi olmadığı halde bazı yaşanmışlıklarımızın hayatımızı derinden etkilemesi de kaderimizin bir ağaç misali şekillendiğinin kanıtıdır.
Herkesin hayatında pişmanlıklar olduğu gibi Nora'nın da hayatında birçok pişmanlığı vardır ve o pişmanlıklar hayatını istemediği bir yola evrilmesine sebep olacağının ve daha birçok şeyin farkında değildi; bende bazı şeylerin farkında değildim, ta ki gece yarısı kütüphanesi ile karşılaşana dek...
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim :)