Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kitap Güvesi Tarafından Yapılan Yorumlar
Kuğunun Son Şarkısı, Selim dönemi Osmanlısının Şarkısını dillendiren bir eser... Hani herzaman batıyı örnek alır ve resimde, müzikte, edebiyatta onların daima bizden daha üstün olduğunu düşürüz ya... İşte bu kitap, bu ve buna benzer tüm yargılarımızı değiştirecek. Kitapta Beşir Ayvazoğlu, Şeyh Galib ve Hüsn ü Aşk'dan başlayıp Dede Efendi ve Hattat Rakım'la son bulan bir şarkıyı dillendiriyor. Kuğunun son şarkısını... Bu arada kitaptaki "Kaknûs"ten bahsetmeden geçemeyeceğim. Çünkü kitaba adını veren kuğular, Kaknûs'ün temsil ettiği Şeyh Galib, Dede Efendi ve Rakım'dır. Kaknûs, yeryüzünde sadece bir tane bulunan ve oldukça güzel sesli bir kuştur. Öleceğini anladığında etraftan topladığı çalı çırpı ile bir tepecik oluşturur ve bu tepenin üzerine çıkarak son şarkısını söyler. Üstelik son nefesiyle çalıları tutuşturur ve yanar. Tamamen yandıktan sonra o küllerden yeni bir kaknûs oluşur. Hikâye deyip gülmeyin sakın. Evet hikâye ama Divan Edebiyatına ilgi duyanlar için bir hikâyeden çok daha fazlası... Kitabı, Eski Edebiyat meraklılarına ve kültürümüzün Batı kültüründen aşağı olduğuna inanlara tavsiye ediyorum. Okuduktan sonra hem Selim döneminin büyüsüne kilitlenecek hem de günümüz edebiyatının temelleri hakkında görüş sahibi olacaksınız.
Orhan Pamuk hakkında neler yazılmadı neler. En populer, en çok okunan ama maalesef en az anlaşılan bir yazar olduğu söylendi herzaman. İşte İstanbul, işte Orhan Pamuk. Orhan Pamuk neden böyle diyenler, İstanbul'u özel kılanın ne olduğunu merak edenler vakit kaybetmeden okusunlar bu kitabı. Yaşamın tüm gerçekliği ve kusursuz İstanbul tasviri... Bana kitabı soranlara işte aynen bu cümleyi söylüyorum.
Okur olduğumu anladığımdan beri en çok kızdığım şey, eline kalemi alan herkesin yazarım diye ortaya çıkmasıydı. İşte Yüzleri Arayan Adam'ı ilk gördüğümde aynı kızgınlığı yaşadım. Fakat sonrasında yani kitabı okuduktan sonra Ilgın Olut'a haksızlık ettiğimi anladım. Yüzleri Arayan Adam, dört dörtlük diyemeyeceğim fakat Ilgın Olut'un mesleği göz önüne alındığında mükemmel diyebiliceğim bir roman. Kurgusu, hem yaşanılabileceği kabul edilebilecek hem de "hadi canım böyle de şey mi olur" dedirtebilecek durumda. İnsan bir taraftan okuduklarını mantığına sevkediyor, bir taraftan da gerçekliğine kesin gözüyle bakmaktan kendini alamıyor. Ilgın Olut'u yüzleri aradığı ya da Efe'nin vasıtasıyla yüzleri arattığı için kutluyorum.
Edebiyatımızda popüler romancılarımızdan bahsedildiğinde ilk akla gelen isim Ahmet Altan'dır. Fakat yazarın bu romanında kendisini Ahmet Altan yapan çok da fazla unsura rastlamadım. Altan'ın romancılığının takdir gördüğü bence iki kitabı vardır. Bunlar İsyan Günlerinde Aşk ve Kılıç Yarası.Maalesef Aldatmak'ta bu romanların tadını bulamadım. Aldatmak, Altan'ın "Çok az yazar kadını ve insanı onun gibi anlatabildi" övgüsünün yapılamayacağı bir eseridir diye düşünüyorum. Umarım düşüncelerimin yanlış olduğunu kanıtlayacak bir iki görüşü okuma imkanım olur.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki Moralızâde'nin eserinin yayınlanması gerçekten taktir edilecek bir durum.Fakat romanın orjinal metnini okuduğumda çevirinin bazı yerlerindeki hatalar dikkatimi çekti.Sanırım bunun sebebi orjinal metinin silik ya da yıpranmış olmasıdır. Bütün bunlara rağmen Berfin Yayınevi'ni eser üzerinde çalışma yaptığı ve bunu bizlerle paylaştığı için kutluyorum. Roman, yazıldığı devrin sosyal durumunun yansıtması bakımından gerçekten önemli. Okuduğunuzda konuda bir eksiklik olduğunu hissedebilirsiniz. Bunun sebebi romanın bir zeyl olmasıdır.Bunun bir hata olarak algılanmamasını rica ediyorum. Tüm okurlara romanı tavsiye ediyor fakat eserin yazıldığı yıllar göz önüne alınarak okunması gerektiğinin şiddetle altını çiziyorum.