Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ahengerselman Tarafından Yapılan Yorumlar

03.05.2025

Aynalardaki görüntüler elle tutulmasa da, onlar bizim kendi gerçeğimizdir şüphesiz. Acaba kendi gerçeğimizi ne kadar tanıyabiliyoruz aynalarda? Insån denilen bu seçilmiş varlığın sadece dışını yansı tan bu parlak cisimler bizi bize anlatmakta ne kadar gerçekçi? Yeryüzünde insânın içini de gösteren aynalar olsaydı, hiç aklıma getirmek istemiyorum, gâliba çok utanırdık. Bir düşünürün sözünü hatırlıyorum da şöyle demişti: "Eğer dış görünüşümüzün fotoğrafının çekilebildiği gibi iç alemimizin de fotoğrafı çekilebilseydi birbirimizin yüzüne bakacak halimiz kalmazdı."
03.05.2025

"Salât-ı Vusta"nın işaret ettiği bir başka gerçeklik de kalbin namazıdır. Çünkü kalbin gaflete düşmesi diğer bedenî namazları da ifsâd eder. Namazdan ancak kalbin hazır olduğu kadarı kabul olunur. Bu nedenle Hz. Peygamber: "Kalb huzûru olmadan namaz olmaz" buyurmuşlardır. Başka bir hadîste de: "İnsanoğlunun bedeninde bir et parçası var ki sağlıklı olduğu takdirde bütün beden sağlıklı olur. Hasta olduğu zaman da bütün beden hasta olur. Bu et parçası kalbdir" buyurulmuştur. Farz namazın vakte ve şekle bağlanmasına karşılık kalb namazının kaydı yoktur. Bilen/işleyen bir kalb huzurda olduğundan, onun namazı da süreklidir. Kalbin namazı olmadan kılınan namaz eksiktir; sevabı vardır, ancak sadece borcu ödemeye yeter. Ama kalbin namazı insanı "kurbiyet" makamına yani ilâhî yakınlığa dâhil eder. İşte zâhir ile bâtının buluştuğu böyle bir namaz sahibini "mi'râc"a taşır.

Son söz Nesîmî den: "Gel gel beru ki savm-u salâtın kazası vardır, ama aşksız geçen zamân-ı hayatın kazâsı yoktur."
03.05.2025

"İçine düştüğümüz hızlanma ve aynı anda birden fazla iş yapma takıntısı, işimizi, ilişkilerimizi, sağlığımızı, hayatımızı olumsuz olarak etkiliyor. Daha etkin olmak için aynı anda birçok iş yapmak istiyoruz; ama sonunda hem daha verimsiz oluyoruz hem de stresimizi arttırıyoruz. Hayat kalitemizi düşürüyoruz.

Geçenlerde Wilfred A. Peterson adında Amerikalı bir yazarın şiirini okudum. Tam da yazmaya çalıştıklarımın şiir dilinde karşılığıydı. Şöyle diyordu: "Beni yavaşlat Rabbim! Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt! Bana güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver. Bir çiçeğe bakmayı, Eski bir dostla sohbet etmeyi, Ya da yeni bir dost edinmeyi, Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, Ağ yapan bir örümceği izlemeyi, Bir çocuğa gülümsemeyi, İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı /Kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok Büyüyebilmek için. Yavaşlat beni Rabbim!"
03.05.2025

Hakikate giden yol "kıldan ince, kılıçtan keskindir" derler. Bu nedenle yolun niteliği ve niceliği bilinirse ve ona göre nasıl yürümek gerektiği önceden öğrenilirse güçlükler bir ölçüde göğüslenebilir. Bunun için de geçmişte hakikat arayıcılarının olmuş bitmiş tecrübelerini gönül ışığında değerlendirmek ve onlardan alınan hızla şimdi'den geleceğe yönelmek gerekir. "Kör, görenin koluna girerse daha çabuk yol alır."

Suyu hayal etmekle susuzluğumuzu gideremediğimiz, ateşi düşünmekle de ısınamadığımız gibi, gerçeğe de saf zihinle aslâ erişemeyiz. Gerçek bizden adım atmamızı, aksiyon içinde bulunmamızı istiyor. İkbal'in deyişiyle: “Bir yerde durup kalmak bize uygun düşmüyor. Bizim işimiz her an müşâhede etmek, her an çabalamak, kanatsız kolsuz uçmaktır
03.05.2025

"Kıyâmetler içinde belki de en anlamlısı "Ariflerin Kıyameti" dir Böyle bir kıyâmeti ancak "Ölmeden önce ölmeyi gerçekleştirenler" yaşayabilir. Çünkü onlar beden mülkünün Sultan'ında fenâ bulmuşlar ve "Rûhânî Emâneti" idrak etmişlerdir. Artık onların gözünde her şey (izâfı varlık) silinmiş, Kur'ân'ın eşsiz ifadesiyle "Küllü şeyin hâlikun illâ vecheh" yani "Yaratıcı'nın yüzünden başka her şey helâk olacaktır" âyeti onların değişmez zikri olmuştur. Hak âşıklarından Ganiyy-i Muhtefi de bir nefesinde "Ariflerin Kıyâmeti"ne şöyle değinir: "Bilinenden farklıdır arifin kıyameti/ Bir an değil bir ömür sürmekte fehâmeti."