Toplam yorum: 3.284.479
Bu ayki yorum: 5.985
E-Dergi
Lisân-ı hafî Tarafından Yapılan Yorumlar
'İnsan kendi izlerini silmeye çalışırken, başkalarının hayatında derin kesikler, büyük lekeler bırakabiliyordu.' Geçmişini arkada bırakamayan Eyüp'ün gördüğü rüyalarının etkisiyle ansızın yaşadığı şehirden ayrılıp İstanbul'a gelmesi ve Pilar’ın Eyüp’ün rüyalarını yazdığı defteri de alarak eşinin peşinden gitmesi ile devam eden trajik bir roman örgüsü sarmalıyor bizi. Her karakterin yaşadıklarını kendi ağızlarından aktarıyor, böylece acılarını daha iyi anlamamızı sağlıyor Nermin Yıldırım. Yıllar boyu süren suskunluklar, aile sırları okurken acı verse de elinizden bırakamıyorsunuz. Tüm kitapları gibi bu kitabı da cok etkileyici idi. 'Geçmişi ne kadar arkanızda bırakabilirsiniz? Ondan uzağa kaçmayı başarabilir misiniz? Ya da şöyle söyleyeyim gücünüz var mı bunları yapabilmeye?'
"Herkes kendi ağrısını hissediyor, ama bir kez olsun ötekinin ağrısını hissetmeye çalışmıyor." Tam da bu nedenle Leyla yürümek istedi, olduğu ya da olamadığı bir yerden kendisini keşfetmeyi bilecek olanların olduğu başka yerlere.Ya da kendi kendini keşfetmeye.Zihninde tutup biriktirdiği ne varsa bilinmesini istiyor artık.Arayış içinde Leyla,gördüğü rüyalar eşlik ediyor kendisine . Tanıştığı insanları dinlemeye,bir yandan da konuştukça insanları anlamaya başlıyor.Bazısının hikayesine ortak da oluyor.
Romanlarında karakterin içine içine konuştuklarını zihin ve dil arasındaki bağı o kadar güzel ve yerinde aktarıyor ki;bana göre okuyucunun da içine işliyor satırları.
*Mümkün müydü bu? İnsan okuduğunu yaşayabilir miydi aynı anda?*
Ama evet yaşayabiliyormuş.Haleti-ruhiyem de pek müsaitti buna.
*..fazla özellikli olmak her zaman yalnızlaştırır insanı...*
Yalnız kalmak derinlere içlere yolculuk yaptırır.Tam da öyle bir dönemde tanıdım Irmak Zileli hanımefendiyi bir daha da asla bırakmadım.
"İnsan ya yüreğinin derinliğinden yapmalı bir şeyi ya da hiç yapmamalı." ne güzel bir cümle.. Okudukça kendini okutturan kitaplardan Tutku. Jeanette Winterson ile ilk bu kitabı ile tanıştım. Harika bir anlatımı var. Bir yanı masalsı bir yanı tarih kokan bir kitap bahçesinde geziniyor hissiyatı ile okudum.
*Beni soracak olursanız, sevecek kimsem olmadığında kirpiler gibi davranmanın en iyisi olduğuna inandım, kalbimi yaprakların arasına sakladım.*
Eski zamanların kokusunu teneffüs ettiren, satırlarının arasında yüzdüren, zevkle okunacak bir roman. Yazarın dili muazzam , konusu merak uyandırıyor. Bir tatlı huzur almak isteyenler için tavsiye ederim..
"Kabuğu soyuldukça acıyanlar, en çok çocukluk yaraları değil mi?
Bir yayınevine gönderilen iki kız kardeşin birbirlerine yazdıkları gizemli mektuplar ile zamanda yolculuk yaptırıyor bize Nermin Yıldırım. Her kelimesinde duyguyu hissettirerek, geçmiş ile gelecek arasında gidip gelirken Suad ile Behiye arasında savrulup duruyorsunuz. Kendisine verilen yaşamı kabul görmeyip kendisinin yapamadıklarını bir başkasında hayal eden ve yaşatan benliklerin anlatıldığı saklı düşüncelerin bir fotoğrafı olarak çıkıyor Suat karşımıza. Kitabın ismi de konusuna yakışır olmuş bence. Saklı kişiliklerin haritalarında merakla geziniyor, satırların arasında gizlerin peşinden sürükleniyorsunuz.”Düşünmek canımı acıtıyor, hatırlamak yaralarımı kanatıyordu. Ne günışığına bakabiliyor ne insan sesine katlanabiliyordum.” Suad’ın bu cümlesi onun ruhsal dünyasını bize tam da yansıtıyor. Umutsuz ve mutsuz süren bir hayat.
"Ölemeyenler hep böyle yapar; usul usul, sessizce erir."
Yüreğine Sağlık Nermin Yıldırım.