Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Orhan Pamuk’un bu kitabı, İstanbul’un hem fotoğraflarla hem de yazarın duygusal bakış açısıyla keşfedilmesini sağlıyor. Eski fotoğraflar ve resimlerle şehri bir başka gözle görmek gerçekten büyüleyici. Pamuk’un anlatımıyla, İstanbul’un geçmişine doğru yapılan bu yolculuk, okurken hem nostaljik hem de dokunaklı. Eğer şehri ve onun geçmişini seviyorsanız, mutlaka göz atmanız gereken bir eser.
Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra’nın, geçmişin izlerini süren bir romanı. Anlatıcı, bir yazar adayı olarak, hayatını sigaralarla, kadınlarla ve yalnızlıkla geçirirken, aynı zamanda geçmişin karmaşık, bazen de acı verici hatıralarıyla yüzleşiyor. Zambra, bu romanında, Pinochet diktatörlüğü döneminin gölgesinde yaşananları, büyük bir depremin getirdiği kayıpları ve çocukluk aşklarını derinlemesine keşfederken, bireysel bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, yalnızca kişisel bir geri dönüş değil, aynı zamanda toplumsal ve tarihi bir hafızanın da izlerini takip etmek anlamına geliyor. Ev, kaybolan bir yer değil, yeniden bulunması gereken bir hâl olarak ortaya çıkıyor. Zambra, zaman ve mekân arasında gidip gelirken, kaybolmuş ve kaybettirilmiş bir dünyayı yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Bonzai, Alejandro Zambra’nın debelenen, zarif ama bir o kadar da yoğun ilk romanı. Julio ve Emilia’nın ilişkisi, yalnızca fiziksel değil, edebi bir birliktelik üzerine kurulu. Birlikte okudukları metinlerle, Flaubert’ten Mişima’ya kadar, kendi dünyalarını inşa ediyorlar. Zambra, bu romanda, gençliğin naifliğiyle büyüyen bir aşkı ve onu çevreleyen edebi mirası, tıpkı bir bonzai gibi şekillendiriyor. Fakat bu şairane ve entelektüel birliktelik, hayatın sert gerçekleriyle karşılaştığında dağılmaya başlıyor. Emilia’nın ölümü ve Julio’nun hayatta kalması, hem bireysel hem de edebi bir ölüm ve yeniden doğuşu simgeliyor. Zambra, geçmiş ve gelecek arasındaki bu ince çizgide, okura hem aşkın hem de edebiyatın kaçınılmaz biçimde çözülen doğasını gösteriyor.
“Ağaçların Özel Hayatı” romanı, Alejandro Zambra’nın geçmiş ve gelecek üzerine düşündüren, zamanın belirsizliğine dair derin bir hikâye sunuyor. Şilili yazar, resim kursundan dönmeyen Verónica'nın yokluğu etrafında şekillenen bir anlatıyı, Julián’ın doğaçlama hikâyeler aracılığıyla geliştiriyor. Bu hikâyelerde, sadece bir çocuğa değil, bir çiftin geçmişine ve olası geleceklerine dair çağrışımlar da var. Bekleyiş ve anımsamalarla, sadece karakterlerin değil, okurun da zamanın geçişine dair hissettikleri derinleşiyor. Zambra, bu kitapta geçmişin izlerini geleceğe taşırken, her kelimede kaybolmuş bir umut ve yeniden buluşma arzusunu keşfe çıkıyor.
Yılmaz Aysan, 12 Eylül 1980 darbesinin gölgesinde şekillenen bu dönemin sol hareketinin görsel kültürünü belgeliyor. 1960'lar ve 70'lerde gençlerin dünya ile etkileşim biçimlerini, yaratıcı iletişim yollarını ve toplumsal mücadeleye dair görsel anlatıları keşfederek, geçmişin bu önemli dönemini günümüze taşıyor. Kitap, o dönemin gençliğinin isyanını, ses çıkarma ve dünyaya müdahale etme arzusunu somutlaştıran afişleri, görselleri ve kültürel ipuçlarını sunuyor.