Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar

02.04.2025

Huxley’nin geleceği Bradbury ya da Orwell gibi karanlık değil ama ürkütücü derecede steril. İnsanlar mutsuz olmasın diye bireysellikten vazgeçilmiş, gerçek düşünceler yerine hipnopedya var. Bebekler laboratuvarda üretiliyor, aile kavramı bile ahlaksızlık sayılıyor. Herkes mutlu ama sahiden mi? Okurken “Böyle bir dünyada yaşamak ister miydim?” sorusu sürekli kafayı kurcalıyor. İdeal toplum mu, korkunç bir kabus mu? Cevap hiç de net değil.
02.04.2025

Doktor Jivago, hem büyük bir devrimin hem de kişisel bir trajedinin romanı. Pasternak, destansı Rus romanı geleneğini modern çağa taşıyor ama Tolstoy’un aksine devrimin romantik bir hikâye olmadığını hissettiriyor. Jivago’nun hayatı, sürüklenen bir yaprak gibi, rüzgâr ne yöne eserse oraya savruluyor. Aşk, tarih, şiir ve ideoloji iç içe geçmiş. Ağır ama derin, sabır isteyen ama okuduktan sonra zihinden çıkmayan bir kitap.
02.04.2025

Bilimkurgu ve antimilitarizm bir araya gelince ortaya gerçekten sert ve düşündürücü hikâyeler çıkıyor. Asker Kaçağı, sadece savaşın yıkıcılığını anlatmıyor, onu sorgulamayı bile unutan zihinlere bir tür şok etkisi yaratıyor. Robotlardan uzaylılara kadar farklı bakış açılarından militarizme karşı sert ama yaratıcı eleştiriler var. Bilimkurgu severler için sağlam bir seçki, özellikle Philip K. Dick ve Stanislaw Lem gibi ustalar işin içindeyken.
02.04.2025

Baştan belli olan bir cinayet ama okurken insan yine de engellenmesini istiyor. Kırmızı Pazartesi, sadece bir ölüm hikayesi değil, bir toplumun nasıl olup da suskunlukla suça ortak olduğunu gösteren bir tokat gibi. Marquez’in büyülü gerçekçiliği burada yerini katı bir gerçekliğe bırakıyor ama anlatım yine etkileyici. Okuyunca insan “Herkes biliyordu ama kimse durdurmadı” diye kendi kendine söylenmeden edemiyor. Kısa ama ağırlığı yıllarca omuzda kalıyor.
02.04.2025

Zindan Notları, tam anlamıyla sürgün edilmiş bir ruhun iç sesi gibi. Bozorg Alevi, demir parmaklıklar ardında bile insanın iç dünyasında nasıl gezinebildiğini gösteriyor. Kuyruklu yıldız benzetmesi müthiş hüzünlü ama bir o kadar da gerçek: Mutluluk herkese uğramıyor. Politik sürgün, mahpusluk, yalnızlık... Ama en çok da insanın kendi kendisiyle hesaplaşması var bu kitapta. Okurken derin bir iç çekmemek imkânsız.