Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar

02.04.2025

Kitap yakılan bir dünyada kitap okumanın kendisi bir isyan gibi. Fahrenheit 451, sadece distopya değil, bir uyarı. Televizyonun, sansürün, düşüncesizce tüketmenin dünyayı nasıl boş bir kabuğa çevirdiğini gösteriyor. Montag’ın uyanışı, her okurun içinde bir şeyleri tetikliyor. Kitaplara ve düşünceye değer veren herkesin okuması gereken bir eser. Zaten yakılmaması gereken kitaplar listesi diye bir şey olsa, bu listeye ilk girenlerden biri olurdu.
02.04.2025

Mülksüzler, hem bilimkurgu hem de siyaset dersi gibi. İki dünya var: biri bireyciliğe tapan, diğeri paylaşım üzerine kurulu ama kusursuz değil. Le Guin, ütopya-distopya ayrımını ortadan kaldırıp, gerçek bir sorgulama alanı açıyor. "Devrim olabilirsiniz ancak" sözü, kitabın ruhunu özetliyor. Anlatımı sakin ama vurucu. Okuyup kenara koymalık değil, düşündükçe içinden yeni şeyler çıkaracak türden.
02.04.2025

Orwell ve Huxley’i hep konuşuruz ama Zamyatin’i es geçmek haksızlık olur. Biz, distopya edebiyatının dedesi gibi. Cam duvarlar, numaralarla anılan insanlar, her şeyin planlı olduğu bir düzen... Kulağa tanıdık geliyor mu? Zamyatin, totalitarizmin soğuk yüzünü çok erken görmüş ve bunu en mekanik haliyle anlatmış. Sadece edebi değil, politik olarak da tokat gibi bir kitap. Distopya seviyorsan, köklerine inmek şart!
03.03.2025

Kar, Orhan Pamuk'un "ilk ve son siyasi romanım" dediği, 1990’ların Türkiye’sinin siyasi atmosferini derinlemesine ele alan bir yapıt. Kars’ta geçen hikâye, siyasal İslamcılar, solcular, Türk ve Kürt milliyetçilerinin birbirine karışan hayatlarını anlatırken, başörtüsü sorunu, askeri darbeler ve toplumsal öfke gibi dönemin en acı verici meselelerine de değiniyor. Ka, Almanya'dan döndükten sonra bu karlı şehirdeki insanları ve karşılaştığı çatışmaları tanımaya çalışır. Pamuk, bu romanında mizahını da ustaca kullanarak, toplumsal sorunları düşündürürken okuru güldürmeyi de başarıyor. Kar, Türkiye'nin en temel siyasi çatışmalarına dair bir analiz sunuyor ve dönemin çarpıcı bir panoramasını çiziyor.
03.03.2025

Gece, bir yandan bireysel ve toplumsal gerçekliklerin kesişiminden doğan bir anlatı sunarken, diğer yandan bu gerçekliğin sorgulanmasını da içeriyor. Karasu, tarihsel ve toplumsal olayların izlerini metin boyunca okurun zihninde belirsiz izler bırakacak şekilde, geçmişin yankılarını dile getiriyor. Alışılmış mantıksal yapıları ve zamanın akışını sorgulayan roman, insanın iç dünyasına dair umutlar ve korkularla, soyut bir düzeyde evrensel imgelerle biçim buluyor. Bu anlatı, gerçekliği parçalayan ve her parçanın ardında derin bir felsefi sorgulama barındıran bir yapı oluşturuyor. Gece'nin dili, okuru hem tanıdık hem de yabancı olan bir dünyada dolaştırarak, insanın içsel çatışmalarına ve geçmişin etkilerine dair güçlü bir refleksiyon sunuyor.