Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar

03.03.2025

Bir çöl yolculuğu… Issız bir manzara, çaresiz bir bekleyiş, psikiyatristin gözünden anlatılan bir sürgün. Bulutlar, yavaşça ilerleyen, her anın içindeki boşluğu ve yalnızlığı hissedebileceğiniz bir kitap. Doktor Real ve akıl hastalarıyla yapılan bu uzun yolculuk, sadece fiziksel değil, zihinsel bir yolculuk da. Saer, zamanla iç içe geçmiş bir geçmiş ve şimdi sunuyor; çölün kavurucu sıcaklığında insan ruhunun derinliklerine inmeyi başarıyor. Kitap, bir yandan yolculuk hikâyesi sunarken, bir yandan da insanın yalnızlığı, akıl sağlığı ve sürgünlük gibi temalarla kafanızı karıştırıyor. Yalnızca doğa değil, insanın içsel çölü de anlatılıyor.
03.03.2025

Empatiyi ölçen bir test? İnsanların iyiliğini, kötülüğünü belirleyen, adeta ruhlarına damga vuran bir sistem? İzlanda’nın soğuk atmosferinde geçen İşaret, geleceğin değil, bugünün distopyası gibi duruyor. Teknoloji, özgürlüğün yerini alırken, toplum ikiye bölünüyor: Daha güvenli bir dünya isteyenler ve bireysel hakları savunanlar. İsberg, farklı karakterlerin gözünden büyük bir etik tartışmayı küçük detaylarla işliyor. Distopya desem değil, ütopya desen hiç değil. Kitabı kapattığınızda aklınızda tek bir soru kalıyor: Gerçekten daha iyi bir dünya mümkün mü, yoksa bu sadece bir yanılsama mı?
03.03.2025

Bir adam, devasa okyanusun ortasında yapayalnız. Sadece deniz, gökyüzü ve kaçınılmaz son… Henry Preston Standish’in hikâyesi, fiziksel bir düşüş gibi görünse de aslında çok daha önceden başlamış bir çöküşün devamı. Zengin, saygın, ama içi boş bir adam, bir anda tamamen görünmez hale geliyor. Kimse onun yokluğunu fark etmiyor bile. Lewis’in kendi kaderiyle ürkütücü şekilde paralel bir roman bu. 80 yıl boyunca unutulmuş, tıpkı kahramanı gibi kimse tarafından duyulmamış. Okyanus kadar sakin ama içten içe çırpınan bir hikâye. Sessizliğin içindeki en büyük çığlık belki de.
03.03.2025

Tropik Güncesi, büyük planların nasıl ufalanıp gittiğini anlatırken, aslında yolculuğun kendisinin hedefe dönüştüğünü gösteriyor. Kereste işinden zengin olma umudu, tropik ormanların büyüsü içinde eriyor, yerine bir tür teslimiyet duygusu geliyor. Mutis’in melankolisi buram buram hissediliyor. Bir yere varılmayacağını bile bile yola çıkmak… Hayatın ta kendisi değil mi zaten?
03.03.2025

Eski, yorgun bir gemi… Onunla dünyanın farklı limanlarında karşılaşan bir anlatıcı… Ve geminin kaptanından dinlenen bir hikâye: biraz hüzün, biraz aşk, bolca deniz kokusu. Mutis, Tramp Steamer’ın Son Durağında zamanın ve kaderin sürüklediği hayatları anlatıyor. Hikâyelerin aslında hiç bitmediğini, dalgaların onları başka yerlere taşıdığını hissettiriyor. Kitabı okurken siz de bu eski gemiye duygu yüklü bir yakınlık hissediyorsunuz. Sanki denizlerde yalnızca rotalar değil, anılar da çiziliyor ve hiçbir hikâye gerçekten sona ermiyor.