Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Pete Tombs ve Cathall Tohill'in "Avrupa Seks ve Korku Sineması," 60'lar ve 70'lerdeki sinema deliliğine ışık tutuyor. Avrupalı sinemacıların erotizmi ve korkuyu ustaca harmanlayarak yarattıkları bu yeni tür, hem izleyiciyi dehşet içinde bırakıyor hem de utanç verici bir haz sunuyor. Müstehcenliğin sınırlarını zorlayan bu filmler, dönemin kültürel çatışmalarını ve sosyal normlarını yansıtıyor. Sinemanın karanlık köşelerinde kaybolmuş bu eser, korkunun ve cinselliğin kesişim noktasında durarak izleyicileri düşünmeye zorluyor. Korku ve erotizm sevenler için kaçırılmayacak bir inceleme; sinema tarihinin karanlık ve tutkulu yanlarını keşfetmek için müthiş bir fırsat!
Pete Tombs'un "Fantastik Filmler Uzakdoğu'dan Güney Amerika'ya" eseri, sinema tarihinin göz ardı edilen ve bir o kadar da ilginç yönlerini keşfetmeye davet ediyor. "Seçkin" eleştirmenlerin göz ardı ettiği o ucuz, ama bir o kadar da eğlenceli yapımlar, sinemanın gerçek ruhunu yansıtır. Kung fu dövüşleri, kan deryaları, çarpık düşler ve duygusal vampirler, hem eğlencenin hem de yaratıcılığın sınırlarını zorluyor. Tombs, bu "ucuz rüyalar" dünyasında sizi büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Hem sinema tutkunları hem de meraklılar için eşsiz bir keşif; karanlık bodrum katlarından parlak diskolara kadar her yere uzanan bir macera!
Uğur Mumcu’nun "Mehmet Ali Aybar İle Söyleşi"si, Türkiye’nin siyasal tarihine ışık tutan önemli bir eser. İlk bölümde Türkiye İşçi Partisi (TİP) üzerine derinlemesine bir bakış sunulurken, ikinci bölümde Marksizm’in temel kaynakları ele alınıyor. Yıkılmış bir sosyalizm dünyasında, geçmişten alınmayan dersler üzerine düşünmek, günümüz politikalarına dair kıymetli ipuçları veriyor. Aybar’ın perspektifi, sosyalizme dair umutları yeniden yeşerten bir derinlikte. Politikacılar ve tarih meraklıları için kaçırılmayacak bir kaynak. Mumcu, eleştirileriyle ve samimiyetiyle okuyucuyu düşünmeye zorluyor; tarih ve ideoloji arasında bir köprü kuruyor!
Forsyth’ın "Çakal"ı, okuyucuyu hemen içine çeken bir gerilim. Kiralık katil ile gizli servisler arasındaki bu ölümcül pazarlık, adeta bir satranç oyunu gibi. 1960’ların atmosferinde, siyasi entrikalar ve suikast planları arasında kayboluyorsunuz. Forsyth, hikayesini öyle bir dokuyor ki, her sayfada nefesinizi tutuyorsunuz. Gerçek olaylardan esinlenen bu roman, soğuk savaş döneminin karanlık yanlarını ortaya seriyor. Gerçekten de bir adım ileri gitmek, sırları çözmek ve iktidar oyunları oynamak zorundasınız. Bu türden bir anlatım, aksiyon ve psikolojik derinlik arayanları tatmin edecek cinsten!
Sefiller, Victor Hugo’nun en tanınmış eserlerinden biri. Paris sokaklarında, sefaletin içinde sürüklenen insanların yaşamına odaklanıyor. Fantine’nin dramı, Cosette’in umut dolu hayatı ve Jean Valjean’ın dönüşümü, aslında birer insanlık hali. Bu kitapta, adaletin peşinden koşan bir adamın hikayesini okuyorsunuz ama sadece o değil; toplumsal sorunları da sorgulamanıza neden oluyor. Karakterlerin başından geçenler, hayatın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. Özellikle Paris’in barikatlarında geçen sahneler ve insanların hayatta kalma mücadelesi, kitaba gerçek bir derinlik katıyor. Eğer toplumsal eşitsizliklere ve insanın içsel yolculuğuna dair bir şeyler okumak istiyorsanız, bu kitap kaçırılmaması gereken bir eser!