Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Peter Szendy’nin “Üstdinleme: Casusluğun Estetik Tarihi”si, duyma ve gözetim arasındaki ince çizgiyi etkileyici bir biçimde keşfediyor. Eriha’dan başlayarak, modern öncesi Avrupa’nın gizli köşelerine iniyor ve iktidar tekniklerinin dinleme pratikleriyle ilişkisini sorguluyor. Sinema, opera ve edebiyat üzerinden dinleme ile casusluğun yapısal yakınlığını ele alıyor. Kafka’nın “Yuva” öyküsüyle derinleşen anlatım, günümüz toplumlarının işitsel gözetim biçimlerine dair düşündürücü bir arkeoloji sunuyor. Szendy, sadece teorik bir tartışma değil, aynı zamanda sanat ve iktidarın iç içe geçmiş doğasını açığa çıkaran etkileyici bir çalışma yaratıyor. Bu kitap, hem estetik hem de politik derinliği olan bir okuma deneyimi sunuyor!
M. Zafer Üskül’ün “Bildirileriyle 1950-1970 Dönemi Sıkıyönetimleri” eseri, Türkiye’nin demokratik tarihine mercek tutan detaylı bir araştırma. Kitap, Demokrat Parti iktidarından 12 Mart’a kadar olan sıkıyönetim bildirilerini derleyerek, ordunun toplum üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. 6-7 Eylül olayları, 27 Mayıs darbesi ve 15-16 Haziran işçi hareketleri gibi önemli dönemlerin arka planını çarpıcı bir şekilde sunuyor. Üskül, her dönemin dinamiklerini ayrı ayrı ele alarak, bu karmaşık tarihsel mirası analiz ediyor. Kısacası, Türkiye’nin yakın tarihindeki toplumsal patlamaları anlamak için kaçırılmaması gereken bir kaynak!
Cioran’ın “Gözyaşları ve Azizler”i, inançsızlığın derin çukurlarına dalan bir yolculuk gibi. Hüzün ve acıdan beslenen bu eser, Bach’tan Van Gogh’a, Dostoyevski’den Mevlâna’ya kadar birçok büyük zihinle bir araya getiriyor. Yazar, gözyaşlarını düşüncelere dönüştürme çabasını dile getirirken, acının ve yalnızlığın uçurumuna kadar iniyor. Cioran, çelişkilerle dolu bir yaşamı derinlemesine sorgularken, okuru kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşmeye davet ediyor. Bu kitap, belki de Cioran’ın en "Cioran" olduğu eser; çünkü her sayfasında derin bir umutsuzluk ve düşünsel bir çığlık var. Kısacası, düşünceler kadar acı veren bir yolculuk!
Bayram Bozyel’in “Diyarbakır 5 No.lu”su, yalnızca bir tanıklık değil; aynı zamanda tarihimizin karanlık dehlizlerinde kaybolmuş seslerin yankısı. Eylül 1980 sonrası hapishane hayatının dehşetini öyle bir anlatıyor ki, Nazi kamplarındaki çaresizliği akla getiriyor. Gözler önüne serilen işkenceler, insaniyetin en alt sınırlarını zorluyor. Bu kitap, birer istatistik değil, gerçek insanların yaşadığı korkunç deneyimlere dair bir belgesel niteliğinde. Tarihin bu kara lekesine dair bir bilinç uyanışı yaratma çabası, okurlar için bir yüzleşme fırsatı sunuyor. Sonuçta, bu roman sadece geçmişin hatırası değil; bugünümüzü sorgulatan bir eleştiri!
Kitap, yalnızca olayın detaylarını değil, aynı zamanda sol hareket üzerindeki etkilerini de derinlemesine ele alıyor. Bu tarihsel kesitte yaşananlar, hükümet ve medya tarafından nasıl manipüle edildiğini, sol örgütlerin nasıl bölündüğünü ve gerçek faillerin neden hesap vermediğini sorguluyor. Olayın gerçekliğini anlamaya yönelik bu belgesel niteliğindeki eser, Türkiye’nin yakın tarihinde önemli bir dönüm noktasına ışık tutuyor.