Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Asılacak Kadın, Pınar Kür’ün cesur ve etkileyici üslubuyla kaleme aldığı bir roman. Bu eser, gazetelerdeki sıradan bir cinayetin ardında yatan derin toplumsal gerçeklikleri, kadının toplum içindeki konumunu ve bu konumun yarattığı algıları sorguluyor. Üç ana karakterin, Faik İrfan Elverir, Melek ve Yalçın üzerinden biçimlenen anlatım, toplumun cinsiyet rolleri ve kadın üzerindeki baskıları net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kendini hiçbir şeyle sınırlamayan bir varoluş peşinde, Jerzy Kosinski'nin "Bir Yerde" adlı eserinde derin bir sorgulama var. Alışkanlıklardan, zevklerden ve dünyevi bağlardan arınmış bir yaşam anlayışıyla, yazar insana dair en temel duyguları, yalnızlığı ve sosyal etkileşimin değerini irdeliyor. Kahramanın yaşamı, bir boşluk duygusuyla dolu; sevdiklerine yaklaşma arzusu ise onun içsel yolculuğunun merkezine yerleşiyor. Bu eser, okuyucuya hayatın anlamını, insan ilişkilerinin karmaşasını ve yalnızlığın ağırlığını sorgulatırken, aynı zamanda basit ama derin bir varoluşsal bakış açısı sunuyor. Kosinski, bize yaşamın özünde neyin değerli olduğunu düşünmeye sevk ediyor; neyin gerçekten önemli olduğunu keşfetmemizi sağlıyor.
Alper Sedat Aslandaş ve Baskın Bıçakçı’nın derlediği "Popüler Siyasi Deyimler Sözlüğü", Türkiye'nin yakın tarihine dair bir panoramayı okuyuculara sunuyor. Bu eser, gündelik siyasetin dilini çözümlemek isteyenler için bir anahtar niteliğinde. Kadayıfın altı, yaylacılar, “70 sente muhtaç olmak” gibi ifadeler, sadece eğlenceli değil, aynı zamanda anlam derinliği taşıyan sözler olarak öne çıkıyor. Huzur ve güven ile hıyanet şebekeleri gibi kavramlar, dönemin ruhunu yansıtıyor. 2000'li yıllara taşımak, Tırt Osman 11’ler ve daha birçok maddeyle dolu bu sözlük, okuyucuya siyasi söylemin karmaşasını ve zenginliğini kavrama fırsatı sunuyor. Sözlük, sıradan bir referans kaynağı olmaktan öte, toplumsal hafızanın bir parçası olarak da işlev görüyor.
Tanguy Viel, "Ceza Kanunu, 353. Madde"de suçun ardındaki karmaşık ilişkilere ışık tutuyor. Martial Kermeur, bir cinayetin ifşası için masaya otururken, hayatının kırılma noktalarını bir krupiyenin soğukkanlılığıyla açıklıyor. Biten bir evlilik, kaybedilen bir çocuk ve hayal edilen bir tatil beldesi arasındaki ince ipliklerde dolaşırken, kasabanın ruhunu etkileyen umutların nasıl karardığını sorguluyoruz. Antoine Lazenec’in çekici projeleri, hayal kırıklıklarıyla dolu bir kasabayı parlatmayı vaat etse de, tamamlanmamış rüyaların altında yatan korkular gün yüzüne çıkıyor. Bu kara-roman, suçun tanımını sorgularken, bulanık ilişkilerin içindeki karanlığı yavaş yavaş açığa çıkarıyor. Bir yandan merak uyandırırken, diğer yandan gerçeklerin soğuk yüzüyle yüzleşmeye zorluyor.
Alev Er ve Eray Özer, "Başkaldırı Elli Yaşında" ile 1968’in Türkiye üzerindeki etkilerini yeniden sorguluyor. Yarım asırlık mesafede, o dönemin tanıklarıyla konuşmak artık mümkün değil; pek çok ses, tarihin tozlu raflarına karıştı. Ancak geride kalanlar, bu anıların ve deneyimlerin taşıyıcısı olarak bize yol göstermeye devam ediyor. 68’in sadece bir tarih değil, aynı zamanda bir tutku ve cesaret hikayesi olduğunu hatırlatıyorlar. Yazılar, geçmişe özlem dolu bir bakışla, genç kuşaklara aktarılan deneyimlerin, hayallerin ve mücadelelerin önemini vurguluyor. Bu eser, sadece bir dönemi anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bugünkü direnişin köklerine ışık tutuyor.