Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
"Haydutun Aşkı", tam anlamıyla karanlık, kasvetli bir polisiye. Massimo Carlotto’nun geçmişini göz önünde bulundurduğunda, bu kitabın hem kişisel hem de toplumsal bir isyanın izlerini taşıması şaşırtıcı değil. Adam, İtalya’nın “kurşun yılları”nda kanun kaçaklığı yapmış, yıllarca hapis yatmış, sonra affedilmiş. Hayatı tam bir politik gerilim filmi gibi. Bu yüzden yazdıkları da oldukça keskin ve sert oluyor.
"Kıyamet" tam da türler arası bir karışım! Polisiye diyorsun, kıyamet hikayesi diyorsun, sonra bir bakıyorsun Lacan, Freud, Borges falan devrede. Vallahi insanın kafası biraz karışıyor. Nikolaidis, öyle bildiğimiz polisiye romanlardan çok uzak bir eser çıkarmış ortaya. Burada bir cinayet var ama cinayeti çözmekten çok, olayların altındaki felsefi derinliğe, karakterlerin psikolojik kırılmalarına odaklanıyoruz. Yani klasik bir "katil kim?" sorusu yok, daha çok "dünya nereye gidiyor?" sorusu var. Bir de hikaye Adriyatik kıyılarında başlıyor, İzmir ve İstanbul’a kadar uzanıyor; hem mekansal olarak hem de düşünsel olarak sınır tanımıyor.
Bu kitabı okuduktan sonra bir süre boş boş duvara bakmak isteyebilirsin çünkü "Pedro Páramo" gerçekten kafa karıştırıcı ve yoğun bir roman. Juan Rulfo, tek romanıyla Meksika edebiyatında kalıcı bir iz bırakmış. Hem de sadece Meksika değil, tüm İspanyolca edebiyat için önemli bir eser bu. Arka kapak zaten baştan bizi bir toprak ağasının kötülüğüyle tanıştırıyor, Pedro Páramo. Ama bu kitap, sadece bir kötülük hikayesi değil. Ana karakter Juan Preciado’nun, annesinin son isteğini yerine getirip babası Pedro Páramo’yu bulmak için hayaletlerle dolu bir kasabaya gidişi... Daha ne olsun?
Tanrı’yı Gören Köpek, Dino Buzzati’nin çağdaş İtalyan edebiyatındaki yerini pekiştiren önemli bir eser. Romancı, öykü ve oyun yazarı olarak tanınan Buzzati, Edgar Allan Poe ve Franz Kafka’nın etkisinde kalarak, özellikle kısa öykülerinde özgün bir fantastik dünya yaratıyor. Sanayi toplumunun insana yönelik baskılarını, kimi zaman gerçeküstü bir dille, bazen de olağanüstü boyutlarda işleyerek günümüz insanının psikolojik derinliklerine inmeyi başarıyor.
Tatar Çölü adlı romanı ve Klinik Bir Vaka adlı oyunu ile büyük ün kazanan Buzzati, bu eserinde çağdaş insanı saran gizemi aralamaya çalışıyor. Öykülerinde insanoğlunun tüm zayıflıkları ve çelişkileriyle yüzleşirken, aynı zamanda tükenmeyen umutlarımızı da dile getiriyor. Bu yönüyle, yalnızlığın ve çaresizliğin yanı sıra, insan ruhunun dayanıklılığını ve umutlarını irdeleyen derin bir anlatım sunuyor. Buzzati, mizah ve taşlama unsurlarını ustaca kullanarak okuyucuyu düşündürmeye iten bir edebi deneyim sunuyor.
Adımlar, Jerzy Kosinski'nin totaliter rejimlerin etkisi altında Avrupa'nın tedirginliğini ve Amerika'daki şiddeti derinlemesine ele aldığı bir eser. Kitap, eleştirmenler tarafından farklı açılardan değerlendiriliyor; Amerikalı eleştirmenler Avrupa'nın travmalarını, Fransızlar ise Amerika'daki şiddeti öne çıkarıyor. Bu çok yönlü bakış açısı, insanın başkalarındaki sorunları kendi sorunlarıyla örtüştürme eğiliminden kaynaklanıyor.
Gençler için bu eser, "Boyalı Kuş"taki gibi kendilerini bulacakları bir ayna sunuyor. "Adımlar"da ise toplumun sunduğu fırsatları ve bunları reddedişlerini gözler önüne seriyor. Kosinski, kayıtsızlığa karşı son bir hamle olarak bu kitapta putları kırmayı ve bireyselliği koruma mücadelesini aktarıyor. Bu derinlikli anlatım, okuyucuların içsel bir yolculuğa çıkmalarına olanak tanıyor.