Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Antonio Machado, Neruda’nın tanımladığı gibi “güngörmüş eski bir İspanya ağacı gibi sessiz ve bilge” bir şairdir. 1875-1939 yılları arasında yaşamış olan Machado, derin bir eğitim almış ve zorluklarla dolu yaşam deneyimlerini şiirlerine yansıtmıştır. Simgecilik, izlenimcilik gibi akımların etkisinde kalmış; aynı zamanda kuşkuculuğun iklimlerinde dolaşarak kendine has bir üslup geliştirmiştir. Modernismo olarak bilinen yeni eğilimlerin şiirsel olanaklarını ustalıkla kullanarak ardında görkemli bir yaşam yapıtı bırakmıştır.
Ingrid Jonker, yalnızlığını kalabalıklarla doldurmak isteyen, ama sıradan bir kalabalık değil; entelektüellerin bir araya geldiği bir ortamı tercih eden bir şairdir. Bu kalabalık, Sansür Yasası’na karşı ne yapılacağı üzerine tartışırken, Jonker’in davetsiz gelişi gözleri üzerine çevirir. Sarı, kıvırcık saçları, kahverengi gözleri ve çıplak ayaklarıyla dikkat çeken bu kadın, yalnızlığına karşı şiirle bir direniş gösterirken, yıllar sonra hatırlanan o anıların merkezine yerleşir.
Berger, roman, deneme ve senaryo gibi farklı türlerde eserler verirken, şiirlerinde de özellikle ezilenlerin, yenik düşenlerin ve sürgün edilmişlerin yaşamlarına odaklanmıştır. Şiirleri, tarihsel, mekânsal ve duygusal unsurları bir araya getirerek, okuyucuya insanlığın çetin yaşam mücadelelerini anlatır. Şiirlerinde yer alan doğal imgeler, yaşamın parçalı bütünlüğü içinde parlayarak, hem acıyı hem de umudu yansıtır.
Gökyüzü Mavi Siyah, Berger’in yaşamına dair bir tür günce niteliği taşırken, aynı zamanda dünyayı anlama ve ona karşı koyma çabasını da ifade ediyor. Berger, “dünyanın acımasızlığı ve umursamazlığıyla baş edebilecek” en güçlü aracın şiir olduğuna inanıyor. Bu inanç, eserlerinin derinliğinde ve okuyucuya sunduğu evrensel temalarda kendini gösteriyor.
Şiirlerinde derin acı ve insanın içsel dünyası üzerine yoğunlaşan Mandelştam, kelimeleri ustaca işleyerek okuyucusunu düşündürmeyi ve duygulandırmayı başarmıştır. Onun dizelerinde, yaşama ve varoluşa dair sorular, yalnızlık ve ayrılığın acısı, hayal kırıklıkları gibi evrensel temalar sıklıkla işlenir. Özellikle “Yalnız çocuk kitapları okumak / çocuklar gibi düşünmek, / büyümüş olan her şeyi kovmak” dizesi, bir çocuk masumiyetini ve büyümenin getirdiği ağır yükleri yansıtan derin bir metafor barındırıyor.
Parra’nın Karşışiir anlayışı, insanın, hayatın ve dünyanın gülünç ve anlamsız yanlarını gözler önüne sermeye odaklanıyor. Onun şiirlerinde, insanlığın yazgısını karartan akıldışılığa karşı süssüz ve doğrudan bir ifade tercih edilir. Bu bağlamda lirizmden uzak durması, onun özgün sesini ve anlatım biçimini oluşturur.
Aynı zamanda Parra’nın açık alaycılığı, şiirlerinde keskin darbelerle, yer yer kopuk anlatılarla akarak kendini gösterir. Nazım yerine nesre yönelmesi, onun şiirlerinin dinamik bir yapıya kavuşmasını sağlar; bu da okuyucuya farklı bir deneyim sunar. Zaman, kurgu ve anlamda yaptığı kırılmalar, Parra’nın edebi kimliğini daha da güçlendirir.