Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
solskjaer Tarafından Yapılan Yorumlar
Roman, gerçeklerin ve hayallerin çatıştığı derin bir içsel yolculuk. Rosales’in yazım tarzı, adeta okuyucuyu karanlık bir labirentte dolaştırıyor. “Felaketzedeler Evi”, sadece bir mekân değil, kişisel felaketlerin yansıdığı bir ayna gibi. Eğer hayatın zorlukları, umutsuzluklar ve yeniden doğuş temaları ilginizi çekiyorsa, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Hüzünlü ama umut dolu bir yolculuğa çıkmaya hazır olun!
Romanın kahramanı, toplumun yerleşik ahlakını kesin ve acımasız bir dille reddeden biri. Geçmişindeki tüm yükler ve reddettiği her şey, peşinde bir gölge gibi dolaşıyor. Bu, hem fiziksel hem de duygusal bir mesafe hissi yaratıyor. Rasmussen, kelimeleriyle sanki ruhumuzu ele geçiriyor ve rahatlık alanlarımızı yerle bir ediyor. Hani bazen bir şeyler okuyup etkisinde kalırsınız ya, işte bu kitap tam olarak öyle bir şey!
Yazım tarzı ve derinlikli anlatımıyla, “Ten” sizi sarsacak ve düşündürecek. Akıllardan çıkmayacak bir hikaye ile karşı karşıyasınız; eğer içsel yolculuklara ve sarsıcı öykülere meraklıysanız, bu romanı kaçırmayın! Hazır olun, bu kitapta kaybolmak sizi bekliyor!
“Puşkin Tepeleri” okurken hem güldürüp hem düşündüren harika bir kitap! Boris Alihanov, henüz hiçbir kitabı yayımlanmamış, beş parasız bir adam olarak Puşkin Tepeleri Millî Parkı’na sığınır. Ama orası onun için bir kurtuluş değil; bir yazar olarak hayatını düzene sokma umududur. Kızıyla birlikte Amerika’ya yerleşme planları yapan eski karısından uzakta, bir yandan alkol problemini aşmaya çalışırken bir yandan da parkı gezdirip biraz para kazanmanın peşindedir.
Dovlatov, günlük yaşamın sıradan detaylarını öyle bir ustalıkla kurguya dönüştürüyor ki, sayfalar akıp giderken kendinizi Boris’in yaşadığı anlarda buluveriyorsunuz. Parktaki turistlerle olan etkileşimleri, Puşkin’in ruhunu anlamaya çalışması ve hayatın zorluklarıyla mücadele etmesi, derin bir mizah ile harmanlanıyor. Yani, acılar ve komiklikler iç içe geçmiş durumda.
“33” tam anlamıyla derin bir yolculuk! K., sorunlu öğrencilerle dolu bir sınıfta matematik öğretmenliği yapıyor ve doğum gününde 33 yaşında olduğunu duyunca, öğrencileri ona “İsa’nın yaşındasın” diyerek ölümünün geldiğini hatırlatıyorlar. Yani, olaylar hemen gerginleşiyor! Ama K.’nın hayatı çok daha karmaşık; sevgilisi Ferdinand’ın intiharının ardından bir parça ölmüş, bir de akciğer nakli bekliyor. Hayatın ona sunduğu tüm bu karanlıkla yüzleşmesi gerekiyor.
Kjersti Skomsvold, melankolik tavrını gerçeküstü bir anlatımla harmanlayarak okuyucuyu derin düşüncelere sürüklüyor. Roman boyunca düğümler atılıyor ve çözülüyor; her sayfada yeni sorularla karşılaşıyorsunuz.
Bu kitap, adeta bir sinema yolculuğu gibi! Werner Herzog, “Buzda Yürüyüş”te sadece bir arkadaşına olan sevgisini değil, aynı zamanda yaşamın derinliklerine dair düşüncelerini de kâğıda döküyor. Lotte Eisner’in ölmek üzere olduğunu duyduğunda, Münih’ten Paris’e yürüyerek gitmeye karar vermesiyle başlıyor her şey. Yani düşünsenize, bir yandan arkadaşının hayatı söz konusu, diğer yandan o muazzam yürüyüşün getirdiği deneyimler!