Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

bartlebyy Tarafından Yapılan Yorumlar

21.10.2025

Alanındaki açık ara en iyi kitap fakat her ne kadar Deleuze'ün sinema felsefesine bir giriş oluştursa da iyi derecede Deleuze bilgisi lazım. İleri bir okuma. Daha sakin bir "giriş" için Bogue'un kitabını öneririm.
13.08.2025

Türkçedeki ilk kapsamlı Simondon çalışması. Çoğu kişi gibi Fark ve Tekrar'ın "Duyumsalın Asimetrik Sentezi" bölümünden buraya geldim (Dikkat edilmelidir ki burada "duyumsal" olarak çevrilen kelimenin fransızcası "sensible"; Logique du sens (Anlamın Mantığı) çevirisini de gözeterek türkçede muğlak olan sens/sensible, anlam/duyumsal bağıntısına dikkat edilirse iki kitap arasında köprü gören bu bölümün önemi daha iyi anlaşılacaktır.). Çetinkaya'nın çalışmasına gelirsek giriş için ideal ve hiçbir şekilde yüzeysel değil; kitabın tekrar edici yanı da Simondon'un yer yer karmaşıklaşan konsept ve analojilerini iyice anlamayı sağlıyor. Türkçe literatürde büyük bir eksiği kapattığını düşünüyorum, teşekkürler.
29.12.2024

Heidegger'in kullandığı dil de çeviri de gayet anlaşılır. Sein und Zeit sindirilmeden okunursa alakasız sonuçlar çıkarılabilir zira Heidegger klasik terimleri ontolojik farkla açığa çıkarılan bambaşka anlamlarda kullanıyor. Ne kaygı dediği şeyin gündelik kaygıyla ne de hiçlik dediği şeyin klasik düşüncenin ve fiziğin hiçliğiyle bir alakası var. İsmi yanıltmasın, bir başlangıç kitabı değildir. Yorumlardaki kargaşanın bir benzerini Deleuze'ün "Felsefe Nedir?" kitabında görmüştüm zira o da ismiyle bir giriş izlenimi yaratsa da durum öyle değil.
28.12.2024

Sein und Zeit ile beraber okunabilir, açıklayıcı olacağı kanaatindeyim. Şahsen özellikle kitabın sonundaki iki ek benim için çok faydalı oldu (Ölümün Egzistansiyal Anlamı ve Françoise Dastur'un makalesi). Birinci ek üzerine düşünürken Özkan hocanın da söylediği gibi Heidegger'in esasında bambaşka bir şey dile getirmediği fakat kendi ifade tarzı ve terminolojisi ile fenomenolojik bir tasvirde bulunduğu dikkatimi çekti. Tıpkı Husserl'deki şimdinin-geçmişi ve geçmişin-şimdisi arasındaki fark (İçsel Zaman Bilincinin Fenomenolojisi) gibi (benzer bir ayrımı Bergson'un sıkışma-bellek ve anı-bellek ikilisinde de buluyoruz (İlerletilmiş versiyonu için Fark ve Tekrar'daki zamanın üç sentezi)) Heidegger de ölüm olgusunun gelecekten şimdiyi etkileyen ekstatik özelliğine vurgu yapıyor ve bunun getirdiği sahihliği/kendi-olmayı ve duygu durumunu fenomenolojinin en dar anlamında betimliyor. Her ne kadar öyle görülmese de bence Kehre öncesi dönem Husserl'in projesinin bir devamı olarak okunabilir.
27.12.2024

Sein und Zeit'ı ele alan açıklayıcı bölümün yanısıra benim için en önemli katkısı Beitrage zur Philosophie gibi dev bir eserin henüz pek de keşfedilmemiş derinliğini göstermesi oldu. Bu eserin 1989 yılına kadar yayınlanmamış olması ise bir hayli enteresan zira çağdaş fransız felsefesindeki "kendinde fark, ebedi dönüş, iki başlangıç, yapıyı kateden kök-dışılık" gibi temaları büyük ölçüde öncelemiş ve kapsamış bir eser (Ahmet hocanın çeviri ve yorumlarını okurken Deleuze'ün Issız Adalar (1953) metni durmadan aklıma geldi, sanki Deleuze bir yolunu bulmuş da Beitrage'yı yayınlanmadan okumuş gibi). Şahsen gündelik olarak "Heidegger" ismi geçince akla gelen yüzey-imgelerin bu düşünürün çok küçük ve banal bir kısmına hitap ettiğini; karşımızda duran düşünürün henüz pek de ulaşılmamış bir kara orman olduğunu hatırlattı. Sadece Sein und Zeit'ın yarım kalmışlığı olgusu bile varlığın katedilemezliğini kendinde yankılar; Phanomenologie des Geistes'ın aksine.