Toplam yorum: 3.284.924
Bu ayki yorum: 6.430
E-Dergi
Huzur&Toprakta Tarafından Yapılan Yorumlar
Huzursuzlukta insanların bilinçsizce bir kesimi yargıladıkları, onlara eziyet ettikleri, işkencelerle tacizlerle hayatlarını alt üst ettiklerinin gözler önüne serildiği bir eser. Dünyanın başına bela edilmiş sözde müslüman İŞİD’in insanı dehşete düşüren işkenceleri. İslam dini hoşgörü dini, ancak karanlık zihinlerin islam adı altında insanlara çektirdiklerinin göz önüne serildiği bir eser. Yaşamın kıyısında kaybolmuş hayatlar. Öte yandan islam düşmanı, kafa tascı Avrupa çoğrafyası. Aslında yazar iki yönlü ele almış bir tarafta Ezidilere işkence eden, hayasızca tecavüz eden sözde müslüman İşid, öbür tarafta Hüseyini katleden islam düşmanı Avrupa uşakları. Huzursuzluk, insanları, inançları tanımamanın, anlamamanın, hoşgörmemenin sonucu kalbin iç sesi, huzursuzluk… İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın. Oysa ben sadece bir insandım.
Kitabı bir türlü bitiremedim, konu bütünlüğü yok, daha doğrusu konu yok, bana göre değil. :(
Tatar Çölü Dünya, Bastiani Kalesi Hayat, Giovanni Drago ise hayata gözlerini açan insanoğlu. Hayatta hep mutluluğa erişmeye çalıştı, savaştı, bekledi, bekledi, bekledi... Unuttuğu bir şey vardı, Tatar Çölü faniydi. Bastiani Kalesinde umuda açılan kapılar vardı, şaşalı Dünyaya açılan pencereler, ama Giovanni Drogo hep bekledi, o günün geleceğini hep bekledi, mutluluğu, Tatar Çölünden gelecek düşmanı bekledi durdu... Sonunda düşman geldi, tam mutluluğa erişecekken biçilen ömür de sona erdi. Dünya da böyle insanoğlu her gün gece gündüz demeden hep en iyisini aradı, imtihanlar, sevinçler bir arada günler su gibi akıp geçti. Oysa Giovanni de herkes gibi bir kaç aylığına gelmişti Bestiani Kalesine, tıpkı Dünyaya gelen insanoğlu gibi, uğrayıp gidecekti, mutluluğa kavuşacaktı. Hayat bu, ezan ile sela arası bir varmış bir yokmuş.... Her göz okur, ama her kalp farklı algılar…
Taşranın, zanaatin bitirildiği, her şeyin bir Merkeze saklandığı bir hayat yolculuğu. İnsanların dört duvar arasına hapsedildiği bir dünya, ihtiyaçların değil pazarlanmaya çalışılan ve zihinde ihtiyaç duygusu oluşturulan alış veriş merkezlerindeki yapay dünya… Kapalı çarşıların, pazarların, dükkanların, mahalle bakkallarının tarihe gömüldüğü, hepsinin dört duvar arasına yerleştirildiği ve insanlara sanal mutluluk yüklendiği yalan dünyanın gözler önüne serilişinin hikayesi. Bilinç altına sirayet eden reklamların yapıldığı, alışveriş merkezlerindeki sahte mutluluğun ön plana çıkarılmaya çalışıldığı bir hikaye… Dört duvar arasında aranan aslında var olmayan ama varmış gibi gösterilen toz pembe hayallere konu olan huzuru ararken gerçek dünyadan soyutlanmaya çalışıldığının hikayesi. Çömlekçinin kayboluşunun ve günün sonunda var olmaya adım atışının hikayesi…
Üzeri küllenen anılar, iyisiyle kötüsüyle rüzgar estikçe hatıralarda canlanan anılar. insanı bir türlü bırakmayan içini kemiren anılar. insanoğlunu bir türlü bırakmayan geçmişini farklı bir dille kaleme alınmış bir eser.