Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

watermelon Tarafından Yapılan Yorumlar

08.10.2002

Ortaköy'de yerde serili kitap tezgahlarının birinde görmüüştüm geçen yıl İsyan Günlerinde Aşk'ı... İkinci 50.000 yazıyordu. Malatya'ya dönünce, arkadaşın elinde gördüm bu kez... Göz gezdirmek istedim ama "Hüseyin Hikmet" kelimesini görünce, ilk işim kitabı almak oldu. evet, Kılıç yarası gibi, devam ediyordu...
Bu romanda da Altan, kişi tahlillerindeki o muhteşem yeteneğini fazlasıyla sergilemiş. Kitabın tarihi yönü, Kılıç yarası gibi'ye oranla daha ağır basıyor.
Bu kitapta dikkatimi çeken satırlar, şöminede yanan odun tasvirleriydi. Aslında yananlar odun değildi. Bir kadının cazibesine kapılmış erkeklerdi. Bence sırf bu tasvir için bile alınır kitap. Güzel şeylerin devamı kolay kolay getirilemez ama, Ahmet Altan, bir nevi "devam" niteliğindeki bu Romanın altından başarıyla kalkmış. Herkese tavsiye ederim. Ama bize daha Kılıç Yarası Gibi'de Paşa olacağını söylediği Ragıp Bey'in, halâ paşa olmaması aceba bir üçüncü romanın işareti mi? Bilmem. Gerçi Reşit Paşa öldü ama Şeyh, H. Hikmet ve Ragıp için bile, yeni bir roman yazılır. Ben halâ umutluyum...
Hoşçakalın...
08.10.2002

Ahmet Altan'ın romanlarını iki ayrı bölümde inceleyebiliriz:
"Kılıç yarası gibi" öncesi ve "Kılıç Yarası Gibi" sonrası...
İlk romanları bir nevi babasının izinden giden evlat çizgisindeydi. Hemen hemen bildiğimiz Çetin Altan tarzı. Ama bu romanında A.Altan, babasını HER YÖNDEN aşmış ve kendi üslubunu kazanmış bir şekilde çıkıyor karşımıza... Bir kere, romandaki sözcükleri yazıldığı zamanın kelimelerinden seçmesi bile, Türk Romancılığında başlı başına bir yenilik. Kitapta kişi tahlilleri de bir hayli başarılı...
Yalnız, bir nokta dikkatimi çekti: Altan, bir kişiyi yereceği zaman, önce yüceltiyor...
Bence, isminde "aşk" sözcüğü geçmese de İsyan Günlerinde Aşk ile kıyaslanınca, asıl aşk romenı bu...
Hoşçakalın...
07.10.2002

İlginç...
Ya ben yanlış kitabı okumuşum (Karakutu yayınlarından çıkan ve ismi kodadı kılıç balığı olan başka bir kitap varsa tabi) ya da eleştrileri yazanlar kitabı okumamış.
Ortalıkta komplo, ya da komplo teorisiyle ilgili bir şey yok. Kitabın yarızı Lindon Le Rouche'nin konuşmalarından, yarısı da gezete ve dergi yazılarından oluşuyor. Önsözde yazan "Aman aklınıza mukayyet olun!" uyarısının ne kadar yersiz olduğunu acı bir şekilde öğrendim.
Konya'da "mevlana" ismiyle meşhur yöresel bir yemek var. Bu yemek, lahmacun ile peynirli pide karışımı bir şey. Lahmacunu severim peynirli pideyi de... Ama mevlana yiyemem ben.
Yani Aksiyonu alır almaz, ilk işim "tırsak taci" yi (Yani mustafa aydın'ın köşesini) okumak olurdu... Aydoğan Vatandaş'ın ise külliyatını bitirdim... Ama bu kitapta bir şey (kodadı kılıçbalığı filmiyle bağlantısı) dışında benim ilgimi çeken birşey yoktu. O şey de şu:
Bazı derin güçlerin, büyük şeyler uğruna bikaçbin kişinin hayatını soğukkanlılıkla feda edebilmesi...
Ama sadece bu düşünceyi aktarması bile kitap için yeterli bence...
Bu kitap cidden bir mevlana! Ben Vatandaş ve Aydın'ı ayrı ayrı seviyorum!
Hoşçakalın...
07.10.2002

Kitabın ismi ile şöyle bir benzetme kurabiliriz:
Biraz tuz, kekik, nane, biber salçası, ketçap mayonez ve zeytinyağını karıştırıp, bir şişeye koyuyorum. Şişe'nin üstüne ne yazmalıyız? Tabii ki basit bir sos ama bu, sosun çok satmasını sağlamaz. Şatafatlı bir isim bulmalıyız. Mesela "Doğal viagra" gibi.
Kitabın ismi, orjinaline sadık kalınarak çevrilseydi "Tarihin çözülmemiş gizemleri" olacaktı. Ama kitabı çevirenler, bunların çözülmemiş gizemler olmadığını anlamış olsalar gerk ki ismini değiştirmişler :) Ah, keşke daha güzel bir isim bulsaydınız! Mesela "Fırından yeni çıkmış kitap!" gibi. Belki o zaman daha çok satardı...
Uzun lafın kısası:
Kitabı, alır almaz akıcılığının da yardımıyla hemen bitirdim. Ama yeni bir sır çözmüş değilim.
Acebe ben mi çok aptalım, yoksa onlar mı çok paragöz......?
Kendinize iyi bakın...
07.10.2002

Kar kitabını tanıtmak için iki program satın alan, Tv de ilk defa bir kitap reklamı vermeyi başaran Pamuk'u kutlamalıyım öncelikle...
Kitap hakkında fazla birşey yazmayacağım, çünki sizden "hiç"i tarif etmeniz istense, zorlanırsınız. "Herşey bir kelime oyunu gibi:
K, Kar, Kars" sadece bu şey beni kitabı almam için iknâ etti.
Aldım.
Pişman Oldum.
Kitap, teomanın kliplerinden bile kötü...
Galiba O. Pamuk'un kayda değer tek romanı, "Benim Adım Kırmızı" olacak...
Aslında üslup farklılıklarına bakıp ta "Aceba Shakespeare'in eserlerini John Bacon'un yazdığı gibi, Benim Adım Kırmızı'yı da bir başkası mı..."
Yok, Yok, saçmalıyorum...
Ama benim suçum yok, düşüncelerime nasıl engel olabilirim ki...
Hadi, hoşçakalın...