Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

watermelon Tarafından Yapılan Yorumlar

07.10.2002

Merhabalar...
Keşke yazar yazdıklarının sadece birer "iddia" olduğunu da belirtseydi. Bana kalırsa, kutsal kitabımızı ÖNCELİKLİ gönderiliş sebebini bir hatırlayalım:
"İçerisinde hiçbir kuşkuya yer bırakmayan bu kitap, muttakîler (takva sahipleri) için bir rehberdir. [Bakara 2]". Önce biz indiriliş sebebini unutmayalım...
Ama bir yandan da şu soruyu kendi kendime sormadan edemiyoruz: Aceba Kur'an-ı Kerimi meal ve tefsirlerinden okuyup anlamak ve hayatımıza tatbik edeceğimiz bir rehber olarak kabul etmek yerine neden yahudi kabalacıları gibi, kutsal rehberimiz içinde farklı şeyler arıyoruz? Sizi bilmem ama ben akıbetimizin yahudiler (Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen benî israili kastediyorum) gibi olmasını istemem...
Şifrelere gelince;
Gerçekten enteresan ama şu anektodu aktarmadan edemiyeceğim:

""""
"Piramitlerin tabanı, kenarları 232 metre olan bir dörtgendir. Yüksekliği de başlangıçta 148 metreydi. Bunu kutsal Mısır arışına çevirirsek 366 arış eder. Bu da artık yılın günleridir... Yüksekliğin, ondokuzuncu kuvveti ile çarpımı, 148 Milyon kilometre; yani Dünyanın Güneş'e uzaklığı... Tabanı taşlardan birinin genişliğine bölersek, 365'i yani bir yılın günlerini buluruz... Tabanın çevresi 931 metredir. Bunu yüksekliğin iki katına bölersek, 3,14 yani pi sayısını elde ederiz...Piramidin taban alanını 96yla ve onun sekizinci kuvvetiyle çarparsak, yeryüzünün alanını buluruz....Büyük Piramidin ölçüleri, tepe noktasından tabana dek, 161 mlyar Mısır pusudur. Âdemden günümüze kaç insan ruhu yaşadı? 153 milyar ile 171 milyar arasında bir sayıda....."
"Harika değil mi?"
"Beyler! Benimle pencere kenarına kadar gelir misiniz?"
"Gidip şu gazete kulübesini ölçmenizi rica ediyorum: Tezgâhın uzunluğu 149 cm yani güneşin dünyaya uzaklığının yüz milyarda biri... Kulübenin arkasının yüksekliğini, pencerenin genişliğine bölerseniz, 176/56= 3,14 yani pi sayısı çıkar... Ön terefın yüksekliği 19 desimetredir yani Yunan aydönümü yıllarının sayısı... İki ön köşe ile iki arka köşe arası uzaklıklar çarpımı ise; 732 dir yani Poitiers Zaferinin Tarihi... Tezgâhın kalınlığı 3,10 cm, pencere korneşinin genişliği ise 8,8 cmdir. Tamsayıların yerine onlara denk düşen harfler yazılırsa C3H8 olur ki, bu da naftalinin formülüdür..."
Umberto Eco foucault sarkacından bir bölüm""""""

Evet, ünlü edebiyatçılarımız, bir çok şiirde tarih düşürmüşlerdir. Mesela "küffara kıyamet" cümlesinin harflerinin ebced hesabına göre toplamı, 1453 istanbulun fethidir...
İstersek herşeyle herşeyi bağlantılı hale getirebiliriz. Bu sadece bizim elimizde. Mesela Kendi ismimin harflerinin ebced hesabına göre toplamı, liseden mezun olduğum tarihi verir, ya da 11 eylül olaylarının gün ve saatini... Neyi, neye bağlayacağımız tamamen bize kalmış...
Bana kalırsa, biz öncelikle kutsal kitabımızın bize neler öğütlediğine bir bakıp, onları hayatımıza geçirelim. Böylelikle en büyük ödül olan CENNETİ ve RIZAULLAH'ı (Allah'ın Rızasını) kazanabiliriz.
Etrafınıza baktığınızda zaten yeterince delil görebileceksiniz:
"Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardına gelmesinde, akıl sahipleri için büyük ibretler vardır. Onlar ki Ayakta, Otururken ve Yan Yatarken Allah'ı (c.c.) zikrederler ve Göklerin ve Yerin yaratılışını tefekkür ederler...." Al-i İmran suresi 190-191
Hoşçakalın...
17.09.2002

Merhaba!
Bence, kitabın adını, tamamen mecazdan uzak, olduğu gibi, okuyun:
LÜZUMSUZ Bilgiler Ansiklopedisi-2
Hattâ ZARARLI Bilgiler ansiklopedisi desek te yalan söylememiş oluruz. İsterseniz, biraz daha ileri gidip, konularla ilgili fazla bilgileri olmayanlar için, ZEHİRLİ Bilgiler Ansiklopedisi de diyebiliriz... Kitap, birincinin hatırı sayılır bir satış yapmasından da faydalanarak, bazı güdümlü bilgilerin (ki bunlara "aslı- astarı olmayan", ya da "astarı yırtık" ta diyebiliriz), ilgi çekici birkaç konunun arasında, insanlara -belli etmeden- enjekte etmeye çalışıyor. Hoş, bu günlerde bu, ilkinden çok feci bir çalışma olan ikinci kitap ta bayâ revaçta...
Ama gelin, Umberto Eco'ya bir kulak verelim:
"Çocukken, ünlülerin hayatını anlatan bir resimli roman dergisi piyasaya sürülmüştü. Ben de babamdan, almak için harçlık istedim. Babam cimri birisi değildi ama vermedi. Bunun üzerine, yaşıtlarımdan beklenilmeyecek bir kurnazlıkla şöyle dedim:
"Bu kitabın amacı, eğlendirerek öğretmektir."
O sırada gazete okuyan babam, başını bile kaldırmadan konuştuğunda, acı gerçekle tanıştım:
"Bu kitabın amacı da ötekilerle aynı:
Mümkün olduğunca çok satması!""

Bir de buna, zararlı bilgi empoze etme gayretini ekleyin...
Gerisini varın, siz düşünün...
Hoşçakalın!
17.09.2002

Merhabalar...
Kitabın arka kapağında da yer alan "Evlilik Ağacı" hikâyesini, kitabın tanıtımında okuduğumda, açıkçası şüpheye düşmedim değil. "Bu hikâyeyi kitabın arka kapağında yayınlamışlarsa, demek ki kitabın en iyi hikâyesi bu. Aceba diğer hikâyeler de bunlar kadar güzel mi?" diye bayâ bi tereddüt etmiştim. Ama gelen eleştrilerin çoğunun olumlu oluşuna bakıp, kitabı sipariş ettim. Gerçi her ne kadar, önsözde, "Bir gecede bitirilecek bir kitap değil" yazsa da bir solukta okudum kitabı. Ama iki gün sonra kitabı tekrar elimde bulunca, önsözde kastedileni fazlasıyla anlamış oldum.
Kitap, hummalı bir çalışmanın ürünü. Hikâyeleri derlemek için bütün Zafer Yayınları arşivi ve internette bir çok site araştırılmış. İnternetten alınan hikâyeler, aslına sadık kalınarak başarılı bir şekilde Türkçe'ye çevirilmiş. Ve iki bine yakın seçilmiş hikâye, ayıklana ayıklana elimizdeki kitap oluşturulmuş.
Hikâyelere gelince,
Hepsi birbirinden sıcak ve birbirinden duygusal... Kitabı almadan düşündüğüm şeylerin doğru olmadığını, daha iki üç hikâye okuyunca, anladım.
Ama, kitabın en etkili tarafı, samimi bir şekilde okuyunca, kezzabın yumuşatamayacağı kalplerde bile, hatırı sayılır bir iz bırakması... Aslında, kitabı okurken farkına varmıyorsunuz. Ama bir bakıyorsunuz ki içiniz sımsıcak duygularla kaplı. Tıpkı bir boksörün ip atlamasının ona ne fayda sağladığını başta anlamamamız gibi... Bu yüzden, kitabı bitirince, maneviyâtınızın ne kadar güçlendiğine şaşıracaksınız.
Tavsiye olayına gelince;
Kitabı sipariş edin, bir hafta sonra, elinizde kitap, "Anne, şunu bi dinler misin?", "Hayatım, mutlaka okumalısın", "Çocuklar, şu öyküye bi kulak verin!" diye sevdiklerinizin arkasından koşmanızı görür gibi oluyorum.
Kitabın adı, "Sevgi Öyküleri", çünki, öykülerin hepsini sevdiklerinizle paylaşmak isteyeceksiniz.
Kendinize iyi bakın, Sevgiyle kalın...
13.09.2002

Merhabalar...
Kitabın adını ilk kez bir televizyon programında gördüm. Yazarıyla tartışılıyordu. Kitapta, zihin kontrolü, bilimsel ve pratik bir şekilde, ama gayet sade bir üslupla dile getirilmiş. Ama kitapta, bunların yanı sıra, dünyadaki entrika çemberinin çalışmaları ve İllüminatiden tutun, üniversite çalışmaları yapan basit kişilere kadar, tüm teşkilatın şeması da verilmiş. "Bilinmeyen Üstünler" in ve bunların uşağı olan büyük devletlerin, dolayısıyla da istihbarat örgütlerinin, insanın kanını donduran uygulamalarını, kullanılan kimyasal maddelere kadar, aryıntılı bir şekilde dile getiren kitap, bir emekli kurmay albay tarafından yazıldığı için, "komplo teorisi" teriminden uzak. Yazılanlar, belgeli birer gerçek. Bence ülkemiz yönetimi ve istihbaratı da, bu konuya gerekli hassasiyeti göstermeli ve hızla bir zıt birim oluşturmalı. Başbakan'a hastahanede yapılmak istenen şeyleri de unutmayalım...
Şahsen ben, kitabı şipariş etmek için, kitapyurdu.com veritabanına aklenmesini iple çektim. Siz de artık okumazsanız, bence büyük bir şeyden mahrum kalmış olacaksınız.
Hoşçakalın...
Ufak bir not: Kendileri eleştiri yapma yeteneğinden aciz bazı arkadaşlar, başkalarının eleştrilerini kopyala/yapıştır yöntemiyle gönderip, 20 puanı cebe atıyorlar. Yaptıklarının "hırsızlık" gibi bir "adi suç" olduğunu ve işlediklerinin "kul hakkı" olduğunu hatırlasınlar...
01.08.2002

Merhabalar...
Artık Aydoğan Vatandaş ismini çoğumuz biliyor. Yazarın en çok ses getiren eseri olan bu ilk kitabı, Armagedon da şu sıralar en çok yorum alan kitap. Yorumlara gelince, gerçekten farklılık gösteriyorlar. Ama şunu belirtmem lazım, bazılarının "baştan sona saçmalık" dediği bu kitap, nasıl oluyor da bazı kişilerin (açıkçası Çevik Bir paşamızın) eteklerini tutuşturuyor, hakkında beş ayrı dava açılıyor. Bir atasözünü hatırlatmak isterim: ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN TÜTMEZ.
Eğer bu kitap, yersiz iddialardan müteşekkil olsaydı, kimse uğraşıp dava açmazdı. Zaten kitabı açıp, önyargısız bir şekilde okuduğunuzda kitabın, Türkiye'nin gizli ama gerçek tarihi olduğu kanısına varıyorsunuz. Vatandaş, bu kitapta, tıpkı daha sonra yazdığı kitaplarda olduğu gibi Tapınakçıların (dolayısıyla da Masonlar, Siyonistler, Bilderbergciler, CFC, Tritarialler ve Tabiiki bunların kaynağı olan, İllüminati ve de onun yegane vatanı Siyonist İsrail) tehlikesina karşı, Arz-ı Mev'ud (Vadedilmiş topraklar) arasında en kilit noktaya sahip ülkemizi uyarmakla ciddi bir vatanseverlik göstermiştir. Kendisini bir kez daha tebrik ediyorum...
Hoşçakalın...