Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
yasemin güzelgünler Tarafından Yapılan Yorumlar
Benim için iyi edebiyat bu. Hiçbir olayı, duyguyu, karakteri ağdalandırmıyor, sulandırmıyor, abartmıyor ve yine de boğazda bir düğüm, bir demir leblebi olmayı başarıyor. Keşke yayınevi kitabı tanıtsaymış ve daha çok okuyucuya ulaşmasını sağlasaymış, umarım tekrar baskı yapar. "Sonra tekrar okuyacağım" rafımda, kendi gibi küçük dev kitapların arasında yerini aldı.
doğal olmayan bir dili var. empatik bir okur olan beni zerre duygulandırmayan ve fakat ağır bir konu, zor bir coğrafyada geçen bir kadın hikayesi. bitmesini sabırsızlıkla bekledim, bir nevi sabır taşı olarak. yine de bir şeycik kalır bana bu kitaptan diye bitirdim ama meh. kalem güçlü olmayınca, konunun bir önemi kalmıyor.
Bazı hayvanların söyledikleri çok anlamlı. Çünkü hayvanlar zeki ve duygusal canlılardır. Bazı hayvanlar ise kendilerine “ne düşünüyorsun?" diye soran Fransız yazara üstünkörü cevap vermiş. Belki de hayvanların düşüncelerini dile getirmelerini önemsiyor gibi görünüp ve sonra gidip güveçte pişirilip soğutulmuş sülün eti yediği içindir, bilemiyorum. Çünkü hayvanlar zeki ve duygusal canlılardır. Bu anlatı, bir edebiyat atölyesinde yazı temrini olarak verilmiş bir konu neticesinde ortaya çıkabilecek nitelikte. Vapurla git gel süresinde martılara ve karabataklara bakarak okunabilir, sonra da masanın üzerinde bırakılabilir.
Kısa(cık) anlatıları, “1 dakikalık öyküler” i sevenler için ideal bir okuma. Yazarın hayat hikâyesi etkileyici, o bilgiyle okununca, öyküler daha da anlamlı oluyor. Bir akıl hastanesi; kimi zihniyle hakikat arasında yolunu kaybetmiş, kimi adi suçlu hastane sakinleri… Dışarıda kalmayı seçmişlere ya da dışarıda kalmaktan başka çare bırakılmamışlara dair bir anlatı. Yazarın diğer kitaplarının da çevrilmesini çok isterim.
Sinematogratif bir üslupla okuru alıyor, o orman köyüne götürüyor. Dedenin odun keserken alnından süzülen teri, çocuğun at sırtında okula giderken yaşadığı sevinci, esen yeli, gezen geyiği capcanlı karşımızda görüyoruz. İnsana dair etik değerlere ve bir kalpte yeşerebilecek iyi kötü her duyguya temas ediyoruz. Ve sonra herkes payına düşeni, kendi gönlünün derinliği nispetince alıyor, kitabı kapatınca hikaye bitmiyor. Edebiyat çok yaşasın.