Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-9579243 Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabımızın adı her ne kadar yaşamak olsa da; buram buram ölüm kokan bir kitap…
Xu ailesi ve yaşadıklarını okuyoruz bu şahane eserde. Fugui Xu, Jiazhen ile evlenir ve her şey bu evlilikten sonra başlar. Fugui soylu bir aileden gelir ve atalarından miras kalan 65 dönüm arazileri vardır ve Jiazhen’in babası evlenmelerine bu yüzden izin verir. Fakat; Fugui ve kumar bağımlılığı Xu ailesinin sefalete sürüklenmesine sebep olur.
Fugui ve Jiazhen’in evliliklerinden iki çocukları olur. Jiazhen oğluna hamileyken yaşadıkları sefaletten dolayı kızını alır ve kocasından ayırır. 3sene sonra geri gelir Jiazhen oğluyla beraber. O o kadar güzel bir eş ve anne ki. Döndüğünde hâlâ kocasını seviyordur. Sonrasında Xu ailesi nelerle mi karşılaştı? Ardı arkası kesilmeyen ölümler, açlıklar, soğuk kış dönemleri, savaş zamanları, ayrılıklar…
Eser çok sade bir dil ile yazılmıştı ve çok derin duygular barındırıyordu içinde.
Yazarın büyük uğraşlar sonucu kaleme aldığı bu eserde, başta Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, cezaevleri psikologları, çocuk psikiyatristleri, sosyal hizmet uzmanı ve daha bir çok öğretmen, avukatla yapılan röportajlar yer alıyordu. Onlardan bu acı gerçeklerin varlığını, yaşayanlardan ise bu acıların içeriğini okudum. Okudum ama “bu kadarı da olmamıştır” dediğim o kadar çok yaşanmış olay vardı ki.
Eser için ne söylesem az kalacak biliyorum. Gerçekten büyük uğraşlarla yazılmış. Bu gerçeğin kaleme alınması bana göre çok büyük bir başarıdır.
Hem herkes okuyup bilgi sahibi olmalı diyorum hem de herkese tavsiye edebileceğim bir kitap değil diyorum. Çünkü o yaşananları okumak çok zordu benim için. Nasıl bir ben oldum peki şu an? Etrafını sorgulayan, herkesin hareketine şüpheyle yaklaşan ve bu tarz olaylarda bildirimini yapmak bilincinde biri oldum.
Selahattin Enis eserlerinde genellikle I. Dünya Savaşı sonrası toplumsal çöküşleri ele alır. Enis’in kaleminden ilk okuduğum eser Mahalle oldu. Cephede savaşa giden Rüştü evli ve bir çocuk babasıdır. Savaş durumundan dolayı ailesinden ayrı kalmıştır. Cephedeyken 18 yerinden yara alan Rüştü, evine döndüğünde ailesinden geriye kalan tek şey yanmış, yıkılmış bir evdir.
Eserde savaş sonrası halkın düşüncelerine, yaşadıkları acılara ve o derin üzüntüye sık sık denk geliyoruz. Peki Rüştü ailesini tamamen mi kaybetti ya da onları bulacak mı? Halk savaş sonrasında nasıl bir ruh haline büründü?
Bu sorulara cevap bulmak ve yazarın o güzel kalemiyle tanışmak istiyorsanız Mahalle okuyacağınız güzel ve bir o kadar da hüzünlü bir eser.
Mavi Kuş, Şirinyurt kasabasının otobüsü. Kasabadan tren garına doğru yapılan bir yolculuğu okuyoruz eserde. Kasabadaki halk hakkında yapılan betimlemeler, otobüs yolculuğundaki konuşmalar bana o Anadolu güzelliğini, sıcaklığını çok güzel hissettirdi. Açıkçası büyük şehirde yaşayan biri olarak özenmedim değil. Eserin sonu beni biraz şaşırtsa da yazarın kalemini çok sevdim. O şehir kalabalığından, monotonluğundan bir nebze de olsa uzaklaşmak istiyorsanız bu eseri okumalısınız.
Yazarımız Sharon M. Draper, 11 yaşında ve doğumundan itibaren konuşamayan, yürüyemeyen, kendi ihtiyaçlarını yardım almadan gerçekleştiremeyen Serebral Palsi( beyin hasarı sonucu kas ve hareket bozuklukları hastalığı) hastası olan Melody’nin yaşadıklarını anlatıyor bize.
Vücudunda birtakım engelleri olan insanlarla bir arada yaşıyoruz. Peki hiç düşündük mü onların ne hissettiğini, ne zorluklar çektiğini, neler yapmak isteyip yapamadıklarını, hayallerini, neden diğer insanlar arasında kendilerinden çekindiklerini… Ya da sahip olduğumuz yeteneklerimiz için hiç şükür ettik mi? İnanın bunları düşünürken üzülmeden duramadım.
Unutmayalım ki hayattaki en büyük engel sevgisizliktir. Bu engelleri de aşabileceğimiz tek şey sevgidir.