Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Bay_xxxxxxxxxxxxx Tarafından Yapılan Yorumlar
Nihayetinde bu kitabı her seviyede insan okuyacak ve kendi anlayışına göre yorumlar yapacak. Bence bu kitap yazılmamalıydı. Çok büyük bunalımlara, buhranlara, yanlış anlaşılmalara ve hayata küsmelere sebebiyet verebilecek riskli bir kitap. Kitaptaki ifadeler olasılığa yer vermeden şu çizgi varsa şöyle olur, şu çıkıntı varsa çok kötü bir son bekliyor, şu çukur varsa felaket haberi... vs gibi yorumlar müthiş sıkıntılı. Mehmet Ali bulut gibi değerli bir insan bu risk faktörlerini nasıl hesaba katmaz aklım almıyor. Kısacası bilgiler sahih olsa da bu kitabın elden ele dolaşması doğru değil.
Öncelikle kitap güzel ve okumaya değer. Resimdeki kadar ufak değil, epey büyük ebatlara sahip. Vereceğiniz paraya değer. Muhteva açısından bakılacak olursa, bu milleti ve bizim insanımızı anlatıyor. Kah gülmekten kırıp geçiriyor, kah dondurup bırakıyor, yer yer ciddi sarsıyor, bazı zaman da hayli üzüyor. Lakin kesinlikle umutsuzluğa sevk etmiyor. Olayları ele alma, esprili sunma, örnekleme, kritize etme, menfi yanlara işaret etme ve son safhada da yön gösterip hedef çizme usulü, kitabın genel işleyiş tarzı. Klasik Erdal Demirkıran tarzı yani. Diğer eserlerinden daha sağlam temellenmiş bir alt yapı ve minimize edilmiş falso sayısı beni mutlu eden yanı. Şahsım adına tek sıkıntısı ise, yer yer oluşan üslup kaymaları ve okuyanlar açısından konunun ciddiyetini gölgede bırakması muhtemel espritüel/hayli laubali bir dil kullanımı. Öyle ki bazı zaman fevkalade mühim bir konu, kullanılan abartılı avami üslup nedeniyle okuyanın gönlünde hak ettiği ölçüde makes bulmayabilir. Muhteva üsluba kurban edilebilir. Bu ise galerideki ferrariye hacı murat makyajı yapmaya eşdeğerdir. Ve bu eserde bu teşbih kendisine sıklıkla yer bulmaktadır. Lakin ufuk açıcılığı, akıcılığı, körelmeye yüz tutan nöronları patlatma ve at gözlüklerini rafa kaldırtma özelliği her zamanki gibi muhteşem. Heyecan, acı, sancı ve umudu aynı anda pik yaptıran yerse, kendi adıma "Aklımız gitti" bölümü... Kısacası alın okuyun ey kitap kurtları, okuyun zira ciddi bir emek verilmiş ve size katacakları, fiyatının çok çok üzerinde...
Yazarı en başından beri tanıyanların 100'de 100 tatmin olamadan bitirip finalinde, "sanki bir şeyler eksikti" diyebilecekleri... Yazarın İlk kitaplarında aldıkları tadı, bu eserde son 70 sayfada ancak bulacakları... Fakat erdal bey'i son birkaç kitaptır takip edenlerinse gayet iyi bulabilecekleri şaşırtıcı roman... Kullanılan malzemeler: Hayal gücü çok daha mantıkî çerçevede olabilirdi (Ne bileyim, dünyayı maviye boyamak değil de daha farklı birşey)... Dili kullanım iyi... Kurgu ve iç örgü süper... (tüme varım olayı filan) Mesaj: İşte benim için o nokta önemliydi ve son sayfalara sıkışarak kısır kaldı... Aslında Erdal demirkıran'ın, mesajını roman yoluyla anlatma olayında doğru mu yanlış mı yaptığı konusunda şüphelerim var... Belki bu yol ticari açıdan daha cazip ama ben bu güzergah'ın 2030 hayallerine ulaşacağından çok ciddi endişeliyim. Bundan önceki eser olan "Azrail'in secde ettiği adam", alan dışı bir mecra'da boy gösterme, "burada da iddialıyım, bu alanda da varım" deme çabasının bir ürünüydü diyelim. (Ki gerçekten hatalı seçimdi. Hadisleri kulak ardı ederek safi akıl öncülüğünde ehl-i sünnet dışı içtihadlarda bulunuşuna hiç girmeyelim.)... Kısacası ille de romansa bu yol, bu "Sadece aptallar 8 saat uyur" tarzı olsa kanaatimce daha iyi olur sayın demirkıran. Ama hiçbirisi "adam dediğin..." gibi ilk iki klasiğin yerini tutmuyor... Umarım yanlış anlaşılmadım, sizi Allah için seviyoruz dünyanın en mavi adamı... Allah basiret, ferasetinizi artırsın... Saygı ve selam ile...
Omuzların üzerinde duran muhteşem kürecikle ilgili çok önemli tespitler barındıran güzel bir kitap. Kitabı okudum, altlarını çizmekten yoruldum ve herkese tavsiye ediyorum. Kısacası hakkı verilmiş bir kitap. Teşekkürler Mümin sekman.
Kashna felsefesini çok iyi anlayan biri olarak; bu adam, içindeki bu muhteşem enerjiyi neden hak olan Allah davasına kanalize etmez, neden olmayacak duada bu kadar ısrar edip de sonsuz dünya barışı gibi ütopik üstü ve imkânsız bir hedefi gaye olarak belirler, neden İslam hakimiyeti ve İman kurtarma davası gibi bir muhteşem değere sahip biricik davanın öncüleri arasına girmez diye düşünürken kendisinden böylesi umut vaat eden bir eser çıktığına şahit olmak inanın beni çok sevindirdi. Kitabı okumadım ama en kısa zamanda okuyacağım inş. ama şunu söyleyim İşte sayın erdal demirkıran, işte sizin üzerine gitmeniz gereken, günlük 15 saat üstü çalışmanız gerekip kitleleri değişmeye ikna etmeniz gereken asıl mesele de işte bu. Ehl-i sünnet hassasiyetiyle, İman kardeşliği ve İslam birliği ekseninde İslam'ın Kur'an'ın ve Hz. Muhammed aleyhisselam'ın hakiki davasını dünyaya duyurmak, 15 mart 2030 saat 10:27 de İslam'ın yeryüzü hakimiyeti konuşmasını Büyük İslam Alimi Erdal Demirkıran unvanıyla dünyaya duyurmak... İnanın bu çok çok daha anlamlı, hem Allah indinde hem de kullar katında... Hem içinde mutlak barış ve adaleti de vaat ediyor... Allah bakışını keskin, yolunu açık, kalemini kuvvetli etsin değerli üstad...