Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
fadik Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap fikir olarak da içerik olarak da çok iyi. Serkan bey in yazdığı kitapları da hep zevkle okuyorum, kalemi çok güzel, akıcı. Lakin ergenler bu kitabı okur mu, emin değilim. Zira daha çok aksiyon, daha çok duygu arayan gençlerimiz, tavsiye kitabı gibi görünen bu kitap yerine whatpad romanlarına, platform dizilerine daha çok ilgi gösteriyor. Anne babalar öğretmenler okur illa ki ama keşke mater serisi gibi kurguya yedirse idi.
Memlekette, mahallesinde, ailesinde yaşanan onca değişiklige karşın hep orada duran Mücella ve annesinin hayatını okuyoruz kitap boyunca. O yıllarda, babasız bir kız çocuğu Mücella ama kimsesiz değil hiç. Hep yanında Annesi, uzaktan mektupla da olsa abisi, akrabası, komşusu, esnafı derken mahallesi büyütüyor onu.Zamanla kendisi bir yuva kurmasa da anneciği ile olan yuvasını hep gönendiriyor.Kendi hayatında heyecan, acı olmasa da sevdiklerinin her heyecanı ile koşturuyor, her acida kol kanat geriyor.Annesinin yıllarca yaptığı ablaligi, ondan sonra da sürdürüyor. Dili çok yalın, ama bir o kadar süslü.Hani TSM şarkıları vardır ya, çok zarif cümlelerle duygulari aktaran, bu kitap da öyle. Yaz kitabi gibi akıp giden ama okurken edebi bir eser olduğunu hissettiren, anlatılan dönemin belli başlı olaylarını aktarması sebebiyle öğretici de olan, yaşlılara hey gidi günler, orta yaşlara hakikaten yaa, gençlere ise yok artık bu imkansızliklara bu insanlar nasıl dayandı dedirten bir kitap olmuş.
Savaş, toplama kamplari, esir kamplari, İkinci Dünya savaşı boyunca Avrupa halkinin yasadiklari vb pek çok kitap okumuştum. Hepsinde içim acımışti. Fiziken zaten zorlu olan koşullara ruhen,ahlaken, aklen yaşanan zorlukları ekleyince her bir kitap kabus olmuştu benim için. Gerçek olmasının yanında romanlastirmalar da cok başarılı olduğundan beğenmiştim hep. İlk kez bir Türk yazarın kaleminden savaş ve esaret zulmünu okudum ve cok cok beğendim. Bir yandan okuyup bitirmek istedim hemen ama okurken zorlandim uykularım kaçtı. İnsanlığa hiç bir faydası olmayan, hiç kazananı olmayan Savaşlardan bir kez daha tiksindim. Bunca acidan sonra hala sağımız solumuz savaş dolu, ne acı. Kitapta önce çocukken yaşadığı sürgün, göçten, sonra savaş başlayınca askerlik boyunca yaşadıklarından bahsediyor ana karakter. Arkadaşının yazdığı hatirati okuyarak yapıyor bu anlatımı.Hem o yılların sıkıntılarını,hem esareti bitse bile içinin bitmeyen sıkıntısını,karabasnlarini hissediyoruz her satırda.Ruhu sad olsun
Kitapta çok severek evlendiği eşiyle ve ailesiyle yaşadığı sorunlardan dolayı bir yol ayrımına gelen baş karakterimiz, hem kendi içini döküp çoğu kadının hislerine tercüman oluyor, hem karşı tarafa da mikrofon uzatarak (her zamanki gibi) anlayış göstermek için sebepler arıyor. Hikayede temel değer yargılarina bir hakaret, vb olmadığından varılan son tatmin edici bence. Her zaman olduğu gibi anlamak için didinen, hem kendini hem eşini dinleyen ve adımlar atan kadın oluyor ama dediğim gibi erkek kişisi de kırmızı çizgilere dokunmamış olduğundan ve geçinmeye gönlü olduğundan seviniyoruz barışmalarina
Merak duygusunu yitirmeden bi solukta okuduğum kitap. Serinin ikinci kitabı ama bir o kadar bağımsız kitap gibi. Karakterlere ve ana çatıya aşina bir şekilde akıyor kitap. Hem günümüzün telaşesini, hem geçmişin aci tatlı anlarını keyifle okuyoruz. Derviş dede ile iç dünyamızı sorguluyor, kalplerimize huzur dolduruyoruz. Funda Hanım in kalemini sevdim, dili ağır değil ama öyle basit denecek kadar yavan ve sade de değil. Kitapta bahsedilen Şehir ve kültür de yakin geldiğinden daha çok sevdim.