Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

tuharrr Tarafından Yapılan Yorumlar

17.11.2016

Parfüm dansı kalıplara sığmayan bir kitap,müzik notaları gibi değişken ve şiirsel.Yaşamın ve ölümün dansını kokulara bulayarak zevkle anlatıyor.Ölümün önüne çekebileceğimiz bir engel var mıdır?Ölüm korkusuyla mı? yoksa hayatın o doyulmaz tadıyla mı yaşıyoruz?Bir sürü sorunun cevabını bu kitapta bulabilirsiniz.Kitabımız eski çağlardan başlayıp günümüze kadar süren kokuların ve ölümün serüvenini anlatmış.Karakterler karşılaşamayacağınız kadar tuhaf ve çekici,mitolojik ve tarihsel bilgilerle harmanlanmış misler gibi bir kitap.Ölümsüzlüğü aramaya koyulan bir grup insanın,inançları,korkuları,beklentileri ve duygularıyla yaşamın her zerresinde bulunmayı arzulamalarını konu alıyor.Kitabın ismi bile cezbediyor insanı.Parfümün nasıl yapıldığını,içeriğinde neler olduğunu,kokuların insanlar üzerinde bıraktığı etkilerden tutun bir çok konuya değinilmiş.Beni en çok etkileyen ise betimlemeler;aklınıza hiç gelmeyecek benzetmeler,dolayı anlatımlar…
17.11.2016

Adem ve İblis'in cennetten kovulmasını anlatıyor.Diyaloglar öyle güzeldi ki bazen iblise hak vermedim değil :). Cennetin kurgusu da bir hayli hoş olmuş. Sezgin Kaymaz'ın güçlü bir dili var.Kitabın sonunu bildiğin halde merakla ne olacağını bekliyorsun. Havva'nın Ademi ikna edip, Ademe elmayı yedirdiğini düşündüğümüz gerçeği ise burada baya farklı.Ben severek okudum.Sezgin Kaymaz alın,okuyun,okutun.
17.11.2016

Eski evleri oldum olası sevmişimdir,bana hep güzel duygular uyandırmışlardır.Asma Pansiyon'u okurken aynı duygulara doğru yolculuğa çıktım.Konusu,işleyişi hemencecik kendisini sevdirdi.Karakterler öyle naifti ki.Sonu bile olması gerektiği gibiydi.Kitap Bozcaada'da bir pansiyonda geçiyor.Sahibesi madam Yenola ve misafirleri.Her birinin hayat hikayeleri,acıları,mutlulukları ve ümitleri.
17.11.2016

Kitabın ismi o kadar sıcak gelmişti ki...Gülümseten bir kitap olduğunu düşünmüştüm.Kimi zaman gülümsetmedi diyemem ama daha çok acıttı içimi.Gözlerim dolarak okudum kimi satırları,boğazım düğümlendi...Ölümün o karanlık kucağına düşen ve geride kalanların alışmaya çalıştıkları burukluklarına tanık oldum.Kitap bir dönem taşrada çalışmış bir hekimin anılarından oluşuyor,kalemi öyle acı ki canınız yanıyor ama yazdıkları burnunuzun dibindekiler.Masum bir köy çocuğunun anıları var kimi zaman,kitaplarla tutunuyor küçücük dünyasında.Bazen de Türkiye'nin yakın tarihinin çektirdiklerini anlatmış tüm çıplaklığıyla.Siyah beyaz fotoğraflar gibi hüzünlü.
17.11.2016

Stockholm’e siyasi mülteci olarak giden insanları konu alıyor ve Türkiye gerçeklerine parmak basıyor.Mülteci olarak yaşamanın nasıl olduğunun altını çiziyor.Yazarın akıcı dili sayesinde kitabım başladığınız gibi bitiriyorsunuz.Kitap farklı bir derinliğe sahip,karamsar bir hava hakim ama çoğu gerçeğe paralel gittiği için sorun yaratmıyor.