Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Murat Görgün Tarafından Yapılan Yorumlar
Oldukça akıcı ve sürükleyici bir roman olmuş.Genç yaşlarından itibaren tanışan yazar adayı iki genç kizdan birinin zaman içerisinde birçok ödül sahibi bir yazar olması diğerinin ise içten içe zaman geçtikçe daha çok kıskanması ile baslayan eser daha sonra başarili olanin diğerinin yaninda boğularak ölmesi ile başka bir boyuta taşınıyor.Ölen arkadaşınin evinde rastgele üzerinde çalistigi son eserinin taslaklarini bulup çalan ve bunu kendi uslubu ile zaman harcayarak kendi romani haline dönüştüren ve bu eser sayesinde oldukca hatiri sayilir bir para ve ödül kazanan genç yazarin daha sonra sosyal medyada yapilan yorumlarinda etkisi ile psikiyatrik bir vakaya dönüşmesini çok basarili işlemis yazar.Hayata dair önemli derslerde veren kitap okunmaya değer kesinlikle
İstanbul'da doğup hayatını sürdüren azınlıkları merkezine alan bir eser. Eserin kahramanı emekli bir eczacı olan Periklis'in beyoğlu tarlabaşında başlayan hayatını bir geçmişe giderek bir günümüze gelerek gözler önüne seriyor yazar. Bu arada azınlıkları doğup büyüdükleri vatanlarından haksız yere sürgün edilmeleri, mallarına el konulması, 5-6 eylül olayları, 1964 rum sürgünü, kıbrıs olayları bir aşk hikayesinin içerisine nakış gibi işlenmiş. Tarlabasında tarihi eser niteliğindeki binaların haliçten taksime bir bulvar oluşturabilmek için 1984 yılında yerle yeksan edilmesi hem de anıtlar kurulunun yıkılamaz kararı varken, içimi burkan bölümlerdendi. Kısacası ben beğendim. Okumaya değer bir kitap olmuş.
Bir kasabanın bataklık kısmında,babası 2. Dünya Savaşı gazisi ve alkolik olan küçücük bir kızın dramını baz alan içerisinde sonuna kadar kim tarafından işlendiğini tahmin edemeyeceğiniz bir cinayetide barındıran okuması keyifli bir kitap.Annesi ve kardeşleri ile birlikte babasının şiddetine maruz kalan sonunda tüm ailesi tarafından terk edilen 'Bataklık Kızının' tek başına derme çatma bir kulübede açlıktan ölmemek adına kendini nasıl yetiştirdiğine,doğada nasıl hayatta kalabildiğine büyümesine,aşklarina,kasaba halki tarafindan dışlanmasına,içinde bulunduğu tabiatı nasıl gözlemleyip çok nadir görülebilen canlılara ait parçalardan oluşturduğu koleksiyona,çizimlere şahitlik edeceksiniz.Yazar bu süreçte kasabadan bir gencin ölümünü o kadar ustaca işlemiş ve sonuna kadar merak uyandırmışki takdir etmemek mümkün değil.
Okumaya değer bir eser olmuş.
Eser sayfa sayısı ile sizi en başında ürkütsede elinize aldığınız andan itibaren yazar sizi kendisi ile beraber Bombay sokaklarında gezidiriyor,karanlık işlere bulaştırıyor,aşık olmanızı sağlıyor,gangester olmanıza vesile oluyor,mahkum olup hapishanede inanılmaz işkencelere maruz kalmanıza sebep oluyor....Kitap olağanüstü,heyecan dolu sizi sarıp sarmalayan bir yanı var.Kitabın ön kapağındaki bir yorumda bahsettiği gibi bu kitap dünyadaki herşeyden bahsediyor.Okunası bir eser olmuş.
Öncelikle Amin Maalouf'un en iyi kitabı diyemeyeceğimi belirtmek isterim.Sultan Abdülaziz'in akli melekelerinin yerinde olmadiğı düşünülen kızının,sultan tahtan indirildikten ve intihar mı cinayet mi olduğu konusu birçok kitaba ve makaleye konu olmuş ölümü sonrasında evlenerek Lübnan'a yerleşmesi ile başlayan merak uyandirici bir eser olmuş.İffet Sultan'ın hamile kalışı ve dünyaya getirdiği oğlunun bir önder bir direnisçi olma hayali,sonrasinda kendi oğlununda bir kahraman önder olacağı hayali ile ismini isyan koymasi ile devam eden eserde İffet Sultan'ın torunu olan isyanin Fransa'da tıp okumak için evden ayrılması ve o dönemde patlak vermek üzere olan 2. Dünya Savaşı nedeni ile Nazilere karşı oluşturulan direnişçi cephelerde kendini bulmasi,bu asamada evlenecegi kadini direnişcilerin arasinda bulmasi ile güzel ve dokunakli bir ask hikayesi kurgulanmis.Patlak veren Yahudi-Arap Savaşı ve isyanin babasini kaybedisi ve psikolojik sikintilara maruz kalmasi ve akil hastanesinekapatilmasi