Çavdar Tarlasında Çocuklar
Çavdar Tarlasında Çocuklar

Kitapyurdu Fiyatı: 142,85TL

Ürüne Git
2711Yorum
Mehmet Poyraz
Kitapkurdu
03.07.2023
Bir ergenin sıra dışı maceraları
Eser hakkında garip biçimde olumsuz eleştiriler daha çok gibi duruyor. Madem o kadar kötü; niye hâlâ popüler diye sormamızda gerekiyor. Esere gelince, karşımızda genç bir adam ve onun sıradışı hayat öyküsü, hızlıca ama didaktik bir şekilde okuru alıp sürüklemektedir. Bu genç adamın iyi veya kötü yaptıkları ekseninde kaleme alınan eserde, asıl dikkat çekici olan çok sayıda şahsiyetin portresine yer verilmesidir. Eserin başkişisinin kaleminden dökülen satırlar öyle bir işlenmiş ki, böylelikle okuru da etkisi altında bıraktığını söyleyebiliriz. Aile içi ve aile dışında ergenlik çağındaki insanın yaşadıkları başarıyla dile getirilmiş ve belki de bu yüzden eser uzun yıllardır hâlâ raflardadır. Aslında eser hayat dersi de veriyor. Eserin bir karakteri oldukça temiz ve bakımlı biliniyor. Oysaki işin aslı öyle değildir. Temiz görünen kişi gerçekte çok kirlidir; işte yazar bunu muazzam bir şekilde dile getiriyor. Bu arada kitabın adı okuru yanıltmasın. Yani çocuklar çavdar tarlasında değiller. Kitapta her okurun kendinden bir şeyler bulabileceğine şüphe yoktur. Zira bütün insanlar ergenlik dönemi yaşamıştır. Bununla beraber dönemin ABD’sinin de satır aralarında işlenmesi, ülkenin kültürüne dair izler bırakmasına sebebiyet verdiğinden buradan da okur bilgi sahibi oluyor.
duman2589
duman2589 19 Şubat 2024
"Esere gelince, karşımızda genç bir adam ve onun sıradışı hayat öyküsü" Bu yoruma katılmak kesinlikle mümkün değil, ortada ne bir yaşam öyküsü ne de bir sıra dışılık var. Kitapta sadece bir ergenin okuldan atıldığı süreç, birkaç haftalık yaşadıkları ve düşünceleri anlatılıyor, bu kadar kısa bir kesite yaşam öyküsü demek mümkün değil, ayrıca kitaptaki en sıradışı olay sanırım bu ergenin yaşı tutmadığı halde bara gidip içki ısmarlaması, onun dışında yaşadıklarında normal bir ergenin yaşayabileceğinden farklı bir şey yok.
Ahmet Veske
Kitapkurdu
26.05.2023
Bir ergenin serseri yürüyüşü…
Okumaya başladığımda kitabın isminin çağrıştıracağı bir konuyla karşılaşacağımı sanıyordum ki, hemen hemen her okurunda bu durumu yaşayacağını umuyorum. Ancak başladığınızda kitabın bir kahraman üzerinde yürüyen kurgusu ve bu kurguyu besleyen ilginç bir dili olduğunu göreceksiniz. Kitabı popüler kılan unsurlardan biri bu galiba. Elbette, 1951 yılında yayınlandığını düşünürseniz; dönemin ABD’sinde Holden adındaki yeni yetme bir ergen karakteri üzerinden okuldan başlayarak (nihayetinde okuduğu okullardan atılan bir öğrenci) toplumsal, ahlaksal ve dinsel eleştirileri sansür ve yasaklamayı getirmiş olduğunu görüyoruz. Kitabı popüler kılan özelliklerden bir diğeri de bu sanırım. Yazarın kendi yaşamından esinlendiği muhakkak. Ana karakter ve anlatıcı ‘Holden’ için J.D.Salinger’in kendisidir diyebiliriz. Ergenliğin getirdiği bir başkaldırı ve zaman zaman boş vermişlik, kural tanımamazlık, ben merkezci tutumun psikolojik yansımaları metinde kendini baskın olarak hissettiriyor. Küfür, argo konuşma ve cinselliğin serseri bir ergenin dünyasında ne kadar yer tuttuğunu size gösteriyor. Kitap içinde yer yer kitap isimleri, okuma edimine yaklaşımlar Holden’ın ilginç kişiliğini ortaya çıkran ayrıntılar…“Oldukça cahilimdir, ama epey okurum. (…) Bir kitapta en hoşuma giden şey, en azından, arada bir gülünç şeyler olmasıdır. (…) Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” (s.23) Dikkat çeken bir başka başlık başına buyruk bir ergen olan Holden’ın ikiyüzlülüğe, yapmacıklığa ve dayatmacılığa tepki vermesi… Anlatısında net ve saklamadan romanda geçen kişiler üzerinden bunu sürdürmesi… “…tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, “Tanıştığımıza memnun oldum,” demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.” (s.86) Ergenliğin getirdiği psikolojik savrulmalar, karşılaştığı yenidünyalar, ayakları yerden kesilmeler, zaman zaman olgun tavırlar… Özetle, Holden “Çavdar Tarlasında Çocuklar” da kendini,ergenliğini anlatıyor yapmacıksız ve yalın bir dille.
Fulya Aldemir
Kaşif
05.09.2025
Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani...
Öykünün kahramanı Holden başarısızlıkları sebebiyle okuldan atılıyor. 16 yaşındaki kahramanımız Holden hikayenin başında çocukluğundan ve hayatından genel olarak bahsetmek istemediğini belirtse de hikayesini, yaşadığı karmaşık duyguları anlamlandıramayarak oradan buraya savruluşunu, ergenlik sancıları ile ortaya koyduğu davranışlar üzerinden ele veriyor. Zeki ve duyarlı bir genç olan Holden’ın en çok dikkat çeken özelliği hikayesinin sonuna kadar takındığı alaycı tarzı. Yetişkinlerin kendi lehlerine kurduğu samimiyetsizliklerinden hoşnut değil. Kendi eksiklerinin de farkında fakat bunları düzeltmeye gerek görmüyor ve kendi hikayesinde de anlattığı birçok olumsuz davranışı uyguluyor. Ailesinin yaşadığı travmatik olaylar ve bu olayların getirdiği manevi yoksunlukları da onun bu davranışlarını sürdürmesinde tuz biber oluyor. Holden’in bu tavırları ailesinin ilgisizliğinden ziyade, Holden’in kardeşini kaybetmiş olması ve bu kayıpla gelen acının ergenlik çağındaki her çocuk gibi onun da hayata karşı olumsuz davranışlarını pekiştirerek yer bulamaya çalışması gibi görünüyor. İnsanın gelişim sürecindeki hallerini, ikilemlerini, sorgulamalarını bir ergenin gözünden güzelleme yapmadan, şeffaf bir şekilde ince ince çok güzel anlatıyor. Ve hatta kitabın dili ve saflığı, ergenlik döneminden yolu geçen herkesin hayatında olan tüm insanlara söylemek istediği cümlelerin sadeliği ile dile getiriliyor. Özellikle hem bu dönemi yaşamış bir yetişkin olarak hem de ergenlik çağındaki gençlere eğitim veren biri olarak bu dilden hiç uzaklaşmadığım için kitabın dili bana hiç yabancı gelmedi. 1951'de yayınlanan roman, ilk etapta eleştirmenler tarafından beğenilmemişse de kitap, okuyucuların büyük beğenisini kazanmış ve yayınlandığı döneme ciddi etkiler yaptığı gibi, okuyucuda da unutulmaz izler bırakmış. Ayrıca kitabın 1967’de ülkemizde basılan ilk çevirisi, önce Gönülçelen ismiyle yayınlanmış. Bir sonraki çevirisi bugün aynı adla bildiğimiz, Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak basılmış. Yazarın kitabı ilgi gördükten sonra hayatı da çok ilgi toplamış ve yaşadığı bir takım olaylar yeni bir hikaye yaratacak kadar ilginç. Yazarı araştıranlar arkasında çok güzel bir eser bırakmasının yanında, kırık bir aşk hikayesi ve ruh sağlığını koruyamadığı dönemler hakkında ilgi çekici başka hikayeler de bulacaklardır. Kitap yazarın yaşadığı döneme ve evrensel olarak yetişkinlerin samimiyetsiz dünyasında, okulların işlevsizleşmiş dayatmalarına ve modern toplumun yozlaşmış ahlaki ayrıntılarına da vurgu yaptığı bir eleştiri niteliğinde. Açıkçası genelde roman hakkında yorumlar iyi veya kötü olarak değişse de her kitabın bir okunma zamanı ve sempati duyulduğu zamanı olduğunu da düşünürsek kitabı çok sevdim. Okumayı planlayan tüm kitapseverlere iyi okumalar dilerim.
Sezer Ün
13.08.2022
“Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.” Okuldan kovulduğu bir Noel tatili öncesinde, Holden Caulfield’i tanımaya başlıyoruz. Tanıdıkça da onu seviyoruz. Caulfield’i anlamaya çalıştığınız zaman önünüzde adına ergenlik denen uzun, engebeli ama yer yer de mükemmel manzaralara sahip bir yol çıkıyor. Üç gün boyunca Caulfield’le birlikte bu yolu yürürken onun neden içine kapandığını ve etrafıyla sorunlar yaşadığını anlamaya başlıyorsunuz. Eğer şanslıysanız daha da derinlere inerek kendi ergenlik yolculuğunuzu, üzerinden uzun zaman geçse de, yeniden değerlendirme fırsatı yakalıyorsunuz. İşte, o zaman Caulfield’in bahsettiği çavdar tarlasından aşağı yuvarlanan o çocukları tutmak isteyen, onların düşmesine engel olmak isteyen birine dönüşebiliyorsunuz. Üsluba gelince… Kahretsin dostum J. D. Salinger’in üslubu çok iyi. Başka lanet kitaplar gibi değil. Adam, lafı dolandırmıyor işte, her şeyi olduğu gibi anlatıyor ve ben buna bitiyorum. Caulfield’i özleyeceksiniz.
m.türkoğlu
Kitapkurdu
02.07.2022
Farklı bir anlatım, farklı bir dil... Her okurun kendine göre bir beğeni kriteri vardır. Bazıları satırlarca süren süslü edebi cümlelerin bulunduğu kitapları beğenir, kimileri bol diyalog içeren kitapları, kimileri de yazarın içinden geldiği gibi yazdığı kitapları... Bu kitap tam da son bahsettiğim tarzda yazılmış. Yazar, iç sesini müthiş konuşturmuş. Abartıya kaçan cümleler, bir insanın gerçek hayatta birisiyle konuşurken asla kurmayacağı uzun ve yapmacık cümleler aramayın bu kitapta. Sanırım kitabın popüler olmasının nedeni de bu. İç ses... Evet, yazar müthiş bir iç ses örneği sunuyor bize.
Ayhan Ersoy
Üstat
28.02.2024
Kitabın ismi yine kitaptaki satır aralarında bahsi geçen bir şarkı sözünün içinde yer alıyor. Bu bakımdan kitap isminin yarattığı algı ile içeriği ciddi anlamda tezat oluşturmuş. Elle tutulur hiçbir meziyeti, hayatta neyi sevdiğine dair net ve somut bir yanıtı da olmayan okul çağındaki bir delikanlının başına buyruk ve sorumsuz davranışları kendi ağzından kısa kısa, yalın ve tekrarlı cümlelerle dile getirilirken eserde kendi iç dünyasında sayıklar gibi boş, anlamsız ve tutarsız akıl yürüten, gevezelik eden, kısır bir tarz çıkmış ortaya; ancak yine de genel olarak esprili ve gülümseten bir üslûbun hakim olması okumayı eğlenceli ve ilgi çekici hale getiriyor.
Penthesileia8
Kaşif
22.10.2025
Holden Caulfield, dışarıdan bakınca asi, huysuz, hatta bazen umursamaz biri gibi görünse de; iç dünyasında tarifsiz bir acı, kırılganlık ve yabancılaşma taşıyan tam bir ergen. Kısacık ömründe edindiği acı tecrübeleri mental olarak kaldıramamış ve hayatla kurduğu ilişki artık yalnızca bir savunma mekanizmasına dönüşmüş. Kitabın bana hissettirdiği şey şu: Holden’ın çok sevdiği kardeşi Allie’nin ölümüyle birlikte içsel dengesi tamamen sarsılmış; dünyayı ve insanları sahte, yapay ve yüzeysel bulmaya başlamış. Bu yüzden sürekli kaçıyor — okuldan, insanlardan, hatta kendinden bile… Onun isyanı öfke dolu değil; çaresiz bir varoluş sancısı âdeta. Yazarın dili sade, akıcı ve okuması son derece keyifli. Okurken insan hem Holden’a çok üzülüyor hem de kendi gençliğinin o kırılgan taraflarını hatırlıyor.
Selda Usta
Kitapkurdu
27.05.2025
Bir çok okur gibi ben de kitabın isminin çağrıştırdığı bir hikaye kurgusu bekledim ancak beni şaşırttı. Hayata bakış açısını değiştiren bir kitap olarak bana tavsiye edildiği için beklentim yüksekti. Ergenliğin ve beraberinde gelecek hayalleri ile hedeflerini tam koyamamış bir gencin kendisi dışında hep etrafındakileri değerlendirip yargıladığı bir süreci bize yaşatıyor. Bir usta’nın ona verdiği nasihatler ve yönelttiği sorularla farkındalığının artması en beğendiğim bölümdü diyebilirim. İyi okumalar.
Feyziye Okumuş
Üstat
03.05.2026
Holden, küçük kız kardeşi Phoebe ile vakit geçirerek teselli bulur ve sonunda yaşadığı sinir krizi sonrası bir kliniğe yatarak yaşadıklarını anlatır.
karvardı
Üstat
28.04.2026
Kitapta, sürekli "Lanet olsun" diyen, Amerikalı, vurdumduymaz bir ergenin düşünceleri anlatılıyor. Herşeyden şikayet ediyor.Herşeyden nefret ediyor. Ama özünde iyi biri... Akıcı ve ilgi çekici bir roman. Ben beğendim.
Burcu Akpınar
Üstat
27.04.2026
Çocuk ve ergen psikiyatrisi açısından roman, ergenlik dönemine özgü kimlik karmaşası, yabancılaşma ve siyah-beyaz düşünme eğilimlerini iyi yansıtır. Holden’ın “sahte dünya” algısı, depresif duygu durum ve sosyal uyum güçlükleriyle birlikte değerlendirilebilir. Ergenin bağımsızlık ihtiyacı ile yakınlık arayışı arasındaki çatışmayı anlamak için klinik açıdan faydalı bir edebi örnektir.
Sema Karan
Kitapkurdu
26.04.2026
Tavsiye üzerine aldım, yavaş ilerliyor.
Habib Karayiğit
Kaşif
22.04.2026
Alışılmışın dışında bir üslupla yazılmış, Amerikan hayat tarzının eleştirildiği bir kitap.
Şeydanur Keçeci
Kitapkurdu
20.04.2026
Anlatım dili pek hoşuma gitmedi.
aret atak
Kitapkurdu
20.04.2026
Okuldan atılan 17 yaşındaki Holden Caulfield'ın Noel öncesi New York'ta geçirdiği üç günlük yalnızlık,yabancılaşma ve büyüme sancılarını anlatır.
firdosss
Bilge
20.04.2026
her roman karmaşık hikayeler ve olaylar silsilesi anlatacak diye bir şey yok bence. anlatım.o.kadar önemli ki. ne anlattığının pek bir önemi kalmıyor bu noktada.
Yağmur Ssl
18.04.2026
Harika bir kitaptı. Çok beğendim.
ozlakc
Kaşif
14.04.2026
Ergenliğe geçiş dönemindeki bir gencin kişiler ve olaylar karşısındaki düşüncelerini kendi ağzından anlatan değişik bir kitap. Sonuncu sayfada kalakaldım
derin_düsünce
14.04.2026
bu derece beğenmediğim tek kitap budur. beğenenlerin neyini beğendiğine de hayret ettim doğrusu. asla bir edebi dili yok, olayı yok, saçma sapan boş bir kitap. zaman kaybetmek isteyen okusun
)-(ülya
Kitapkurdu
13.04.2026
Duygusallık,yokluk,kardeşlik tüm duygular hakim ....