Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tess Gerritsen’in "İkiz Bedenler" kitabını yeni bitirdim. Açıkçası başlarda biraz yavaş ilerlediğini düşündüm ama hikaye ilerledikçe merak duygusu ciddi şekilde arttı. Özellikle birbirinin ikizi gibi görünen cesetler üzerinden başlayan olay giderek çok daha karmaşık bir hal aldı. Rizzoli ve Isles ikilisinin soruşturmayı yürütme şekli kitabın en güçlü taraflarından. Benim en sevdiğim tarafı ise okurken sürekli "Ben bu işin aslını çözdüm." deyip sonra yanılmak oldu. Özellikle karakterlerin geçmişleriyle ilgili ortaya çıkan bilgiler hikayeyi bambaşka bir noktaya taşıyor. Final konusunda ise birkaç şeyi tahmin ettiğimi düşünmüştüm ama kitap yine de beni ters köşe yapmayı başardı. Bazı karakterlerin davranışlarını ve olayların arka planını düşündüğümde, kitap bittikten sonra bile birkaç sahneyi kafamda tekrar çevirdim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapla ilgili olarak iki şeye pişmanım:
1- Daha önce satın almadığıma,
2- Daha önce okumadığıma.

Sonda söylenmesi gerekeni başta söyleyeyim: MÜKEMMEL...
Anlattığı ile çizimlerin uyumuna hayran kalmamak mümkün değil.
Çizgi romanın tarihini 1896 The Yellow Kid'den alıp 3000 yıl öncesine götürüyor. Sanattan, sanatın faydalarından bahsediyor.
Dünya çizgi romanlarından bahsederken Batı ve Japon çizgi romanlarının farklı olmasının temeline inerek olayı Doğu-Batı kültürel ayrışmasına götürüyor. Ve daha neler neler... Söylediklerim denizde damla kabilinden... Hele o çizimler ve anlatımın uyumu yok mu! Ben okurken zevkten dört köşe oldum. Her çizgi roman okuru bence okumalı bu şaheseri.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şiirler, kapalı bir anlatım formunda değillerdir. Konular genellikle vazıhtır. Sorgulayan bir üslupta çok çeşitli konularda derinlikli önermelerde bulunularak bir nevi fikriyat serdedilmektedir. Sorgulamalar la düşünmeye sevk edilir. Teknik olarak imgeler kıvamındadır. Şiirler de doldurma, dolgu ve fazladan kelimelere yer verilmez. Gereğinden fazla imge ve alagorilerle karşılaşmayız. ‎Öz olarak, şairin şiirlerinin duru bir zihne karşılık geldiğini söylememiz mütenasip bir değerlendirme olacaktır. Daha çok soyut kavramlar üzerinden hayatın ulvi yönleriyle tarazlanmış bir anlayıştadır. Bütün bunlar yüreğin mahbesinden süzdürülüp meteforik düşünce yaklaşımıyla serimlenmektedir. Böylelikle şair, şiirlerini bir derviş edasıyla nakşeder. Şeyh Galip'in dediği gibi "Şair demek ehli hal demektir" ‎
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabımızın başında "Yaa efendi iğde deyip geçmeyeceksin" diyerek Bize güzelce bir İğde tasviri yapıyor Kutlu bey. Sonrasında Rüzgarlı Pazar denilen pazar yerinin işportacılarını tanıtıyor teker teker. Duran'ın ailesin yaşadığı yeri tanıyoruz sonra.

Kutlu bu kitabında halkın sesi olmuş. Halkı anlatmış bize yoksulları, fukaraları, kimsesizleri anlatmış. Sokak çocuklarını, Âmâ olduğu halde çalışmak zorunda olan işportacıları anlatmış.

İnsanların hor hakir gördüğü şahsiyetleri mesela mendil satan bir çocuğu anlatıyor kitap. Okuyup duygulanmamak elde değil.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bitirdiğimde aklımda kalan ilk şey, bunun sadece romantik bir hikâye olmadığıydı. Evet, içinde güçlü bir aşk hikâyesi var ama Evie Dunmore bunun çok daha ötesine geçen bir roman yazmış. Dönemin kadınlarının yaşadığı baskıları, özgürlük mücadelelerini, toplumun dayattığı kuralları ve kadınların kendi hayatları üzerindeki söz hakkını çok güzel işlemiş. Kitabı okurken bir yandan keyifli bir historical romance okuyormuş gibi hissettim, bir yandan da kadınların yıllar önce verdiği mücadeleleri düşünmeden edemedim.
Öncelikle kitabın atmosferini inanılmaz sevdim. Viktorya dönemi havası çok başarılı yansıtılmıştı. Balolar, sosyal kurallar, aristokrat çevreler, insanların görünüşte kusursuz ama aslında baskıcı dünyası… Her şey çok canlıydı. Evie Dunmore’un anlatımı sayesinde dönemin içine kolayca girdim. Historical romance türünde en sevmediğim şey bazen dönemin sadece dekor gibi kullanılması oluyor ama bu kitapta öyle değildi. Dönem hikâyenin tam merkezindeydi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihi aşk romanlarını sevdiğim için kitaba merakla başladım. Özellikle 1879 İngiltere’sinde kadınların Oxford’daki var olma mücadelesi ve oy hakkı hareketinin hikâyeye dahil edilmesi hoşuma giden taraflardan oldu.
Annabelle zeki, cesur ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir karakter. Montgomery ise beklendiği üzere güçlü, mesafeli ve kontrolü elinde tutmaya alışmış bir dük. İkisinin farklı dünyalardan gelmesi ve sürekli karşı karşıya kalmaları aralarındaki çekimi güzel besliyor. Atışmalarını okumak da keyifliydi.
Yine de kitap beni tamamen içine çekti diyemem. Kadın hakları ve dönemin toplumsal yapısı gibi oldukça güçlü konulara değinmesine rağmen bunların biraz daha derin işlenmesini isterdim. Bir noktadan sonra romantizm daha fazla ön plana çıkıyor ve hikâye yer yer bildiğimiz “güçlü, ulaşılmaz adam ve ona kafa tutan kadın” çizgisine yaklaşıyor.
Büyük beklentiye girmeden okunduğunda keyif verebilecek, ortalama bir tarihi romantik diyebilirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Senin yazdığın bir kitabı okumak zaten benim için başlı başına farklı bir duygu. Ama Sisli Miras’ın bende bıraktığı his çok daha başka… Babaanneni hiç tanıyamamış olsam da senin kelimelerin sayesinde onun dünyasına dokundum; sanki geçmişten bize uzanan sıcak bir hatırayı seninle birlikte yaşadım. Ona duyduğun sevgi, özlem ve bağlılık her satırda kendini hissettiriyor, bunu tüm kalbimle hissettim. Bu kitap benim için yalnızca bir hikâye değil; babaannene duyduğun sevgiyle geçmişe uzanan, yılları aşan ve kalbimde de iz bırakan çok özel bir bağ olarak kalacak. Böyle güzel bir eseri ortaya çıkardığın için seninle gurur duyuyorum. İyi ki yazdın, iyi ki bu güzel hikâyeyi ona ithaf ettin ve onu kelimelerinle yaşattın️
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarımız Nalan Uysal Bağ'ın ilk romanı olan "Zifiride Bir Başına" okuyucusuna verilen kararın sonuçlarını titizlikle aşılıyor...
İnsanın hayatında herşey karar vermeyle başlar ya hani! Bazen bir fotoğraf, bir eşya, bir ortam yaşanmışlıkları gözler önüne serer ve acılar yeniden depreşir.
Karakterimiz Tomris'in baskı altında yürüttüğü yaşamına yer veren romanda bazen fedakârlık, bazense ihanet ile karşılaşmak mümkün. Anıların bütünüyle gözden geçirildiği yaşama tanık olmaya hazır olun...
Okuyucusuna olayları gözlerinde canlandırmayı başaran romanda, bir kadının yaşamına perde aralamaya var mısın???
Yazarımızın ilk romanı olan bu esere şans verebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sigarayı bırakmak mümkün mü? sorusuna cevap veriyor. Ben küçükken babam sigara içiyordu ve 53 yaşında akciğer kanseri olarak vefat etti. O öldükten çok sonra bile perdelerin sapsarı olduğunu ve sigara koktuğunu gördüm. Elhamdülillah hiç içmedim.
Bir nehirde boğulmak için, başınızı suya sokmanız yeterlidir. Tamamen girmeniz gerekmez. Nitekim suyun derinliği değil, suyun içinde olma hâliniz ölümcüldür. Sigara bağımlılığı da buna benzer. İster derinlerde olun (çok tüketin), ister sığ sularda olun (az tüketin) başınız hâlâ suyun içinde değil midir? (38)
Sigarayı günlük satın almak ise, “Sadece bugün için alıyorum, yarın belki bırakırım.” gizli umudunu taşıyor gibidir. Bu, bilinçaltının küçük bir isyanı ve kaçış umududur. Gerçekten de her paket aldığınızda o paketin son olabileceği ihtimali vardır. (53)
“Sigara içmek, zekâyla, karakterle, hiçbir insani erdemle ilgili değildi. Sadece bir iki nefes çeken herkes sigara bağımlısı olabilirdi! (71)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gıda, tarım ve sürdürülebilirlik konularıyla ilgilenen herkesin okuması gereken harika bir kitap. Bir akademisyen olarak eserden muazzam kıymette notlar çıkardım. Nüfus artışının gıdaya yetip yetmeyeceği tartışmalarının tarihi çok ilginçti. Özellikle Yeşil Devrim’i sadece ekolojik zararlarıyla değil; tarımı sermaye yoğun bir yapıya dönüştürüp küçük çiftçiyi maliyet-ücret mengenesinde sıkıştırması ve sektörü 4-5 dev firmanın tekeline sokması açısından ele alması çok etkileyiciydi.

Kitabın en beğendiğim yanı, sorunları ortaya koyup kenara çekilmemesi. Düşük yatırım maliyetli Quebec Dört Mevsim Çiftliği modeli, yoksullukla mücadelede SAK Nepal girişimi, blok zincir ile gıda güvenliği, et üretimine alternatifler ve yüksek teknolojili süt çiftlikleri gibi somut çözümler ufuk açıcıydı. Ayrıca yeni türler geliştirmenin tehlikelerine Meksika örneğiyle değinmesi de çok yerindeydi. Sadece Tarım 4.0'dan ve ekolojik seralardan daha geniş bahsedilmesini beklerdim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir