Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kurt Mıntıkası
Goodreads’te bir Marias kitabına 2 yıldız verdim, dünya başımıza yıkılacak. Ama yani… Bana bu kitabı yazarını söylemeden “bu eser çok iyi tanıdığın bir yazar tarafından yazıldı, sence kim?” diyerek okutsanız, sayacağım son isim Javier Marias olurdu herhalde, sonraki eserlerinden bu kadar alakasız olabilirdi ancak. Kitabı 17 yaşında yazdığını göz önüne alırsak bu biraz anlaşılabilir olabilir ve evet 17 yaşında bu kapsamda bir şey yazmak başlı başına takdire şayan ama yani, yine de. Tam bir kaos. Ne anlatıyor, niye anlatıyor, neler oluyor, anlamak güç. Genç Marias’ımız sanırım o dönem izlediği film noirlardan çok etkilenip bir deneme yapmış, eh okutuyor da kendini; sürükleyici, zaman zaman epey komik vs ama açıkçası biraz anlam yoksunu bir kitap bence, birtakım klişelere abanmış da abanmış kendisi. Fakat benim açımdan bu kadar bayıldığım bir yazarın yolculuğunun ilk adımlarına şahitlik etmek güzeldi. Her şeye rağmen canım Marias. Gencecik haliyle oturup bir şeyler yazmaya çabalamış olmasını bile seviyorum. Ben onun her şeyini seviyorum ya. (Burada ağlamaya başlıyor… Eylülcüm, bi su iç, bi sakinleş…)
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Shuggie Bain
Gerek 2020’de Booker almış olması, gerekse de çokça teveccüh görmüş olması nedeniyle epeyce büyük beklentiyle başladığım Douglas Stuart romanı Shuggie Bain, beklentimi maalesef ki pek karşılayamadı, üzgünüm.

Her ne kadar kitaba adını veren Shuggie baş karakter gibi gözükse de, bu aslında annesi Agnes’in öyküsü bence. Hayatı boyunca kendini yapayalnız hissetmiş, psikolojik ve fiziksel şiddetin bin türlüsüne maruz kalmış, alkolik bir kadın Agnes. Elinden geldiğince annelik etmeye çalışıyor üç çocuğuna ama içki onu öyle kuşatmış ki, maalesef yapabilecekleri çok sınırlı.

Edebiyatı edebiyat yapan ne anlattığınız değil, nasıl anlattığınızdır, kitabın beklentimi karşılamaması tam da bundan ötürü zaten. Bence Agnes’in öyküsü muhteşem ve çok iyi çizilmiş bir karakter o ancak yazar bu öyküyü Tanrı anlatıcı ile anlatmayı seçiyor ve bu da karakterlerin seslerini duymamıza fazlasıyla engel oluyor. Bazı bölümleri bizzat Agnes’in sesinden okumayı o kadar çok isterdim ki; keşke cesaret edip onu konuştursaymış, bizi o aynı anda hem çok zayıf hem çok güçlü olabilen kadının kalbine, ruhuna soksaymış. Keza aynı şekilde örneğin eşcinselliğini keşfettiği bölümlerde de Shuggie’yi duymak isterdim, ancak kitabın tekniği buna müsaade etmiyor.

Muhtemelen zaten öykü ziyadesiyle acıklı olduğu için daha fazla melodrama çevirmemek için tercih etti bu mesafeli anlatıcıyı ama işte, olmamış bence. Yer yer çok iyi yakalanmış, çok dokunaklı pasajlar vardı, örneğin alkolü bıraktığı bir dönemde Agnes’e birinin “bana çok normal biri gibi gözüküyorsun” demesi ve onun bunun hayatında duyduğu en güzel şey olması gibi, ama bunlar sayıca çok az. Okurken insanın durup bir an gözlerini sayfadan ayırmasına sebebiyet verecek, düşündürecek hiçbir cümle yoktu neredeyse metinde.

Agnes’in öyküsünün sadece kendi tercihlerinden ötürü böyle olmadığını, bunun devasa bir toplumsal sorun olduğunu, şehirler banliyöleştikçe toplumun nasıl parçalandığını, liberal ekonomi politikalarının tekil insanları nasıl etkilediğini ve bağımlılığın dinamiklerini çok iyi anlatıyor yazar ama bu kadar iyi bir öyküye sahip böyle uzun bir romanın bana daha çok nüfuz etmesini beklerdim, olmadı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modernleşmiş, kurumlarını yerleşik hale getirmiş ve belli bir sistemde ekonomisi işleyen bir dünyada geç modernleşen topraklarımızdaki hikayenin henüz Kurtuluş Savaşımız devam ederken verilmeye başlanan mücadelesinin iz düşümü. Ekonomi zorunlu olarak hayatın tüm yönlerine müdahil ve hayatın tüm yönlerinden etkilenen bir alan. Politika, sosyolojik durum, demografi, kaynaklar, kurumlar... Sonsuz bir liste bu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün üstün vizyonu öncülüğünde İzmir iktisat kongresi ile başlayan sonrasında 1929 krizi, 2. Dünya savaşı, planlı ekonomi, dış yardımlar, enerji krizi, liberalleşme ve sıcak para ile 2001 krizine kadar olan dönemi irdeliyoruz. Tabii ki her dönemin kendi iç dinamikleri ile geniş bir bağlam sunarak. Her seviyeden okuyucu için kaynak eser olma niteliğindeki bu kıymetli çalışma için Sayın Alpay ve Alkin'e sonsuz teşekkürler.

Tavsiye olunur.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken birinin hayatına dışarıdan bakıyormuşum gibi değil de, sanki onunla birlikte o anları yaşıyormuşum gibi hissettim. Sinan Yağmur’un anlatımı oldukça içten; yer yer kırılgan, yer yer umutlu. Öz yaşam öyküsü olmasına rağmen kuru bir anlatıdan uzak, daha çok duyguların ön planda olduğu bir yolculuk gibi.
En çok dikkatimi çeken şey, insanın kendiyle yüzleşme sürecinin bu kadar açık ve samimi aktarılması oldu. Hatalar, pişmanlıklar, arayışlar… Hepsi saklanmadan anlatılmış. Bu da kitabı daha gerçek ve yakın kılıyor. Okurken zaman zaman kendi hayatımla küçük bağlar kurduğum anlar oldu.
Dili oldukça akıcı, yormuyor ama aynı zamanda düşündürüyor. Bazı cümlelerin altını çizme isteği uyandırdı bende. Özellikle “kendini bulma” temasının bu kadar sade ama etkili işlenmesi hoşuma gitti.
Genel olarak sakin, içe dönük ve samimi bir kitap. Büyük olaylardan çok, insanın kendi iç dünyasına odaklanan bir anlatı arayanlar için iyi bir tercih.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eşini kaybeden Etelka’nın taşradan Budapeşte’ye,kızının yanına gelişiyle birlikte yalnızca yaşam düzeni değil,anne-kız arasındaki görünmez mesafeler de değişmeye başlıyor.
Roman boyunca yaşlılığın insana hissettirdiği kırılganlığa ve kişinin kendi hayatında fazlalığa dönüşme korkusuna tanıklık ediyoruz. İnsan bazen en yakınının yanında bile kendine ait bir yer bulamıyor.
Anne ile kızın ortak kaybı onları yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırıyor sanki.Kitap boyunca şu soruyu düşündüm: Bir insanın iyiliğini istediğimizi düşünerek onun adına karar verebilir miyiz? Fedakârlık sandığımız şeyler gerçekten karşı tarafın ihtiyacı mı,yoksa kendi doğrularımız mı?
Iza’nın düzenli ve kontrollü yaşamı dikkat çekiciydi.Kusursuzluk arttıkça duygular daha görünmez oluyordu sanki.
Antal ise bana en sahici gelen karakterdi.Kitap boyunca iyi kimdi, kötü kimdi sorusunun cevabını bulamadım.Çünkü bazen insanlar kötü oldukları için değil, sevmeyi farklı bildikleri için birbirlerini incitiyorlar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genç müslüman bir kadın olarak, eril dil ve erkek egemen islami gruplar ile 21.yy arasında sıkışmış hissediyorum. Bu alanda kadınların daha çok düşünüp daha çok söz hakkı aldığı bir Türkiye tahayyül edip duruyorum ve karşıma çıkan böyle kitapları okumaya başladım. “Erkek hocalar”ın sadece kadınlar üzerinden “erkek cemaat”lerine verdikleri hedef gösterici ve kutuplaştırıcı vaazları dinlemekten sıkıldım çünkü. Yazar hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor ve kaynakça daha sağlam olabilirdi. Daha çok feminist okuma yapılıp (feminist bir düşüncede yazılmasını beklemiyorum bittabi lakin sosyolojik kadın konumlandırmasını anlamak adına) daha kapsamlı cevaplar verilebilirdi belki ama kitap kısa ve öz. En nihayetinde İslam’ın bizi toplumdan soyutlamadığını, toplumun bunu yapmaya çalıştığı gösteren çok tadımlık bir oturuşta okunabilen bir kitap olmuş. Bu konuda her sesini çıkarmaya cesaret eden müslüman kadının arkasındayım, yazarımızın ellerine sağlık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye'de mizah denince Nasreddin Hoca'dan sonra akla ilk gelen kişi olan Aziz Nesin'in çocukluğundan itibaren anlattığı hayat hikayesinin ilk cildi. Sürekli gülmece yazan Aziz Nesin'in hayat hikayesinin ne kadar zorlu geçtiğini, ne acılar çektiğini burada net göreceksiniz. Aslında gülmece yazarak kendi acılarını unutmak istediğini burada net olarak anlayacaksınız. Çocukluğundan itibaren en samimi duygularla hiçbir şeyi atlamadan, bazen utanarak bazen üzülerek anlatıyor. Bu kitabı okurken Aziz Nesin'i kendime çok yakın hissettim. O da içimizden biri diyecek kadar samimi bir kitap. Kalın bir kitap olmasından korkmayın, bitmesin diye dua edeceksiniz.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhaba, öncelikle yayınevine ve çevirmene böyle bir eseri bizlerle buluşturduğu için teşekkür ederek başlayayım, malumunuz güncel bilimsel araştırmalar ve bulguların bizlerle buluşması ve bunlardan haberdar olmak okuduklarımızı ve bildiklerimizi değerlendirebilmek, güncelleyebilmek için hayati önemde. Kitap bu hususta çok başarılı son on yılın arkeolojik ve bilimsel bulguları ışığında yazılmış, ayrıca yazarı alanının en iyilerinden biri. Kitapta son 200 - 300 bin yıl öncesi ile 50 bin öncesi arasındaki insan türlerine, arkeolojik, genetik ve diğer bilimsel bulgularına değiniliyor, neleri şuanda bildiğimiz, nelerden emin olduğumuz, neleri araştırdığımız ve neleri daha sonra bilebileceğimiz de harika bir dille anlatılmış. Benim en çok takdir ettiğim husus ise metodoloji anlatımı. Nasıl biliyoruz ? Nasıl bir yol izliyoruz ? Bildiğimizden nasıl emin oluyoruzu da göstermiş. Şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orwell'ın Burnu
George Orwell’i yeterince tanımadığımızı düşünüyorum. Ha tanısak sever miyiz o ayrı bir soru ama tanımadan bilemeyiz, değil mi? Hayvan Çiftliği’ni ve 1984’ü yazan, pek az yazara nasip olan soyadından sıfat devşirme onurunu (Orwellian) bahşettiğimiz bu adamı, tüm kitaplarını okumuş olmama rağmen yeterince tanımadığımı hissettiğim için John Sutherland’ın tuhaf isimli (Orwell’in Burnu) Orwell biyografisini okumaya karar verdim.

Alt başlığı George Orwell’in Patolojik Biyografisi olan bu kitabın adının Orwell’in Burnu olması boşuna değil: yazar ön sözde ve sondaki eklerde bu burun meselesini muhteşem anlatıyor. Gerçekten Sutherland işaret edene dek Orwell kitaplarında kokunun bunca ön planda olduğunun farkında değildim - her şeyi koku üzerinden anlatışını, mekânlardan veya insanlardan çok kokuları tasvir ettiğini ve dünyayı bir hayvan gibi kokular üzerinden algıladığını bu kitabı okuduktan sonra şaşkınlıkla fark ettim.

Yazar, Orwell’in hayatını da koku ekseninden kopmadan aktarıyor. Bu sayede hem Orwell’in bu koku hassasiyetinin sebeplerini keşfetmeye çalışıyor, hem de Orwell’e Orwellci bir biyografi sunmuş oluyor.

Fakat enteresan bir duyguya kapıldım okurken, Sutherland Orwell’i pek de sevmiyor gibi, çok garip? Muazzam bir Orwell bilgisi var şüphesiz, kendisi hakkında yazılmış pek çok şeyi okumuş, konuya çok hakim ama kitap boyunca Orwell’e dair iyi tek bir şey okumuyoruz desem abartmış olmam. İnsani olarak Orwell’den hoşlanmıyor olabilir, kendisinin aktardığı kadarıyla pek de hoşlanılacak biri gibi değil zaten ama eserlerine ve onların ardındaki dehaya dair de övgü dolu hiçbir şey söylemiyor. Onca zaman ve emek harcayıp üzerinde derinleştiği bir insana dair Sutherland’ın yazdığı kitabın bu olması çok ilginç, okuduğum en değişik biyografilerden biri oldu kendisi bu açıdan.

Bir Orwell biyografisi daha okuyacağım zira çok şey öğrendim bu kitaptan ama eksik kalan bir şeyler var, özellikle edebiyatına ve yazım süreçlerine dair.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gölet
Genç İngiliz yazar Claire‑Louise Bennett’in Gölet’i çok iyi başladı ancak devamı öyle gelmedi maalesef. Çok zekice, çok komik, Mariasvari detayları yakalayıp didikleyen bir kitap okumaya başlıyorum gibiydi fakat sonrası biraz hüsran oldu. Bu kitap “öykü” olarak kategorize edilmiş, bir kere bundan emin değilim. Çok geri planda bir konu var evet, okudukça anlatıcı genç kadının geçmişine dair silik de olsa bir resim görüp bir fikir edinebiliyoruz. Ama hikâydense daha ziyade kadının zihninden geçenler gibi, serbest bir bilinç akışı gibi. Buna hiçbir itirazım yok zira benim beynim de gün içinde durmaksızın küçücük şeylerden büyük fikirlere ve çıkarımlara varıp duruyor, pek çoğumuz yapıyoruz bunu AMA BU KADAR DA DEĞİL YA. Her şey ama her şey anlamlı değil hayatta, her şey bir şeyi tetiklemiyor, her şey bir büyük farkındalığa sebebiyet vermiyor yani. Bu kitap biraz daha kendi haline bırakılsa baya nefis olurmuş bence. Kimi bölümlerde anlatıcının manalı bir şey söylemek için kendini fazlasıyla zorladığı duygusuna kapıldım, bu da tadımı kaçırdı. Bazı kısımlarını sevmiş olmama rağmen bu duygu okuma zevkimi baya öldürdü maalesef. Yine de bundan sonra yazacağı şeyleri okuma isteğim bâki. Bu “bir şey deme” ihtiyacını üzerinden atabilirse çok iyi eserler verebileceğini hissediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir