Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Manuel'in Kitabı
Cortazar'a nereden başlamak gerektiği sorusunu daha evvel uzun bir videoyla yanıtlamıştım, o zamanlar Manuel'in Kitabı henüz dilimize çevrilmemişti, dolayısıyla orada bu eserden bahsedememiştim. İzninizle şimdi de Cortazar okumaya nereden başlamamalı sorusunu yanıtlamak istiyorum: işte buradan!

Seksek'i yalayıp yutmuş biri olarak söylüyorum, ondan bile zor, çok çok daha zor bir metin Manuel'in Kitabı. Cortazar biyografisinde karşıma çıkmıştı bu kitap, dolayısıyla biliyordum tuhaf olduğunu ama bu kadar da tuhaf beklemiyordum. Kötü asla değil, Cortazar gibi bir zihnin yazdığı herhangi bir şeyi kötü bulabilmem imkansız zaten ama sahiden müthiş zor bir metin.

Manuel, Paris’te yaşayan Latin Amerika kökenli bir bebek. Adına bir kitap yaratanlar da ona daha iyi ve daha eğlenceli bir dünya kurmak isteyen büyükleri. Bu büyükler, ki aralarında Manuel'in anne-babası Susana ve Patricio da var, aynı zamanda Paris'te yaşayan Latin Amerikalılardan müteşekkil La Joda isimli bir sosyalist örgütün üyeleri. Roman, La Joda üzerinden Latin Amerika’nın o dönemdeki politik durumuna odaklanıyor, hem dönemin diktatörlüklerine, hem de o rejimlerden kaçıp Avrupa'ya sığınmış göçmenlerin hayatlarına bakıyor.

"Cortázar’ın politik düşüncesini ve edebi çalışmalarını bir arada anlamak için eşsiz bir deneyim" diyor arka kapakta, tamamen katılıyorum ama bu tam bir Cortazar'dan çıkış romanı olmalı kanımca - bitirme tezi hatta. Çünkü deneyselliğin sınırlarını zorluyor yazar burada. Çok fazla metafor, çok fazla analoji var, öykü sık sık örgüt üyelerinin birbirlerine okudukları dönemin -gerçek- gazete haberleriyle kesiliyor (bunlar işte, Manuel için hazırlanan kitabın içine giriyorlar), asla doğrusal kurmuyor anlatısını.

Pek çok Latin Amerikalı yazarın aksine, üstelik epeyce siyasi biri de olmasına rağmen eserlerinde kıtasının sorunları ve siyasi çalkantılarına pek yer vermeyen Cortazar'ın bir nevi bu "eksiğini" kapama projesi Manuel'in Kitabı. Besbelli ki büyük bir proje, okurundan da bu emeği ve sabrı bekliyor, istiyor, karşılığını da veriyor. Ama öyküyü takip etmek için ciddi bir emek gerektiğini yineleyeyim: Cortazar'la aşırı içli dışlı olmaya hazırsanız buyrun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalan-Roman
Çok zor kitap, çok güzel kitap. Kesinlikle Romain Gary’e başlangıç kitabı olmamalı, ondan eminim. Gary’nin birkaç kitabında kullandığı mahlası olan Emile Ajar’ın kendini tımarhaneye kapatmasının öyküsünü okuyoruz. Yazarın tüm kitaplarında gördüğümüz toplumsal eleştirileri en açık biçimde yaptığı eseri diyebiliriz sanıyorum. Ve yine diğer eserlerine serpiştirdiği türlü delilikleri, absürtlükleri bu kitapta üzerimize boca etmiş – kitabın tamamı koca bir şaka gibi. Modernitenin insana ne yaptığını anlatan bir şaka; kelime oyunlarıyla dolu, hatta belki kitabın tamamı bir kelime oyunu. “Normal”i, normal olma zorunluluğunu, yazma dürtüsünü, görünürlüğü, gerçekliği, ikiyüzlülüğü, adaleti sorguluyor yazar. Bildiğimiz her şeyi allak bullak eden bir acayip metin. Gary’nin 20’lerinde yazmaya başlayıp yaklaşık 45 senede tamamladığı bu kitabı anlamak ve sevmek için kendisini tanımak; kafa karışıklıklarına ve dünyayla derdine dair bir ön fikir sahibi olmak gerekir diye düşünüyorum. “İskemlelerden özellikle korkuyorum, çünkü biçimleri bir insan yokluğunu çağrıştırıyor.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir?
Çok tatlı kitap, baya tatlı yani. Alain de Botton çok neşeli ve esprili bir “Marcel Proust Kullanım Kılavuzu” yazmış resmen. Kayıp Zamanın İzinde’yi okumadan da okunabilir ön hazırlık gibi ama ben okuduktan sonra bunu okuduğum için ayrıca keyif aldım, eski bir arkadaşla buluşmak gibi bir şey oldu. Sadece Proust değil, kitap okumanın insana ne yapacağına dair de bir sürü şey var içinde. Hem biyografi, hem eleştiri, hem rehber gibi, çok özgün bir kitap olmuş. Sevdim, arz ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kayıp Kitapların İzinde
Çok tatlı bir küçük kitap "Kayıp Kitapların İzinde". Everest'in bu denemeler serisini pek seviyorum, benim gibi edebiyata dair okumayı pek de sevmeyen biri için bile çok lezzetli eserler seçiyorlar. Bu kitap da böyle sanatın içinde aşırı anlam arayan, yapısökümle eser didikleyen ve sevmediğim türde denemelerden oluşmuyor neyse ki.

Varlıklarından bir biçimde haberdar olduğumuz (bir yerde adı geçmiş, yazar bir arkadaşına söz etmiş vs.) ama artık ortada olmayan kimi kitapların / taslakların izini süren metinler bunlar. Hemingway'in trende çalınan bavulundaki romandan Sylvia Plath'ın ölümünden sonra Ted Hughes'un "kayboldu" dediği romanına, Gogol'ün ölümünden önce yaktığı Ölü Canlar'ın ikinci cildine dek edebiyat tarihinin kaybolarak mitleşmiş kitaplarının öykülerini anlatıyor Giorgio Van Straten.

Bu kitaplar iyi kitaplar mıydı, kaybolmasalar edebiyat tarihinde nasıl bir itibarları olurdu, onları sihirli yapan artık olmayışları mı? Bu soruyu da soruyor yazar: "Ya beni zapt eden tutku, bu kayıp kitaplarla karşılaştığımızda hepimizi zapt eden o tutku, Proust'un tasvir ettiği âşıkane tutkuyla aynı köklere sahipse? Peki ya, bir zamanlar var olan fakat artık elimizde tutamadığımız bir şeyin düşüncesiyle birlikte gelişen dürtü ve melankoli ile merak ve büyülenmenin birleşimi bir duyguyu haklı çıkaran bu imkansızlık ihtimalinin ta kendisiyse? Bizi büyüleyen boşluğun ta kendisi olabilir mi? Çünkü o boşluğu, noksan olan şeyin hayati, mükemmel ve benzersiz olduğu kanısıyla doldurmak mümkündür."

Eh, haklı sorular. Bildiğimiz şekliyle söyleyeyim: "kavuşamayınca aşk mı olur, acaba?" diyor aslında yazar :) Belki öyle, belki değil ama yine de benim için pek leziz bir okuma oldu bu. İz sürme hikâyelerini severim, izi sürülen şey kitaplar olunca daha da çok severim.

Bonus: Bunu seven, C.D. Rose'un, kayıp kitapların izini sürerken kendi kaybolan bir yazarı anlattığı "Herkes Başka Biriyken Kim Kimdir" romanını da sever. Oradaki soru burası için de geçerli bence, onunla bitireyim: "Hakikat nerede sona erer, kurmaca nerede başlar? Kurmacanın hakikate karşı nasıl bir ahlaki sorumluluğu vardır?"
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hazlar ve Günler
Çok seviyorum Proust seni ya. Ruhumun her yerini okşadın geçtin yine, teşekkür ederim. Kelimelerindeki zarafete, sihre, yumuşaklığa, özene bayılıyorum. “Hazlar ve Günler”in bazı bölümlerini “Kayıp Zamanın İzinde”den bile daha çok sevdim diyebilirim. Bir daha, bir daha okumak, her okuduğumda başka bir yerini yakalamak, başka bir yerimden yakalanmak istiyorum. Bu da işte böyle tenime dokunan dingin bir su gibi bir kitaptı. “Daha az üzüldüğü için üzüldü, sonra bu üzüntü de geçti. Sonra bütün üzüntüler geçti gitti, hepsi; hazları göndermeye gerek yoktu, onlar zaten uzun zaman önce, başlarını çevirip bakmadan, ellerinde çiçekli dallarıyla, kanatlı topuklarıyla kaçıp gitmişlerdi; kendileri için yeterince genç olmayan o evden kaçmışlardı.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalın Tutku
Çok sevdim, yine. Ernaux hiç üzmüyor. Bu kitabı anlayamamayı, yadırgamayı arzu ederdim fakat anladım maalesef. Tutku ve saplantı arasındaki zaman zaman farkına bile varmadığımız incelikteki çizgiyi enfes anlatmış, her zamanki gibi kendine karşı acımasızlığa varan bir dürüstlükle yazmış Ernaux. Saplantıya evrilme potansiyeli taşıyan tutkunun sıklıkla insana “bu ben değilim, dönüştüğüm şeyden nefret ediyorum” dedirten şeyler yaptırma gücünü, “hazzı gelecekteki bir acı gibi yaşamayı” 50 sayfada mükemmel biçimde özetliyor yazar. Bu kitabı bir genç kızken okumuş olmayı çok arzu ederdim. “Kaç kez seviştiğimizi hesaplıyordum. Her defasında ilişkimize bir şeyin daha eklendiği hissine kapılıyordum, fakat bizi birbirimizden kesinlikle ayıracak olan da bu jest ve haz birikimiydi. Bir arzu sermayesini tüketiyorduk. Fiziksel yoğunluk düzeyinde kazanılan, zaman düzeyinde yitiriliyordu.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşitiyor musun Memet?
Çok sevdim bu kitabı. Biraz ağlayarak okudum, yalan değil. (Ölüm ve yas beni hala çok zorlayan konular zira.) Sibel Oral çok acayip bir yolculuk yapmış Mehmet Hikmet’le beraber. Mehmet Hikmet’in peşinde demiyorum, çünkü bence düpedüz beraber gitmişler o yolları. Şehirler, duygular, belki de evrenler arası bir yolculuk. Memet, tanımlaması, kategorize etmesi zor biriymiş, ele avuca sığmaz bir yanı varmış ‑ bu kitap da öyle, bir roman değil, bir biyografi değil, bir deneme değil ‑ yahut hepsi. Açıkçası kitaba başlarken bu kadar kişisel bir şey okuyacağımı düşünmüyordum, daha ziyade klasik bir biyografi bekliyordum, fakat karşıma bambaşka bir şey çıktı, katman katman açılan, zenginleşen bir anlatı. Memet’i (Nazım Hikmet’in oğlu olanı değil ama, bizzat Memet’i) tanımak için herkes okusun çok isterim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öyküler
Çok seneler önce okuduğum öykülere yeniden uğramak iyi geldi, bazı şeyleri unutmuşum, bazı detaylarsa kafama kazınıvermiş onu fark ettim. Marquez her zamanki gibi, canım benim. Sadece gözümde bu kadar canlanmış mekânların ve insanların çizimlerini görmek biraz acayip geldi – kimi zihnimdekinden çok farklıydı çünkü. Aslında Marquez gibi kelimeleri ışıltılı, renkli, hatta kokulu yazarların daha önce okuyup imgeleminizde yer etmiş eserlerinin resimlendirilmiş versiyonlarını okumak riskliymiş, onu anladım. Sanki sevdiğiniz bir kitabın sinema uyarlamasını izlemek gibi – “aa ama ben bu küçük kızı daha başka hayal etmiştim” diyor insan. Çizimler bana hayalimdekinden daha karanlık geldi – ama mesela Yüzyıllık Yalnızlık’ın 50. Yıl özel baskısındaki çizimler öyle hissettirmemişti, onlar tam da aklımdaki gibiydiler. Neyse evet, böyle. Yine de Marquez’e tatlı bir başlangıç kitabı olabilir bu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Helios Felaketi
Çok sarsıcı, oldukça sinir bozucu, huzursuz edici, çok etkileyici bir kitapmış bu ya. Hep diyorum, İskandinav edebiyatının atmosfer yaratma becerisi çok acayip, ne zaman okusam aynı duygu geliyor; kuzeyin ıssızlığını çok iyi hissettiriyorlar. Bu kitap da öyle. Konu her ne kadar akıl hastalığı olsa da onun çok ötesinde dokundu bana. İçindeki Yunan mitolojisi referansları harika derinleştirmiş hikâyeyi. Kjersti Skomsvold’un “Hızlandıkça Azalıyorum”unu anımsattı biraz ama bence bu kitap ondan çok daha iyi. Çok beğendim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yılanlarla Dans
Çok iyi kitapmış bu. Saramago’yu andıran bir absürtlük ve tabii Bolaño’yu hatırlatan bir garip tuhaflıkla örülü bir şiddet sarmalı hikâyesi. 5. sayfadan başlayan tempo ve gerilimin dozu hiç azalmadı ‑ Moya çok sert bir toplum, iktidar, hırs, bürokrasi ve devlet eleştirisi bırakıyor kucağımıza, bunu da acayip sürükleyici (ve sıklıkla çok komik) biçimde yapıyor. Narkotik polisleri uyuşturucu bağımlısı, siyasetçiler mafyanın göbeğinde, medyanın tek derdi kendiyle rekabeti filan ‑ böyle yozlaşmış bir ülkede sıradan bir adam dört yılan ve belirli bir hedefi olmayan bir şiddetle tüm toplumu baştan aşağı sarsıyor ‑ yahut kitapta bir gencin dediği gibi “iktidarı taşaklarından kıskıvrak yakalıyor.” Çok beğendim, çok tavsiye ederim.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir