Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerard Wahrlich, felsefe alanında doktora yapmış ama üniversite zamanı harçlığını çıkarmak için girdiği çamaşırhanede yönetici olarak çalışan bşr adam. Belki bu detay bile anlatır bizlere, ne kadar aşağılık kompleksinde olduğunu. Ben kitabın psikolojik altyapısından çok etkilendim. Zoraki evlenmiş ya da öyle davranan bir babanın ve çok etkin olmayan bir annenin çocuğu Wahrlich. Yıllardır beraber yaşadığı kadını evliliğe taşıyamayan, mesleğini eğitimini aldığı alana taşıyamayan, hayatında hiç "bir sonraki adım" a geçemeyen bir karakter. Bu karakteri tanımalısınız çünkü hepimiz zaman zaman o seviye atlama işini yapamıyoruz. Daha doğrusu kendimize engel oluyoruz. Olaydan çok iç konuşmaların yoğunlukta olduğu bir kitap. Benim gibi çok fazla olay sevmeyen, duygu okumayı seven biriyseniz çok keyif alırsınız. Altını çizmek isteyeceğiniz çok fazla cümle çıkacaktır. Kitabın sonu ise karakterimizin aslında ihtiyaç duyduğu tek şeyin şefkat olduğunu gösteriyor bence. Herkese tavsiye ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Madeline Miller, İlyada destanında fedakarlığından dolayı en sevdiğim karakter olan Patroklos'un hayatını anlatıyor. Aslında yaptığı şey, İlyada'yı romanlaştırmak. Bu da İlyada'yı okumaya korkan veya benim gibi okumuş ama biraz unutmuş olanlar için hikayenin yeniden anlatılmasını sağlıyor. Oldukça akıcı bir kitap. Patroklos'un adının anlamıyla ne yazık ki zıt bir hayat yaşayışını, Agamemnon'un kibrini, Akhilleus'un dirayetini merakla okuyorsunuz. Kitapta bir eşcinsellik durumu da mevcut ama ben normalde bu tarz metinleri yadırgamama rağmen, duygusal altyapısı da doldurulduğu için, oralardan rahatsız olmadan okudum. Ayrıca yönelimi bu şekilde olan insanları anlayabildim. O açıdan farklı bir deneyimdi benim için. Çok vurucu sahneleri olan bir kitap. Kast ettiğim sadece savaş sahneleri değil, sözlü kavgalar, duygular, çekişmeler de çok sinematik şekilde anlatılıyor. Benim için harika bir yaz okumasıydı. Dilinden çok edebi beklentiniz olmadan okursanız daha çok keyif alabilirsiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kıbrıs'ın kanlı zamanlarında geçen bir çocukluk ve bu durumun yetişkinliğe yansıması... Amca ve babaanneyle büyüyen ama insanlarla nasıl ilişki kurulur, restoranda/gece kulübünde/ortamlarda nasıl davranılır öğrenememiş bir delikanlı... Sürekli tutunacak dal arayan, her seferinde dalı kırılan bir genç... Kürşat Başar, bu vurucu hikayeyi güzel bir dille anlatıyor. Bu kitap, yazarla tanışma kitabımdı. Daha önce Başucumda Müzik'i okumuş olanlar bu kitabı yetersiz buluyorlar. Benim açımdan güzel bir tanışma kitabı oldu. Kitabı beğenmiş olmama rağmen en büyük eleştirim, bir olayı anlatıp sonra üzerinden sayfalarca duygu-düşüncesini, geçmişiyle ya da başka insanlarla ilişkilendirmesini okuyor olmamız. O açıdan en heyecanlı yerinde reklama giren dizi hissi veriyor ve bazen hikayeden kopmaya neden oluyor. Evet, olaylarla ilgili görüşünü bir yere kadar merak ediyorsunuz ama bir yerden sonra bu tutum sıkabiliyor. Öyle yapmasaydı muhteşem bir kitap olabilirdi ama bu haliyle de iyi bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üçlemenin son kitabını keyif üstü keyifle okuyup bitirdim. Gerçekten sahneleri yaşıyorsunuz, kahramanlar inanılmaz canlı ve sıradan duyguları bile olağanüstü bir performans ile yansıtıyorlar. Dokunaklı serzenişler arasında güçlü karakter oyunları serpiştirilmiş. Ardee, Logen, West, Jezal aynı sokaktan arkadaşlar gibi, kimi kez içten, kimi kez birbirine sevdalı, kimi kez ölümüne küs… Glokta! Ah Glokta! Bir karakter bu kadar gerçek ve elle tutulur işlenebilir mi? Kötüyse kötü! Ama içten içe anlıyorsunuz o halini, o hali yaratan sebebin sebeplerini, zindanlar onu acımasızlaştırmışsa bile içinde saklı has duyguları köreltmemiş. Buluyorsunuz, dokunuyorsunuz! Bin kere yaşa Glokta!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı arkadaşlarınız vardır, kısa bir süre görüşemeyip tekrar karşılaştığınızda eski tadı alamazsınız. Araya bir soğukluk girer. Bazı dostlarınız da vardır, senelerce bir araya gelemeseniz de tekrar karşılaştığınızda bir gün önce berabermişsiniz gibi sohbet edersiniz, birlikte zaman su gibi akar gider. İşte böyle bir yazar Ali Lidar. Kitaplarında okurunu eski bir dostmuşçasına karşılıyor. Sanki kırk yıldır tanıyormuş gibi sizi, anlatıyor içinden gelenleri doğal, samimi kalemi ile. Bazen televizyonda gördüğü bir haberi anlatıyor size, bazen yolda başına gelenleri… Bazen de zihninde kurduğu hayali evreni somutlaştırıyor sözcüklerle. Ben de bu kitabını okumaya başladığımda birkaç sayfa sonra hemen kapattım. Yarım kalan, bana sıkıcı gelen ve yapmam gereken işlerimi tamamladım önce; çünkü bu kitap bana keyifli bir ödül olacaktı, öyle de oldu. Sizlere de eski bir dost samimiyetini aktarsın Ali Lidar, bu ödülü geri çevirmeyin…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Önemli bir konu, çok geniş bir literatür taranarak ele alınmış. Böylelikle de yararlı bir yapıt ortaya konulmuş. Ancak okurken de ister istemez; “Bu, nasıl bir din anlayışı?”, “Bu, nasıl bir kin?”, “Din adına insan öldürmek bu kadar kolay mı?”, “Bir din adamının başka bir din adamını dinsizlikle suçlaması ne denli doğru?” gibisinden birtakım düşünceler oluşuyor. Ayrıca Hızır’ın yaşayıp yaşamamasının, tütün ve kahvenin içilip içilmemesinin, kandil geceleriyle ilgili olayların, giyim kuşamın, yemeklerde kullanılan araç gereçlerin uzun yıllar boyunca tartışıldığını ve bir sonuca bağlanamadığını görmek de kişiyi şaşırtıyor.
Eleştirilecek yanlar da var ki bunlar, eser tanıtımlarının uzunluğu, alıntıların günümüz diliyle verilmemesi, sözlüğe bakılmadan anlaşılma olasılığı bulunmayan kimi dini ve tasavvufi terimlerin üstelemeci biçimde kullanılmış olmasıdır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi başta zorlayıcı görünüyor; karakter çokluğu ve sürekli eklenen hikâyeler insanı ürkütüyor. Ama elli sayfadan sonra kurguya kapılıyorsunuz. Deliler evi sadece bir akıl hastanesi değil; toplumsal, tarihsel, kişisel meselelerin kesiştiği bir merkez. Mühendisinden hastasına, esnafından bürokratına kadar herkesin sesi var. Bir yerde hademenin hikâyesindeyken biraz sonra başhekimin zihnine geçiyoruz. Bu çok seslilik devasa bir Türkiye panoraması oluşturuyor. Tunç’un dili mizah ve trajediyi harmanlıyor; gülerken hemen ardından hüzünlü bir detay sizi yakalıyor. Delilik ile akıllılık arasındaki sınır bulanıklaşıyor, çoğu zaman deliler daha mantıklı görünüyor. Roman boyunca ayrı hikâyeler “Kara Çarşamba”da birleşiyor, büyük bir düğüm çözülüyor. Bu ustalıkla kurulan bütünlük, romanı sadece bir hastane değil, bir ülkenin hikâyesi haline getiriyor. Sabırlı okurlar için eşsiz bir deneyim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin üçüncü kitabı olan Azkaban Tutsağı, serinin bütünü içinde en sevdiğim kısımdır. İlk iki kitapta yazarın bir seri yazma düşüncesi olduğunu pek zannetmiyorum. Ama üçüncü kitaptan itibaren olaylar, karakterler daha derinlemesine anlatılıyor. Gerekli boşluklar ustalıkla bırakılıyor ki, diğer serilerde bu boşluklar elbette dolduruluyor. Harry Potter serisini çocuk kitabı kategorisinden alıp gerçek anlamda edebî bir yere yükselten bölüm kesinlikle Azkaban Tutsağı'dır. Bu bölümün Jim Kay tarafından resimlenen kitabını bulmak uzun süre çok kolay değildi. Baskı tükendiği için sahaflardan yüksek fiyatlar ödeyerek almanız gerekiyordu ki, alacağınız kitabın kondisyonu bir muamma oluyordu. Kitapyurdunda baskısının tekrar geldiğini görünce kaçırmak istemedim. Son olarak, koleksiyonluk bir kitap olarak görsem de, günlük kullanım için de dayanıklı bir yapısı var. Yalnız, boyutu ve ağırlığıyla bir çantada vs. taşıması pek kolay değil.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatma Aliye’nin Udi romanını okurken o dönemin ruhunu güçlü bir şekilde hissettim. Bedia’nın yaşadıkları bana, kadın olmanın zorluklarını ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmanın ağırlığını düşündürdü. Onun mücadelesinde yalnızlık, çaresizlik ve hayal kırıklıkları kadar direnç ve özgürlük arzusu da vardı. Kitabın samimiyetini derinden hissettim, satırların arkasında gerçekten bir kadının kaleminin gücü saklıydı. Bugün bile okurken güncelliğini koruyan bir gerçeklik var bu romanda: “Kendi yolunu çizmek kolay değil, ancak imkansız da değil.” Udi, edebiyatın ötesine geçip bana bir hayat dersi sundu. Sabrın, direncin ve özgürlüğün önemini bir kez daha hissettirdi.

Özgürlük bazen bir enstrümanın tellerinden, bazen de insanın kendi kalbinden yükselen bir sestir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap gerçekten çok akıcı ve ilgi çekici. Puşkin bu yolculuğa sivil olarak katıldığı ordusu adına çıkmıştır. Puşkin, Tiflis olsun Erzurum olsun çok güzel tasvir etmiş o şehirleri. İnsanları, savaşı, doğayı betimlerken gerçekten çok hümanist davranmış. O şehit olan 18li yaşlardaki Osmanlı askerimizi tasviri takdire şayan. O dönemki şehirlerimizin eksik yanlarını da hiç çekinmeden söylemiş. Mesela hamamların berbatlığından bahsetmiş. Tiflis'in hamamının daha iyi olduğunu dile getirmiş. O dönem bir sır gibi olan Osmanlı Paşa'sının haremini de görmek onun için çok heyecan verici olduğunu kalemine yansıtmış. Hem kısa hem akıcı çok güzel bir kitaptı savaşı kaybetmemiz haricinde. İyi okumalar dilerim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir