Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ezgi Akgül’ün bu satırlarını okurken düşündüm; mutluluğu hep yanlış yerde arıyoruz. Dış görünüşümüz değişirse, evimiz büyürse, her şey başkaları gibi olursa mutlu olacağımızı sanıyoruz. Oysa ki bu sadece anlık haz getiriyor. Yazarın dediği gibi haz ile mutluluk birbirine karıştırıldığında, sonunda insan daha da tatminsiz oluyor.

Aslında burada çok önemli bir nokta var: İnsan kendiyle barışmadıkça, kendini tanımadıkça mutluluk gelmiyor. En acısı da insanın en çok kendine yabancılaşması… Bu cümle beni çok etkiledi. Mutluluğun dışarıda değil, içimizde olduğunu bir kez daha anladım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hizmetçi kitabı, akıcı bir roman. Hikâyeyi o kadar iyi anlatılıyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Ters köşeler, sürprizler ve şaşırtıcı olaylar okuma zevkini bir hayli artırıyor. Başından itibaren konusu merak uyandırıyor ve gerilimi adeta içinizde hissediyorsunuz. Her bölümde farklı bir gerçeğin ortaya çıkması sizi gerçekten şaşırtacaktır. Yazarın akıcı dili, çevirisinin güzelliği, sürükleyici kurgusu ile beğeneceğiniz bir kitap olacaktır. Kitabın sonu öyle güzel bir yerde ve şekilde bitiyor ki serinin ikinci kitabını da alıp okumak için can atıyorum şimdi. Psikolojik gerilim türü okumayı sevenlere tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Korku büyüktür ama korkunun ömrü kısadır. Ya unutulur, ya alışılır. Umut öyle değil ama. Umut hiç kaybolmaz. Umut zayıflayabilir, umut sallanabilir ama yıkılmaz, yok olmaz. Tam bitti derken yeniden dirilir."

Eser toplamda 8 öyküden oluşuyor. Okurken yazarın hayal dünyasına hayran kalmamak elde değil. Ayrıca o kadar akıcı bir o kadar güzel bir üslup ile yazılmış ki ne ara bitti diyorsunuz.
Kitaba ismini veren Beyaz At adlı öyküde, 5 yaşındaki Samet'in çok sevdiği atının hastalığı ile öğrendiği şaşkınlık, üzüntü, korku, acı ve öfke... Küçücük bedeninde tanımlayamadığı duygular. Yazarın kalemi gerçekten çok etkileyici. Kelimeleri özenle kullanmış ve ortaya insanı duygudan duyguya sürükleyen bir eserdi. Beyaz At’ın yanı sıra “Ben, Maja ve Kertenkele Yavrusu”, “Riko” ve “Virüs” adlı öykülerde en sevdiklerim arasında.
Öykü sever kitap dostlarıma ısrarla tavsiyedir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Metaforlarla, göndermelerle dolu kısa ama yoğunluklu bir anlatı. Bilinç akışı ağırlıklı ilerleyen novella özellikle sonlara yaklaşana kadar zaman zaman deneme havasına da bürünen kısa bölümlerden oluşuyor. Arka kapak sunumu sizi yanıltmasın, mizah neredeyse yok. Aslında sansüre direnen bir metaforik kurgu üslubuyla insanlık tarihini, Avrupa’yı, savaşı, toplumu, benliği, kitapları ve düşünceyi sorgulayarak ilerliyor. Bu sakın sıkıcı gibi gelmesin size, akıcı sayılabilecek, kendini okutan, kahramanın trajedisine uzanan bir edebi eser. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mikro tarihçilik nedir, biliyor musunuz? Bu kitap tarihi farklı bir açıdan görmemizi sağlıyor. Halk kültürü, engizisyonu, dini iktidarı, dönemin düşünsel atmosferini...vs Engizisyon kayıtlarını takip ediyoruz ve Menachio'nun hayatına bakıyoruz.16.yy Ortaçağ, İtalya, bir köy değirmenci sapık fikirler yayıyor. Kim bu adam, bu fikirleri nereden duymuş, nasıl edinmiş, kimlerle konuşmuş? Engizisyon adamı tekrar tekrar sorguluyor, biz de kitapta tarihçi yazar Carlo Ginzburg'la ayrıca sorguluyoruz. O bahsettiği kitapta öyle mi yazıyordu, Menachio mu öyle anladı? Luther'den etkilendi mi? Gerçekten bir Kur'an eline geçip, okumuş olabilir mi? Okuması yazması olan Menachio, kilisenin hakim görüşüne itiraz ediyor. Onun daha evrensel, daha eşitlikçi, daha merhametli bir Tanrı ve din algısı var. Merak edenler, şöyle önden buyursunlar.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap 3 bölümden oluşuyor:
İlk bölüm Ahmet Yaşar Ocak'ın kısa hayat hikayesi. Onu tarihçi olmaya sevk eden sebepler.
2. bölüm, tarihçi olmanın şartları ve zorlukları. Tam bir tarih felsefesi. Ülkemizde ve Batı'da tarihçiliğin seyri.
Son olarak da Hoca'nın çalışmalarının bir özeti.
Ahmet Yaşar Ocak'ın yaşadığı zorluklar, ülkemizdeki kültürel bölünmenin tarihi sebepleri, İslam dünyasının kendi içindeki bölünmüşlüğünün inanç değil, siyaset kaynaklı olduğu, İslamofobi ve Avrupa gibi güncel sorunların tarihî kökenlerine ışık tutması bakımlarından mutlaka okunması şart olan bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
François Georgeon, Osmanlı'nın kuruluşundan,öncülü devletlerden Selçuklu ve hatta Orta Asya dönemlerine de değinerek "Türk'ün Alkolle İmtihanı"nın kitabını yazmış.

Ayrıntılı,çok sayıda kaynağa dayanan ve her dönemi ana hatlarıyla inceleyen,buna karşın okuyucuyu gereksiz ayrıntılara boğmayan çok değerli bir araştırma.

Georgeon,konuyu tek parti döneminin sonuna kadar ele alıyor. Anlatımında çok partili döneme,hatta AKP Türkiyesi'ne kadar atıflar da yer almakta ancak,2003 sonrası dönem eserin sonuna eklenen iki Fransız akademisyenin "Erdoğan Türkiyesi'nde İçmek" başlıklı makaleleriyle kitabı tamamlamış.

Bitirdiğinizde fark ediyorsunuz ki,Osmanlı'nın başlangıcından Kemalizmin reddedildiği son dönemlere kadar devlerin alkole bakışında çok ilginç paralellikler var. Yorum yapan bir arkadaşın özce belirttiği gibi,"herkes içkiye karşı kimse içkiden gelen vergiye karşı değil".

Çeviri ve editörlükte hiç bir sorun yok,İletişim Yayınları'nın titizliği buna izin vermiyor.

Okunmalı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Psikomitoloji 1, mitoloji ve psikanaliz arasındaki köprüleri merak edenler için gerçekten ilgi çekici bir eser. Özellikle Oidipus, Lethe gibi mitler üzerinden yapılan okumalar düşündürücü ve ufuk açıcı. Kitabın dili zaman zaman yoğun olsa da, sabırla okunduğunda zengin çağrışımlar sunuyor. Yalnız, son bölümlerde İskender Savaşır’a ayrılan uzun övgü yazılarının metnin bütünlüğünü biraz zayıflattığını düşündüm. Bu kısımlar daha kısa tutulsa, kitabın genel akışı çok daha güçlü olabilirdi. Yine de psikanaliz ve mitoloji ilişkisine ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunabilecek özgün bir çalışma.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Modern toplumda “akıl”

İki tür akıl :Nesnel ve Öznel akıl

Öznel akıl derken , araçsal aklı kastederek artık insanların , neye nasıl ulaşırım diyerek öznel aklı daha fazla kullandıklarına çarpıcı olarak yer veriyor .

İnsan özgürleşiyor mu yoksa öyle zannederken aslında daha çok köleleşiyor mu?

Kapitalist düzenin baskıcı hali ve hakimiyeti teknolojinin insanın kendine bağlayan hali “aklın tutulması” insanın “daralan(!) dünyasında kendisini özgür hissetmesi …

Tüketim kültürü , sosyal medya düşkünlüğü/bağımlılığı insanın yükselirken düşmesi … Siyasal düzende artık daha çok duygusal fazla aklın ve taktiklerin ön plana çıkması…

Aklının yutulurken/tutulurken yüreğimizin körleşmesi…

Zor bir metin, elli beş sayfa Orhan Koçak ön sözü ile daha bir anlaşılır.

Okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumaya başlayınca diyorsunuz ki bu kitap beni ne zaman içine çekecek ne zaman içine dalacağım bu kitabın. Bir süre sonra anlıyorsunuz ha evet bu bir aşk hikayesi. Okumaya devam ettikçe diyorsunuz ki bu kadar sığ yazılamazdı. Ben yazsam daha iyi yazardım. Ama bir yerden sonra kitap öyle bir içine çekiyor ki sizi sayfaları ne ara çevirdiniz anlamıyorsunuz. Gözünüzün önüne bir film şeridi çekiyor sanki yazar. Sonlara doğru duygu yükümüz iyice artacak. Genç arkadaşlarımız fazlaca etkilenebilir lakin yaş almış dostların da okumasını tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir