Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
John Berger’in bu eseri sadece bir sanat eleştirisi değil, gözümüzün önündeki dünyaya dair sarsıcı bir uyanış rehberi. 'Görme konuşmadan önce gelmiştir' gerçeğiyle yola çıkarak, imgelerin ve görselliğin bizi nasıl yönlendirdiğini harika bir dille anlatıyor. Kitabı bitirdiğimden beri hayata bakışımda somut bir değişim oldu: Sinematografik bir sahne kurgularken, 35mm lens etkisini veya chiaroscuro tarzı o keskin ışık-gölge dengesini düşünürken artık meselenin sadece estetik olmadığını biliyorum. Oluşturduğumuz veya maruz kaldığımız her kadrajın, aslında dünyaya dayatılan ideolojik bir 'görme biçimi' olduğunu bana bu eser öğretti. Artık ekranı kaydırırken karşıma çıkan en sıradan fotoğrafa bile sadece bakıp geçmiyor, arkasındaki o gizli dili, o niyeti okumaya çalışıyorum. Görsel okuryazarlığını artırmak, pasif ve sıradan bir izleyici olmaktan çıkıp bilinçli bir 'gören'e dönüşmek isteyen herkesin kesinlikle okuması gereken bir başyapıt.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kitabın başlarında seçtiği ilk 3 kitap eleştirisini okuyunca yazar bunları neden seçmiş ki diye düşündüm. Zaten ben o kitapları alıp okumayacağım kesin. Neyse şu an 102 sayfayı okuyorum. Son kısımlarda seçtiği eleştiri kitapları güzel. Ayrıca yazarın kitap ile ilgili yorumlarını çok beğendim. Oradan bir Tatar atasözü var dedi. “Çok şey bilirsen seni asarlar; çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar” gibi eleştirdiği kitap haricinde çok farklı bilgilerde veriyor. Okumayı düşündüğüm Sakallı Cemal’i bize kitabında bahsettiği için ilk defa duydum. Kitabı alıp okuyacağım. Acaba son eleştiri yazısının ne olacağını merak ediyordum. İlker Barkan’ın "Okumak, Yazmak ve Kitaplar Üzerine Düşünceler" kitabından bahsediyor. Bu kitabı da okuyacak kitaplar listesine ekleyeyim. Ubeydullah Günel bana bu kitabıyla okunması gereken 2 kitap kazandırdı. Zaten yazarın amacı bize yeni ufuklar açması değil mi zaten?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaba bayıldım. Kısacık olmasına rağmen çok iyi bir konuya ve müthiş gerici bir atmosfere sahipti. Uzayda bir grup erkek astronotun kadınlardan oluşan başka bir astronot grubuyla karşılaşmasını konu alıyor. Tabii bu görünen köyün kılavuz istemediği kısmı. Kitap bir yandan erkeklerin bu ıssız uzayda karşılaştıkları kadınlara karşı tavır ve düşünce yapılarının boyutunu üç erkeğin de farklılıklarını kullanarak anlatırken diğer yandan yıkıcı derecede bir değişimle gelen toplumsal cinsiyetin rollerini ve etik ilkeleri sorgulamamızı sağlayan olaylar silsilesini de ayaklarımızın dibine seriyor. Ve bu esnada o gerici atmosfer sizi öyle ele geçiriyor ki iliklerinize kadar geriliyorsunuz, her şey normalken "bu işte bir iş var" diye sürekli tetikte olma gereksinimini üzerinizden atamıyorsunuz. İşin en güzel yanıysa (bakış açısına göre belki korkutucu yanı olabilir) ilk yarıda bu denli gerilip tetikte olurken ikinci yarıda ağzınızı kapatamayacak seviyeye geliyorsunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şair "Ya Rab! Bu gamhanede kurtar beni benden" (Münacat 3) diyerek dünyanın gam yeri olduğunu; "İnsan-ı kamilin hırkası tacı olmaz/ Hizmet-i Hüda'dan gayrı mizacı olmaz" diyerek kamil insanın mevki makam, mal mülk istemeyeceğini, tek amacının Allah'a hizmet etmek olduğunu; "Kula kulluk etme itlikten sakın" diyerek kula kulluğun hayvanlık derekesi olduğunu söylüyor.
Rubailerde aşkın önemini, zulmün kötülüğünü, tek dostun Allah olduğunu, ölümün değişmez bir hakikat olduğunu, "Ah! Ne çektimse şu akılsız aklımdan çektim" (Ahvalim) mısrası ile de aklı doğru kullanmanın gereğini bildiriyor.
Rubaileri - gerçekten rubai olmak şartıyla- zaten severim ve bu kitap sevilesi bir rubai kitabı.
Alınız, okuyunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Madde madde yazayım:
1-BAŞLIK
Alt başlıkta "Niyazi ve Faik Efendi'den Dizeler" kısmını görünce bilinmeyen iki şairin şiirlerinden seçilmiş berceste mısralar var sandım.Niyazi Efendi, Niyazi-i Mısri imiş.Faik Efendi'yi daha önce duymadım. Seçme mısralar yok, her ikisinden uzun bir şiir var.
2-ŞİİR VE ŞAİR
Girişte 10 sayfa kadar "şiir, şair ve şiirin tarihi" anlatılmış.
Birkaç şairin şiirlerinden birkaç mısra alınmış.
3-ASIL METİN
Sol tarafta Latinize hali ve sağda Osmanlıcasının olması güzel. Ama birçok sözcük ve ek eskide kaldığı için normal bir okur bazı yerleri anlamakta zorlanabilir. Keşke kelime anlamları verilseydi.
4-İÇERİK
Her iki şiir de "Ölüm var, hesap var, ahiret var. Ona göre Müslümanlığını doğru yaşa, namazını kıl, Allah'a itaat et, dünyaya bağlanma." mesajını veriyor.
Bir tane de bir sayfalık "Yağmur Duası (Münacat-ı İstiska)" var şiir şeklinde ve oldukça güzel.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaktan çok, sanki bize ait olmayan bir hatırayı omuzlarımıza bırakır. Sabahın Üçü tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Marsilya’da geçen iki uykusuz gece boyunca bir baba ile oğul; sokaklarda, barlarda, eski suskunlukların içinde dolaşıyor. Başlangıçta yalnızca tıbbi bir zorunluluk gibi duran bu yolculuk, zamanla yıllardır ertelenmiş bir yüzleşmeye dönüşüyor.

Gianrico Carofiglio abartılı duygulardan özellikle kaçınıyor. Büyük hesaplaşmalar ya da dramatik kırılmalar yok burada. Her şey çok sessiz, çok kontrollü ilerliyor; tıpkı gece üçte uzaktan gelen bir caz melodisi gibi. Belki de bu yüzden fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Çünkü bazı ilişkiler büyük cümlelerle değil, aynı yorgunluğu paylaşınca, savunmalar düşünce ve nihayet birbirini gerçekten görünce değişiyor.

Kısacık ama bittikten sonra bile insanın içinde uzun süre kalan, melankolik ve zarif bir roman. Kesinlikle okuyunuz efendim...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mısır'lı yazar Radva Aşur'un 1948 Nekbe'sinden başlayarak Sadra ve Şatilla Katliamını anlattığı ve eşi Filistinli şair Mürid Bergusi'ye ithaf ettiği ; Tanturalı Kadın.
Tantura işgalin başladığı ilk köylerden biri ve şu an bölge İsrail kontrolünde. Bölgede katledilen köylülerden plajdaki bir otoparkın altındaki toplu mezarda.
Tanturalı Kadın, işgal başlarında 13 yaşlarında olan Rukayye'nin tanıklığında yaşananları anlatıyor. İleri geri anlatımıyla, dip notlarıyla kurguyu gerçek bir film kesiti gibi önümüze seriyor.
Gerçi yazanlar kurgu dahi olsa, gerçek olduğuna hepimiz şahidiz.
"CİNAYETİN KİMLİĞE KARŞI İŞLENDİĞİ BİR SAVAŞ" diyor Rukayye. Üzerinde günlerce konuşulacak, düşünelecek bu tek cümle için bile okunması gereken bir eser. Romanı okurken ara ara sayfalardaki karekodlardan Filistin halkının türkülerini dinleyebilir, okuduklarınızın ağırlığını bir nebze hafifletebilirsiniz
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kötü zamanlardan geçen ve çöküşün eşiğinde olan Osmanlı’nın Jön Türkler hareketinin acemiliği, iş bilmezliği, kibiri, anti demokratik uygulamaları gibi özelliklerinden dolayı 10 sene gibi kısa bir süre içerisinde nasıl yıkıma uğratıldığını anlatan bir eser. 2. Abdülhamid’i zorba, baskıcı, katil olarak suçlayan Jön Türkler’in, sultanı Meşrutiyet’in ilanına zorlayarak iktidarı ele geçirmesinden sonra suçladıkları 2. Abdülhamid’den daha kötü bir yönetim anlayışına sahip olarak ülkeye terörü ve çeteciliği sokarak ülkeyi nasıl heba ettiğini göreceksiniz.
Eserde hem Jön Türk hareketine mensup olanların itiraflarına hem de yabancı kaynaklarda Jön Türk hareketinin sorumsuzca yaptığı hatalara tanıklık edecekseniz. Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde Jön Türkler’in kendilerini bir maşa gibi kullandırarak bölücü azınlıklıklarla, çeteci teröristlerle, siyonistlerle, masonlarla ve emperyal devletlerle olan ilişkilerini de bu eserde görmek mümkün.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arınmanın bir öğesi olan cinsellik şehirli beyaz erkek için basit bir aktivite. Allayıp pullaması göz boyuyor ama kadın pasifize edilmiş. köylü fantazisine bir araç. Israrla şalvar beyaz don. Tabi yazar aptal değil ya da bunları madde etkisinde yazmadıysa hepsi bir sebebe matuf. Kadına reva gördüğü bir muamelenin tepki çekeceğini bilmemesi muhal. Hesaplı bir hareket. Tekrarlı anlatı biçimi bazen tat kaçırsa da fena değil. Ancak illa izah etme, anlatma ve şerh etme gereğine dönük roman sınırlarını ihlal eden ve anlatıya kaçan cümleleri anlamak zor. Ayrıca şairliğin sızdığı cümleler hepten fecaat. Kötü bir roman değil ama hikaye anlatma roman eylemeden çok bir fikri öyküleme iddiası var gibi geldi bana. bu bazen kör göze parmak seyrediyor. Romanı illa bir çerçeveye hapsetmeyelim ama bu estetiği bozuyorsa biraz nefeslenmek gerek. Vel hasıl çok beğenmedim. Ama zihne işleyen unutulmaz bir tarafı var. Vaktiniz bolsa alınıp okunabilir.
Yanıtla
0
3
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatih Özgüven’le tanışma kitabım Küçük Burun oldu ve açıkçası daha ilk sayfalardan itibaren alışılmışın dışında bir kalemle karşı karşıya olduğumu hissettim. Kitabın kapağı nasıl ilk bakışta biraz tuhaf ve merak uyandırıcıysa, içindeki öyküler de aynı hissi veriyor. Ne tam anlamıyla gerçeküstü ne de tamamen gündelik… İkisi arasında gidip gelen, okurken insanı sürekli düşünmeye iten bir atmosferi var.
Öyküler kısa kısa ilerliyor ama o kısacık anlatıların içinde oldukça yoğun duygular ve detaylar saklı. Fatih Özgüven sıradan insanları, sıradan anları anlatıyormuş gibi başlıyor ama sonra öyle bir cümle geliyor ki hikâyenin yönü değişiyor. Bir bakıyorsunuz aslında okuduğunuz şey sadece bir olay değil; insanın iç dünyasına, yalnızlığına, çocukluğuna ya da kırılgan taraflarına dokunan bir metne dönüşmüş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir