Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap derleme makalelerden oluşuyor. Önsözde belirtildiği gibi son kısa makaleler sadeleştirmemiş ama genel açısından sorun olmuyor. İçeriğe gelirsek yazarımızın hayatı göz önüne alındığında oldukça tatmin edici. Konulara hakimiyeti mükemmel derecede. Osmanlı aydını olarak o psikolojiyi o dönemli perişan halde bile hissediyor ve mütekabiliyetin ne olduğunu anlıyorsunuz. Yüzyılda geçse ülkemiz üzerinde oynanan oyunların değişmediğini görüyorsunuz. o günün süper gücü ingiltere ile olan münasebetleri, çıkan yayınlardaki temel konular, Osmanlı son dönemi yeni cumhuriyetin ilk dönemi yoğunluklu olarak ikili ilişkileri vb güzel bir şekilde almış eser. Okunması gereken kitaplar arasında hacmi küçük içeriği oldukça büyük diyebiliriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahmet Büke’nin Kırmızı Buğday romanı, bende derin bir keder ve büyük bir öfke uyandırdı. Sartre’ın “Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölürler” sözünün tarihsel bir yansıması olan bu eser, yüreğime tam on ikiden dokundu. Kitabı okurken, vatan toprağı düşman işgalindeyken herkesin aynı fedakârlığı yapmadığını; bir yanda canını ortaya koyan yoksul halk varken, diğer yanda kendi çıkarı için sessiz kalan, malını saklayan ağaların ve beylerin varlığını görmek kanımı dondurdu.

Üzülerek fark ettim ki, geçmişin o "içimizdeki düşmanları", bugün hâlâ emekçinin sırtına basarak yükselenlerin atalarıdır. Ancak her türlü çürümüşlüğe ve adaletsizliğe rağmen, varlığını bu topraklar için feda eden vatanperverler sayesinde bugün özgürce nefes alabiliyoruz. Kırmızı Buğday, sadece bir geçmiş anlatısı değil; özümüzü tanımak ve geleceği sağlam inşa etmek için sığınmamız gereken bir hafıza tazeleme niteliğinde. Ahmet Büke külliyatı artık kütüphanemin vazgeçilmez bir parçası olacak.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hepsi birbirinden ilginç on iki öyküyle okuma keyfi yaşamaya hazır olun.

İçimizden insanların dile getirdiği bazen kendi ağızlarından anlattıkları göz hizası öyküler. Uzun olmaları rahatsız etmiyor. Kurgular çok başarılı. Anlatıcı sesiyle olanlar bile çok gerçekçi. İçlerinde her zaman bir damla da olsa burukluk taşıyan gerçek yaşamdan yansıma öyküler. Hem toplum kesitleri, hem insan portreleri çok başarılı. Her birinin finalleri çok başarılı, adları gibi. Anlatımı çok duru, her öykü için belirlenen ana fikir çok başarılı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk satırlarından itibaren beni kendisine bağlayan bir hikayesi vardı. İçinde kitapların olduğu her hikaye benim için çok kıymetlidir.Kitabı bitirdikten sonra gerçek dünyaya (kime göre,neye göre) uyum sağlamakta güçlük yaşadım.

Kitapların anlattığı hikayelerde kaybolmak,sanki gerçek anlamda nefes almakmış gibi geliyor bana.Okuyabildiğim her anı,yaşanmış anlar olarak kabul ediyorum.

Işık ve karanlığın mücadelesi,geçmişten geleceğe uzanan kitap dükkanları...Okurken kitapların kokusunu duydum.

O tozlu rafların arasında,zamanın sadece sayfalardan ibaret olduğu o büyülü dükkanda ben de vardım sanki.Toz ve Hayaller Kitapçısı sadece bir mekan değil;unutulmuş anıların,yarım kalmış umutların ve ışığın sönmemesi için verilen sessiz bir savaşın kalbi gibiydi.

Belki de gerçek dedikleri şey,o dükkanın kapısından içeri girdiğimizde dışarıda bıraktığımız o ruhsuz dünyaydı.Işığın her zaman karanlığa galip gelmeyeceğini ama ona direnmenin bile başlı başına bir zafer olduğunu anladım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Saç Örgüsü’nü seven biri olarak bu kitabı da merak ederek okudum. İki kitap arasında bir bağ hissediliyor ama doğrudan devamı gibi değil.
Uçurtma, Hindistan’ın kast sistemine dayalı karanlık yüzünü ve bu düzen içinde en çok ezilen kadınları anlatıyor. Özellikle kadınların maruz kaldığı ayrımcılık ve zorbalık oldukça çarpıcı bir şekilde aktarılmış. Bir yandan dünyanın en insancıl öğretilerinden birine sahip bir coğrafyada, diğer yandan bu kadar sert bir toplumsal yapı olması kitabın en etkileyici çelişkilerinden biri.
Oldukça akıcı ve hızlı okunan bir kitap. Anlattığı hikâye sade ama etkisi güçlü. Benim için etkileyici ve beğendiğim bir okuma oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle Ketebe Yayınları'nın Nivola dizisi boyutuyla çok şık olmuş ve türe yakışmış. Emin Gürdamur'un ilk uzun metni Ateşkes Çadırında Silah Sesleri , Aziz'in kendi hatasıyla kaybettiği aşkı yeniden arama sürecine odaklanıyor. Bununla birlikte kelimelerle yaşayan bir adamın katlettiği kelimeleri de görüyoruz. Böylelikle elimizde gerçek hayatla hayalin arasında gidip gelen bir novella var. Bir öykücünün ilk uzun metrajlı eseri olmasıyla birlikte bence hacmi kararında, dili yoğun, rahatlıkla klişeye düşülebilecek hikâyeyi bu tuzağa düşmeden anlatabilen bir metin. Mekânsal olarak da taşrayla şehir arasındaki gelgit de mevcut. Ayrıca metinde yalnızlıkla kalabalık da felsefi olarak sorgulanmış, Aziz'in enteresan çocukluk anılarıyla da yeterli gerilim oluşturulmuş. Son olarak bu küçük kitabı bir okur olarak çok sevdiğimi ve baştan sona zevkle okuduğumu belirtebilirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Korkmayı bırakmak ancak hayata farklı pencereden bakarsan başarırsın. Resimler gayet çok canlıydı. Kitap çocuklar için yazılmasına rağmen beni bir öğretmen olarak etkiledi. Zaten çocuk kitaplarını bütün yetişkinler de okumalıdır. Kızım 3,5 yaşında bu kitabı sevdi. Bu kitap 3-4 yaşında çocuklardan yetişkinlere kadar herkese uygun gibime geldi.
Hep kötü şeyler olacağını düşünür, kafasında sürekli felaket senaryoları kurardı. Böyle anlarda yaprak gibi titrer, kalbi küt küt atardı. Yapmayı çok istese de korkuları yüzünden planlarından vazgeçerdi. (8)
Annesi, Mercan'a düşündüğü şeylerin her zaman gerçekleşmeyeceğini anlatır, onu sakinleştirmeye çalışırdı. Ancak Mercan kolay ikna olmazdı. İstese de endişelerinden kurtulamaz, başı fırıldak gibi dönmeye devam ederdi.. (12) Bu sayfada ilk yardım çantasını gördü kızım neden bu burada dedi. Sonra ilk yardım çantasının içinde neler olabilir diye konuşmaya başladık. Bana şurup olabilir dedi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir babanın kaybı üzerinden yükselen ama derinleştikçe insan hafızası, zamanın akışı ve varoluşun kırılganlığı üzerine odaklanan sarsıcı bir anlatı!

"Bahçıvan ve Ölüm", aceleyle okunacak bir roman değil; aksine her cümlenin sindirilmesi gereken edebi bir yolculuktur. Gospodinov, büyük felsefi soruları (Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz?) son derece yalın ve gündelik detaylar üzerinden sormayı başarıyor.
Özellikle babasının sessizliğini ve onun geride bıraktığı boşluğu anlatırken sergilediği dürüstlük, kitabı sadece bir kurgu olmaktan çıkarıp okuyucunun kendi kayıplarıyla yüzleştiği bir aynaya dönüştürüyor. Eğer modern edebiyatta parçalı anlatımları, metaforik derinliği ve nostaljinin dokusunu seviyorsanız, bu kitap kütüphanenizin en kıymetli parçalarından biri olabilir.
Kısacası; bu kitap, toprağa, köklere ve insanın en sonunda döneceği yer olan "hiçliğe" dair yazılmış zarif bir ağıttır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap her şeyden önce bir roman ama aynı zamanda din, tarih ve felsefe kitabı da. Konu; 18. Yüzyılda kendini dinin baskıcı kuralları altında ezilmiş hisseden ve kurtarıcı, mesih umudu içinde olan bir Yahudi cemaatinin ve bu arayış ortamında tanıştıkları, tam anlamıyla bu ihtiyaca uygun olan Yakup Frank'ın uzun yolculuğu. Yahudilik, İslamiyet ve Hristiyanlık arasında gidip gelen bir hikaye. Yazarın tarzı şimdiye kadar okuduğum diğer yazarlardan çok farklı geldi bana. Kitapta ilerlerken ister istemez sürekli bir sorgulama durumu içinde oluyorsunuz. Bunun yanında kitap bilinçli oluşturulmuş bir zaman-mekan kopukluğu içerisinde ilerliyor. Bu durum ilk bölümlerde okumayı zorlaştırsa da, hikayeyi anlamak için bunun gerekli olduğunu okudukça anlıyorsunuz.Benim için doyurucu bir kitaptı diyebilirim. Din ve felsefeye ilgisi olanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa ve oldukça sade anlatımı olan bir kitap. Yazarın kendi hayatından bir kesit. Diğer soykırım hikayeleri gibi değildi. Yazar ailesini kamplarda kaybetmiş, kendisi kaçarak, saklanarak hayatta kalmış. Bir bakıma acıyı çekenlerin değil tanık olanın hikayesi denilebilir.
Yahudi soykırımına ait kitaplar okuduğumda hep düşündüğüm şu oluyor; "Böylesi bir acıyı yaşamış olanlar nasıl şimdi bu kadar acımasız olabiliyorlar?" Canı yanan daha mı çok can yakmak istiyor? ...
O dönem yaşananlara farklı bir bakış açısıyla bakmak ya da ifade uygun olur mu bilmiyorum ama daha yumuşak bir anlatım istiyorsanız tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir