Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tamirci
Bu gerçekten söylendiği kadar büyük bir kitapmış ya. Okurken başta Osman Kavala olmak üzere haksız ve hukuksuz yere, hem de iddianamesiz senelerce içeride tutulan insanları düşündüm, çok zorlandım. İnsan hayatının devletin “büyük emelleri” için araçsallaştırılması ne kadar eski, ne kadar klişe, ne kadar acıklı. Yakov’un öyküsünü şaşkınlıkla okumuş olmayı dilerdim, maalesef öyle olmadı. Şu iki cümleyi de buraya bırakıyorum, tanıdık geleceğine eminim. “Ölümcül bir savaşa girmişsin ve herkes ‘Savaş mı? Kim savaşıyor? Barış var’ numarası yapıyor.” “Hasta bir ülkede sağlığa doğru atılan her adım hastalıktan beslenenler için bir hakaret gibidir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tonio Kröger
Bu defa çok sevişmedik Thomas Mann’cığım. Bu konulara kafa yormayı sevdiğini biliyorum ama nedense bu kez içine giremedim yazdıklarının. Bazı kitaplar eskimiyor ama bazıları da eskiyor işte – sanatın sınıfsallığı, sanatçının yalnızlığı gibi aslında zamansız gibi gözüken konulara dalmış Mann ama sanki günümüzden bakınca karşılıklarını yitirmiş gibi didiklediği meselelerin bazıları. Gerçi sonrasında Venedik’te Ölüm’de benzer mevzuları çok daha usta işi biçimde ele alacak, bu kitapta sorduğu soruların pek çoğunu Büyülü Dağ’da katmanlandırıp lezzetlendirerek yineleyecek, biliyorum. O nedenle bu novellanın biraz yüzeyel kalmış olmasına ses etmiyorum, bu saydığım eserlere bir girizgah gibi düşünmeli belki. Şu minik melodik cümleyi iliştirip bitireyim: “Ben uyuyacağım, gene de dans et sen…”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kağıt Ev
Bu da bitti, bunu da sevdim valla. Çok tatlı kitap, kendime benzettiğim karakterin kitap okumaktan delirmiş olması biraz üzücü de olsa, ahah. Okuduğum kitaplarda okuduğum yazarlarla karşılaşmayı çok seviyorum. Bu kitapta da tanıdığım bir sürü yazar var; Marquez, Rulfo, Cortazar, Borges, Conrad, Llosa… Rastlaştıkça gülümsedim. Kurgu ilginç, hikâye sürükleyici. Kitaplarla kurduğumuz ilişkiye dair kafa açıcı fikirler var. Genel olarak oldukça sevimli bir kitap.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bedenlerin Göçü
Bu da bitti, böylece Yuri Herrera’nın üçlemesini tamamlamış oldum. İkinci kitap olan “Dünyanın Sonunu Önceleyen İşaretler” kadar olmasa da bunu da epey sevdim. Şu dönemde okumak da ayrıca ilginç oldu zira herkesin evlerine kapanmasını gerektiren bir salgın döneminde geçiyor eser ve yazarın, insanların psikolojisinden hükümetlerin tuhaf açıklamalarına dek bu kadar isabetli öngörülerde bulunduğunu görmek pek acayipti. Modern Meksika edebiyatı kesinlikle çok ışıltılı ve umut vaat ediyor. Octavio Paz’ın, Carlos Fuentes’in yolunda emin adımlarla ilerleyen çok yazar var. Dilerim canım Notos Herrera’nın Türkçe’ye çevrilmeyen diğer kitabını da yayımlar ve hatta keşke Yapı Kredi Yayınları da Emiliano Monge basmaya devam etse! “Sokaklardaki arabalar gittikçe azalıyordu. Normalde karşıdan karşıya geçmek için hayatını tehlikeye attığın bir caddede şimdi yalnızca evlerine kapanmış insanların birbirine duyduğu korku kalmıştı. Bir anda her birinin öbürü hakkındaki bütün önyargıları doğrulanmıştı sanki.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar vardır, son sayfaya kadar sizi sürekli şüpheye düşürür ama yine de tahmin etmeyi başaramazsınız..İşte bu kitap tam olarak öyleydi. Okurken birçok karakterden şüphelendim, defalarca fikrim değişti ama katilin kim olduğunu asla doğru tahmin edemedim. Finaliyle tam anlamıyla ters köşe yaşattı.

Alice Feeney’in daha önce kitaplarını okuyup sevmiş biri olarak bu kitabında da akıcılığı ve merak duygusunu çok başarılı buldum. Kendimi sürekli bir bölüm daha okuyayım derken buldum.

Yalnız kitapta +18 sahnelerin yoğunluğu ilk başta beni biraz rahatsız etti ve bir an Wattpad kitabı okuyormuşum hissi verdi. Ancak ilerledikçe bunun hikâyenin temelindeki sebeplerle bağlantılı olduğunu görmek fikrimi biraz değiştirdi.

Gizem gerilim seven ve ters köşeli hikâyelerden hoşlananlara kesinlikle öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayaletler
Bu ara ya bende bir sıkıntı var ya da bahtsızım, bunu da çok sevemedim. Bir dağınık geldi, içine giremedim bir türlü. Çok fazla şeye eğilmeye çalışıyor yazar ve dağılıyor gibi geldi. Sınıf çatışması, aile dinamikleri, cinsellikle ilgili sorgulamalar, mimariden yola çıkan türlü felsefik denemeler filan derken, 140 sayfada bunların hepsinin hakkını vermek pek mümkün olmadığından biraz karışık ve odaksız hale gelmiş sanki eser. Biraz üzdü.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bütün Kozmokomik Öyküler
Bu ara üst üste acayip güzel kitaplar okudum, edebiyat tanrıları beni gözetiyorlar sanırım, sağolsunlar. "Bütün Kozmokomik Öyküler" okuduğum kaçıncı Calvino kitabı bilmiyorum ama kendisine beslediğim hürmeti katbekat artırdığını söylemem lazım. "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu"da gördüğümüz dehayı daha da somut şekilde resmen manifesto gibi önümüze koyuyor Calvino bu kitapta. Tanımlaması çok zor, tuhaf öyküler bunlar - antik dönem bilgeliğinden modern uzay bilimine uzanan bir havuzdan besleniyor, üstüne bolca bilim felsefesi boca ediyor, sonra tabii karşısında saygı duruşuna geçmek istediğim hayal gücünü ekleyip, her zamanki lezzetli diliyle anlatıyor da anlatıyor. Hakikaten pek acayip.

Adı üstünde, kozmokomik öyküler. Uzayın yeni oluştuğu zamanlardan, canlıların evrimleşme süreçlerinden, dünyamızın yaratılışından ve çürüyüşünden kalma hikâyeler; müthiş deneysel, zaman zaman okurun beynini zorlayan, son derece zeki, bence ziyadesiyle cesur, bir yandan da pek naif öyküler, yahut yetişkinlere masallar. Aya tırmananlar, yıldız patlamaları nedeniyle galaksiler arası seyahat etmek zorunda kalan göçmenler, suyu terkedip karada yaşama zamanı gelince direnen ilk canlılar, kendini gizlemek zorunda kalan dinozorlar var bu kitapta. Ne kadar heyecan verici şeyler bunlar ya; bunu yazabilmek, zamanı böylece eğip bükebilmek ne acayip bir meziyet.

Günler boyunca anlatıcımız Qfwfq amcamın dizine yatıp kendisinden milyarlarca yıl geride kalmış gençliğini ve çocukluğunu dinledim; kafam karıştı, şaşırdım, güldüm, heyecanlandım, korktum. Vallahi nefis bir deneyimdi. Qfwfq'in biz dünyalılara söylediği şu cümleyle bitireyim: "artık ayan beyan belli oldu ki, sizin yenginiz yenilgidir."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Temel Parçacıklar
Bruno’nun başarısızca yaşama girmeye çabaladığı o yıllarda, Batı toplumları karanlık bir şeylere doğru dönüşüm içindeydi. O 1976 yazında, tüm bunların kötü sonuçlanacağı belli olmuştu. Bireyleşmenin en yetkin gerçekleşme biçimi olan fiziksel şiddet, arzunun ardından, Batı toplumunda yeniden belirecekti.”

Michel Houellebecq’in çok tartışılan ve son derece provokatif romanı Temel Parçacıklar’ı sonunda okudum. Provoke oldum mu? Valla pek olmadım ya. Peki sevdim mi bu kitabı? Galiba evet.

“Ben şimdi sizin tüm kutsallarınıza bi güzel tüküreyim” diye başlamış yazmaya kendisi herhalde bu romanı. 60’lar sonunda başlayan cinsel özgürlük akımına kapılıp çocuklarıyla hiç ilgilenmeyen bir annenin farklı erkeklerden olan iki çocuğu Bruno ve Michel’in hayat öyküsünü okuyoruz. İki uca savrulmuş iki kardeş onlar - Michel her tür hazdan ve duygudan kendini soyutlamış bir bilim insanı, Bruno ise sadece haz için yaşayan ve neredeyse yalnızca cinsel dürtüleriyle davranan biri. İkisi de farklı biçimlerde mutsuz, eksik, tatminsiz.

Yazar, ilk gençlikleri dünyanın büyük bir dönüşüm geçirdiği 70’li yıllarda geçen bu iki karakter üzerinden Avrupa’da olan bitene de bakıyor; insanlığın o büyük anlam yitiminin ardından düştüğü boşluktaki savrulmalarını son derece vulgar bir dille anlatıyor. Bu tercih kimileri için rahatsız edici olabilir, ben de pornografik seks sahnelerini ve epey detaylı şiddet anlatılarını okurken özel bir keyif almadım ama açıkçası bu dil tercihinin metne katkı sağladığını düşünüyorum: “içinde yaşadığımız saçmalık ancak böyle bir dille anlatılabilir, hiçbir şeyi süsleyecek değilim” gibi bir tavır sanki onunki. Ölümle ve yaşlanmakla ilişkimizden politik doğruculuğumuza, dinle kopan ilişkimizin ardından tutunduğumuz spiritüel akımlardan feminizme, her şeyi ama her şeyi yerle bir ediyor yazar.

Daha önce okuduğum Houellebecq romanı Harita ve Topraklar’ı daha çok sevmiştim açıkçası ama bu kafa karıştırıcı metni de okuduğum için mutluyum. Bu arada kitaba verilen tartışmalı Prix Novembre ödülünün jürisinde de olan Julian Barnes’ın Penceremden kitabında romanın nefis bir eleştirisi var, onu da ekleyeyim, meraklısı baksın bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bruno Schulz'un Zihninin İçinde
Bruno Schulz’un Tarçın Dükkanları kitabı senelerdir kütüphanemde bekliyor, kendisiyle tanışamadan imgesiyle tanıştım - Maxim Biller’ın minik novellası “Bruno Schulz’un Zihninin İçinde” ile. Alman yazar Maxim Biller’ın Türkçeye çevrilen ilk kitabı bu, sonra başka eserleri de çevrildi, bu kitaptan kendisiyle ilgili tam bir fikir edinemediğim için onlara da bakacağım.

Yazarı bol bir kitap bu, kahramanı yazar, kahramanın muhatabı yazar. Merkezde Polonyalı yazar Bruno Schulz var. Yaklaşmakta olan İkinci Dünya Savaşı’nı ve Nazi dehşetini sezen Schulz (ki zaten 1942’de gestapo tarafından sokak ortasında vurularak öldürülecekti), kendini evinin bodrum katına kapatarak Thomas Mann’a uzun bir mektup yazmaya başlıyor. “Burada siz olduğunuzu iddia ederek gezen biri var” diye başlıyor yazmaya ve Mann’ın dikkatini çekmek için bolca kurmaca ekliyor mektubuna.

Ünlü yazarın, kitaplarının yurt dışında yayımlanmasına yardımcı olabileceğini ve böylelikle Drohobych’i terk etmek zorunda kalmayacağını uman Schulz’un mektubu, ilerledikçe tuhaflaşıyor; gerçeklik, rüya ve kâbus arasında gidip gelen tuhaf bir iç hesaplaşmaya dönüşüyor.

Şöyle diyor arka kapakta: “Maxim Biller bu novellayla, insanlığın evrensel hikâyesini gerçeküstü öğelerle görkemli mitlere dönüştüren Bruno Schulz’un dünyasına eşsiz bir hayal gücüyle yeniden hayat veriyor.” Schulz’u tanımadığım için bu bağlantıyı ben kuramadım ancak şehre doğru yaklaşmakta olan kolektif deliliği iliklerimde hissettim okurken. Çocuklar, güvercinler, öğretmenler - herkese sinmiş bir delilik, bir tekinsizlik hali var, sanki başlarına geleceklerin provasını yaparmış gibi bir halleri var tüm karakterlerin. Öyküye eşlik eden çizimler de bu duyguyu güçlendiriyor.

Schulz’a dair bazı gerçek bilgileri alıp tuhaf gerçeküstü unsurlarla birleştiren, epey yaratıcı ve özgün bir metin sonuçta bu - hem Biller’ı, hem Schulz’u okumak için bir istek ve merak uyandırdı içimde. Arz ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Quincas Suçığlığı'nın Ölümü ve Ölümü
Brezilya edebiyatının en büyük isimlerinden Jorge Amado ile epeydir uzak kalmıştık, minik novellası “Quincas Suçığlığı’nın Ölümü ve Ölümü” ile kavuştuk, vallahi özleşmişiz. Amado’yu genelde politik alt metni kuvvetli eserleriyle tanıyoruz, hatta kimi zaman o alt metin biraz üst metne bile dönüşebiliyor ki son okuduğum kitabı Kızıl Tarlalar böyle olduğu için beni biraz üzmüştü, mesaj hikâyenin önüne geçince ben soğuyorum kitaptan. Bu kitapsa bugüne dek okuduklarım arasında en hafif, en neşeli metniydi yazarın, çok iyi geldi.

Sınıf meselesi yine var, zira Amado sıkı bir sosyalist ve dünyaya bu paradigma üzerinden bakıyor ama bu kitaptaki sınıf mevzuu çok daha örtülü verilmiş. Son derece saygın bir hayat sürmüş olan iyi aile babası Joaquim Soares de Cunha; ailesini birdenbire terk edip kendine bambaşka bir hayat kuruyor. Toplumun “alt” kesimlerinden müteşekkil bir çevre ediniyor kendisine; ayyaşlar, fahişeler, evsizler, serseriler. Bu yeni hayatında işte amcamıza Quincas Suçığlığı adı konuyor, nedenini kitabın içinde okursunuz, şahane bir hikâye. Ve günlerden bir gün hayatını kaybediyor kendisi, biz de ardından gelişen olayları okuyoruz. Kendisinden utanan ailesinin cenazeyle ne yapacağını bilemeyişi, herkesçe aşağılanan dostlarının ona sahip çıkma biçimi vs.

Çok eğlenceli bir biçimde yazılmış bir metin bu, üstelik de bir dostunun ısrarıyla bir haftada yazıp teslim etmiş ve fakat sonradan bir klasiğe dönüşmüş; tiyatroya, sinemaya uyarlanmış. Büyülü gerçekçiliğin çok tadında bir örneği; öldü mü ölmedi mi tam anlayamadığımız Quincas amcamızın naaşının dostlarıyla geçirdiği gece muazzam. Ölmüş bir adam nasıl bu kadar “canlı” anlatılabilir, minicik metin nasıl bu kadar atmosferik olabilir, karakterler nasıl bu kadar az kelimeyle bu kadar iyi çizilebilir - işte büyük yazar olmak böyle bir şey dedirtiyor Amado resmen.

Çok sevdim. Quincas Suçığlığı’nın son cümlesi bu incelemenin de son cümlesi olsun hadi: “Herkes kendi cenazesini kaldırsın, imkânsız yoktur.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir