Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aleksandar Hemon’un Hayatlarının Kitabı benim için klasik bir roman okuma deneyiminden çok daha fazlası oldu. Bu kitapta kurgu ile gerçek arasındaki çizgi o kadar ince ki, okurken bazen bir hikâye değil de bir insanın kalbinin içini okuyormuşum gibi hissettim.
Hemon’un dili oldukça sade ama bir o kadar da derin. Özellikle aile, kayıp, göç ve aidiyet temalarını işlerken kelimeleri özenle seçtiği çok belli. Bazı bölümlerde içim sıkıştı; yazarın yaşadıklarını bilmek, anlatılanları daha da ağır ve gerçek kılıyor. Duygusal anlamda yorucu ama bir o kadar da etkileyici bir kitap.
En çok hoşuma giden şey, acının gösterişsiz bir şekilde anlatılması oldu. Abartılı dram yok; tam tersine, sakin ama sarsıcı bir anlatım var. Özellikle aile bağları üzerine yazdığı kısımlar beni çok etkiledi. İnsan kendi hayatını, kendi ailesini düşünmeden edemiyor.
Yer yer deneme tadında ilerlemesi bazı okurlar için durağan gelebilir ama ben bu samimiyeti sevdim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Piraye Seyir kitabını bitirdim.
Bazı kitaplar vardır, sadece okunmaz… hissedilir. Piraye Seyir tam olarak böyle bir eser. Sayfalar ilerledikçe bir karakterin hayatına değil, kendi iç dünyanıza doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın dili yalın ama bir o kadar derin; her cümle sanki kalbe dokunmak için özenle seçilmiş.
Hikâyede yer yer hüzün, yer yer umut öyle dengeli verilmiş ki, okurken kendinizi bir sahnenin içinde bulmanız kaçınılmaz. Özellikle duyguların aktarımı o kadar gerçek ki, bazı satırlarda durup düşünmeden edemiyorsunuz.
Bu kitap, sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda insana kendini sorgulatan, geçmişiyle yüzleştiren ve belki de en önemlisi, yeniden hissetmeyi hatırlatan bir yolculuk sunuyor. Bitirdiğinizde içinizde tatlı bir sızı ve uzun süre geçmeyecek bir etki bırakıyor.”
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatımlarda gerçek bir ‘var olma’ mücadelesine şahitlikle milletimizin yaşayan ruhunun ve aidiyet duygusunun izlerine rastlıyoruz. Bu anlatımlar, milletimizin dip derin şuurunun ve derin mizacının mücadele cihetli bir görüntüsüdür adeta. Balkanlar, Trakya ve Anadolu insanının kadim değerleriyle mecz olmuş diğerkamlık ve benzeri birçok senkronik duygudaşlığa karşılık gelinmektedir. O dönemlerde, insanlar hem birbirine yoldaş, hem de yaşadıkları mücadeleler keskin bir bıçak hükmündedir. Bulgar zulmü ve göç sırasında daha çok hüzün taşıyan burkucu bir özlem hali olsa da geleceğe taşınan umut halini de hissediyoruz. Elbette ki zaman ve sabır, güçlükleri ve acıları dindiren olacaktır. Bu meşakkatli yıllarda Müslüman Türkler için dünya mihneti çetin yaşanmıştır. Bu dönemlerde insanları dinlemek onlarla ünsiyet kurmak derin bir kitabı okumak gibi olacaktır muhakkak. Hani derler ya yarası olmayanın hikâyesi olmaz diye işte tam da yarası olanların hikâyesi bunlar diyebiliriz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın adının neden Nohut Oda olduğunu, okuduğumuz beş öykünün ardından anlıyorsunuz.

Bazen yoldan geçen insanları gözlemlerim. Nasıl bir hayat yaşıyorlar, ne iş yapıyorlar, şu an işe mi gidiyorlar yoksa okula mı; belki birine çay içmeye gidiyorlardır…bilemiyorum. Eve döndüklerinde nasıl bir ortamla karşılaşıyorlar? Aileleriyle mi yaşıyorlar, yoksa yalnızlar mı? Mutlular mı, mutsuz mu, huzurlu mu, hasta mı… Kendi kendime onların hayatlarına dair ipuçları yakalamaya çalışırım.

Bu kitabı okuduğumda ise her insanın o küçücük “odalarında” neler yaşadığını hissettim. Herkesin kederi, mutluluğu ve yaşanmışlıkları birbirinden farklı. Şunu fark ettim ki, aslında kimsenin hayatına müdahale etme şansımız yok; herkes kendi yaşam çizgisinde ilerliyor.

Bugün, bu hayatları gözlemlemek yerine okuyarak hissettim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Derviş Ahmet peşkari efendi 13, hicri asrın başlarında Medine-i Münevvere'ye gitmiş, orada bir sene kalmış ve gördüklerini bu kitapta eski dönemin güzel üslubu ile anlatmış. O devirde Peygamber şehri Medine'de harem-i şerifinde nasıl bir dini hava vardı, edepler, merasimler, adetler nelerdi, Medine halkı neler yapardı, günlük yaşayış nasıldı Tayyibetü'l ezkar yani tatlı hatıralar (gerçekten de Medine'de olmak Medine'de ki anlarımız en tatlı hatırlarımız oluyor) adını verdiği bu küçük kitapçıkta bunlar güzel bir üslupla yazılmış keşke eski devirlerde daha çok sayıda böyle hatıra kitapları yazılmış olsaydı. Bu küçük kitapçığı zevkle ve merakla okuyacağınızdan eminim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnce ama içinde koca bir hayat taşıyan bir sorgulama romanı. Mert’in 18 yaşında kendini, aşkı, aileyi ve geleceği sorgularken kelimelere sığınması çok samimi işlenmiş. Bahadır’ın dostluğu, Songül ve Kasım’ın aile sıcaklığı, Edanur ile Berna arasındaki gelgitli aşk ise hikâyeye ayrı bir duygu katıyor. En güzeli de insanın içindeki karmaşayı yazarak iyileştirebileceğini göstermesi. “Bazen sadece biri bizi dinlerse içimizdeki karmaşa çözülür” cümlesi ise kitabın kalbine bırakılmış sessiz bir ışık gibi. Sıcak, içten ve genç ruhlu bir eser. Bir yazarın yolculuğundaki ilk kitabı çok anlamlıdır ve ben ilk kitaplara bayılıyorum. Kalemine kuvvet Fırat Kavalcı, devamını bekliyorum..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Operasyon Nohut Pilav çocuk kitabı gibi görünse de aslında içinde çok tatlı ve anlamlı bir hikâye saklıyor. Okurken en çok hoşuma giden şey, olayların hem eğlenceli hem de sıcak bir dille anlatılması oldu. Nohut pilav gibi basit bir konu üzerinden böyle keyifli bir macera çıkarılması bence oldukça yaratıcı.
Karakterler çok sevimli ve samimi. Özellikle ana karakterin hayvanlarla olan bağı ve olaylara yaklaşımı içimi ısıttı. Kitap boyunca hem gülümseten hem de “aslında önemli bir şey anlatıyor” dedirten anlar var. Savunma hakkı gibi ciddi bir kavramın çocuklara bu kadar sade ve anlaşılır şekilde aktarılması da bence kitabın en güçlü yanlarından biri.
Çizimler de hikâyeyi tamamlayan en önemli detaylardan. Renkler, karakterlerin ifadeleri ve ortamın sıcaklığı kitabı daha da canlı hale getiriyor. Okurken sadece metni değil, görselleri de keyifle inceledim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şermin Yaşar’ın kalemini zaten sıcak ve samimi buluyorum ama Altı Harfli Bir Tatlı bende ayrı bir yer edindi. İsmi gibi hem tatlı hem de içten içe hafif bir sızı bırakan bir kitap oldu benim için.
Yazarın dili yine çok akıcı ve gündelik. Sanki bir arkadaşım karşıma oturmuş da başından geçenleri anlatıyormuş gibi hissettim. Abartı yok, yapaylık yok; tamamen doğal bir anlatım var. Ama o sadeliğin içinde öyle cümleler var ki insanın kalbine dokunuyor.
Hikâyede en sevdiğim şey, küçük detayların büyütülmeden ama etkili şekilde verilmesi oldu. Günlük hayatın içinden sahneler, aile ilişkileri, çocukluk anıları… Okurken hem gülümsedim hem de bazı yerlerde durup düşündüm. Şermin Yaşar, duyguyu bağırarak değil, fısıldayarak veriyor bence.
Tempo olarak çok hızlı değil ama zaten kitap aksiyon için okunmuyor. Daha çok hissetmek, hatırlamak ve belki kendi hayatımızdaki “altı harfli tatlı”yı düşünmek için okunuyor. Benim için sıcacık ama aynı zamanda hafif hüzünlü bir okuma deneyimi oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap unutma ve hatırlama üzerine insanlığın dağarcığındaki sözlü ve yazılı materyal, gelenek, kültür, tarihi olaylar ve olguların bir kolajı. Benim Lewis Hyde'dan okuduğum ilk kitap ama yazarın da belirttiği gibi farklı bir yöntemle "epizotlar" halinde yazılmış. 4 defter halinde bölümlendirilmiş: 1. defterde Mit, ikinci de Benlik, 3.defterde Ulus, 4. defterde Yaratım başlığı altında topladığı unutma-hatırlama alıntılarını derlemiş ve yorumlamış yazar. Çok ilgimi çeken bölümleri olduğu gibi sıkıldığım yerler de oldu. 4-5 satırlık ile bir kaç sayfalık notlar karışık, bu okurken bir dinamizm katıyor. Kitap herkese hitap etmez. Bir düşünürün beyin fırtınasına şahit olmak, notlarına veya günlüklerine bakmak gibi. Aynı zamanda açık bir davet, "sen ne düşünüyorsun?" diye soran.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kahve Soğumadan Önce benim için sakin ama etkisi uzun süren bir kitaptı. Büyük olaylar, şaşırtıcı ters köşeler yok belki ama insanın içine dokunan, bitince bir süre düşündüren bir hikâyesi var.
Konusu zaten çok ilgi çekici: Belirli kurallar çerçevesinde geçmişe gidebildiğiniz bir kafe… Ama asıl mesele zaman yolculuğu değil; pişmanlıklar, söylenemeyen sözler ve yarım kalan duygular. Kitap boyunca şunu düşündüm: “Gerçekten geçmişe gidebilseydim neyi değiştirmek isterdim?” Ama hikâye bize şunu gösteriyor; aslında çoğu zaman değiştiremiyoruz, sadece yüzleşiyoruz.
Yazarın dili çok sade ve akıcı. Bölümler ayrı ayrı hikâyeler gibi ilerliyor ama hepsi aynı mekânda birleşiyor. Bu tekrar hissi bazı yerlerde durağanlık yaratıyor gibi olsa da bence kitabın atmosferine uyuyor. O küçük kafenin içinde, aynı sandalyede, aynı kurallarla yaşanan farklı hayatlara tanık olmak hoşuma gitti.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir