Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Brodie Raporu
Borges’in geç dönem eserlerinden biri “Brodie Raporu” ve okuduğum diğer eserlerine göre epeyce farklı. Bu kitaptaki öyküler, yazarın diğer öykülerine göre çok daha gerçekçi, çok daha az sihirli ve çok daha sade bir dille kaleme alınmışlar. Peki bu onları daha kıymetsiz kılıyor mu, bence hayır; yalnızca farklılar. Büyük eserlerindeki barok lezzet bunlarda yok evet ama aynı tekinsizlik mevcut – ve o tekinsizliğin yarattığı bir tuhaf içine alma hâli. Bu kitap belki Borges’e başlamak için iyi bir kitap olabilir diye düşündüm – Borges’e dair gerçek bir fikir vermeyecek olmasına rağmen kolay okunabilirliğiyle beraber onun beyin yakıcı evreninin hafifçe sezilmesini sağlayabilir çünkü. Bence bu kitabı en iyi kendisi tarif etmiş önsözde: “Yıllar bana Borges olmaya boyun eğmeyi öğretti.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alçaklığın Evrensel Tarihi
Borges’imiz her zamanki gibi. Alçaklıklarıyla nam salmış gerçek kişilerin kısa hikâyelerini anlatıyor ve 7‑8 sayfalık o hikâyelerde sizi alıp acayip diyarlara götürmeyi başarıyor. Bir sürü korkunç insanla tanışıp onları Borges’in muzip dilinden dinlemek isterseniz buyrunuz. Ben çok sevdim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şifre
Borges yine Borges. Çeviri şiire bir türlü ısınamasam da yazan Borges olunca uzak duramıyorum, yine duramadım, iyi ki duramamışım. Hazine gibi bir minik kitap, sihirli kelimeler birleşkesi gibi bir şey. “Çölde şafak söküyor / Biri biliyor bunu.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evaristo Carriego
Borges külliyatını tamamlama yolculuğum çerçevesinde okuduğum Evaristo Carriego, okuduklarım arasında en yabancıladığım Borges eseri oldu. Normal, çünkü adını hiç duymadığım bir şair olan Evaristo Carriego'nun hayat hikâyesini yazmış Borges. Carriego'nun yaşamı ve eserleri üzerine bir inceleme bu kitap, şairi tanımayınca elbette bazı yerler havada kalıyor.

Ancak Borges yine de Borges ve kendisinin yazdığı biyografi de öyle dümdüz biyografi olmuyor. 20. yüzyıl başı Buenos Aires'ine dair bir sürü şey öğrendim bu kitaptan. Borges, kenar mahallelerden gelen bir şairin hayatını ve çalışmalarını yazdığı için eleştirilmiş zamanında (ne saçmalık di mi, bence de). Fakat kendisi, şairin eserlerinde Arjantin’in ruhunu bulduğunu ve bu kitabı doğup büyüdüğü Buenos Aires’i anlatmak için yazdığını söylüyor, bir tür gereklilik ve borç ödeme duygusuyla. Şöyle diyor Borges: "tüm bildiklerimi, hiçbir ayrıntıyı atlamadan anlatacağım; çünkü aynı suç gibi yaşam da kendini gizler, Tanrı katında makbul olan anlar hangileridir, bilemeyiz. Ayrıca, ayrıntıların her zaman dokunaklı bir yönü de vardır" - hiç tanımadığım bir adama dair olan bu kitabı, sırf şu cümle için bile okurdum, dolayısıyla iyi ki okudum, canım Borges.

Bir de elbette, Borges'in şiire ve yazmaya dair fikirlerinden yine zengin bir seçki de var elbette kitapta. Örneğin şairin erken dönem şiirlerini eleştirdiği şu bölüm: "İki eğilime değinmek istiyorum. Birincisi bazı sözcükleri -genelde görkem ve yetki anlatan sözcükler- kullanmaktan neredeyse fiziksel bir haz duyması, ikincisiyse bilinen olguları bilmem kaçıncı kez yeniden betimleme tutkusu. Gece, fırtına, tensel istek, mehtap gibi adı üstünde, yani herkesin bildiği, paylaştığı, açıklama gerektirmeyen şeyleri tanımlama hevesine kapılmayan yeniyetme bir ozan yoktur." Yahu, ne kadar doğru. Bugüne dek pek çok eserde sezdiğim ve adını koyamadığım sorunu yine Borges'in işaret etmesiyle anlamış oldum.

Ezcümle, ben severek okudum. Şöyle diyebilirim sanırım - Borges: bana hiç tanımadığım bir şairin hayatına dair 150 sayfa okutabilen o adam.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın Aynasındaki Adam
Borges külliyatını benim gibi İletişim Yayınları baskılarından okumuş herkes, James Woodall’un her kitabın başında yer alan ön sözünü ezberlemiştir. Bu ön sözün aslında çok daha geniş bir Borges biyografisinin parçası olduğunu öğrenince kitabı almış, epeyce kurcalamıştım, bu kez baştan sona ve bir sürü not alarak bir daha okudum.

Kitabın Aynasındaki Adam başlı başına iddialı bir iş, zira Borges anlaması da anlatması da epey güç bir figür şüphesiz. İçine kapalı, çekingen, kendinden ve hayatından bahsetmeyi pek de sevmeyen bir adam, dolayısıyla biyografisini yazmak epeyce çaba gerektiriyor. Okuduğum en iyi yazar biyografilerinden biri olmadığı şüphesiz ama ben epeyce tatmin edici buldum kitabı. Borges’in külliyatını okuduktan sonra kitabı okumak çok daha iyi oldu, zira dediğim gibi, özel hayatına dair çok fazla bir şey bilmediğimiz için metin büyük ölçüde eserlerine odaklanıyor, neyi ne zaman yazdı, o sırada neredeydi, dünya ne haldeydi gibi bir çizgide ilerliyor. Yani aslında Borges’ten çok külliyatının biyografisi gibi bir metin bu, bu biraz tuhaf bir ifade oldu biliyorum ama başka türlü nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Yine de kafamda bir çerçeve ve resim oluştu ve bazı boşluklar doldu.

Woodall bu kitap için çok fazla söyleşi yapmamış sanki, mevcut kaynaklardan toplamış gibi gözüküyor, yanılıyor olabilirim. Özellikle annesi ve ölümünden hemen evlendiği Maria Kodama ile ilişkisine dair merak ettiğim çok şey vardı, kısmen yanıt bulabildim diyebilirim ama bu kısımların daha ayrıntılı olmasını arzu ederdim açıkçası, bilmiyorum, bundan daha iyisini yapmak mümkün müdür emin de değilim aslında. Zira Borges eserleriyle de sürekli oynayan, bırakın hayatını külliyatını bile doğru düzgün sıraya dizmenin çok zor olduğu biri malum.

Benim için en faydalı kısım, hayatı boyunca peşini bırakmamış olan siyasi eleştirilere dair öğrendiklerim oldu. Muhtemelen kendisine Nobel edebiyat ödülüne malolmuş siyasi pozisyonu (ya da pozisyonsuzluğu demeli belki) hakkında epeyce bilgi edinmiş oldum.

Ben zevkle okudum, ama tabii benim gibi Borges’le kafayı bozmadıysanız şart değil. Meraklısına, diyeyim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tartışmalar
Borges dozumu almaya devam ediyorum, yani işte beynimin kapasitesi yettiğince. Yazarın 30’lu yaşlarında kaleme aldığı; felsefeye, teolojiye, edebiyata dair denemelerini içeriyor Tartışmalar. Ben de 30’lu yaşlarımdayım ama Borges’in yazdıklarının önemli bir kısmını anlamakta güçlük çekiyorum, yani gerçekten gerizekalı ve çapsız hissetmek isterseniz Borges okumanızı fena halde öneririm.

Zevzeklik bir yana, yani gerçekten, insan 35’inde bunları nasıl yazabilir ya? Edebiyata dair olanları zevkle okudum ama fizik ve metafizik konularına girdiğinde kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım olmuyor. Fakat yine de okuyorum çünkü anlayabildiğim kadarının bile bana ne kadar çok şey kattığının farkındayım. Bir de tabii dili: karşımda oturmuş bana tatlı tatlı anlatıyor gibi hissediyorum ve bayılıyorum bu duyguya.

Don Kişot ve Dostoyevski edebiyatı üzerinden üsluba dair söylediği şeyler kafamda bir sürü pencere açtı, keza dönüp dolaşıp Walt Whitman’a gelmelerini ve tıpkı Julian Barnes gibi Flaubert’le takıntılı olmasını da ne çok sevdiğimi hatırladım. (Niye sevdiğim bütün adamlar bu kadar Flaubert seviyor?)
Kitabın sonunda yer alan ve verdiği bir dersin metni olan “Arjantinli Yazar ve Gelenek” başlıklı denemesi sanırım en sevdiğim oldu. Bir edebiyatın ulusal olması için yerel unsurlar taşıması şart mıdır sorusu üzerinden Shakespeare’e dek uzanarak şahane bir çerçeve çiziyor ve bir sürü ezberi nefis şekilde yerle bir ediyor. Bizim gibi hala Türkçe / Türk / Türkiye edebiyatı tartışmasına saplanıp kalmış bir ülkede tabii çok sonraki bir aşama bu ama yine de üzerine düşünülecek çok şey var şüphesiz.

Yine çok zor, yine çok güzel, yine çok Borges.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Salamina Askerleri
Bitti, sevdim. Ama beklentim çok yüksek olduğundan mıdır bilmem, 10 üstünden 10 diyemiyorum. Bizimki gibi yaraları bol bir ülke olan İspanya’nın en derin yaralarından biri olan iç savaş döneminden bir hikâye bu. Belgeselle kurgu karışımı, kitabın yazım sürecinin de esere dahil olur gibi olduğu (ama “bu kitaptaki yazar ben değilim” diyor bir yandan da Cercas) enteresan bir hibrit eser Salamina Askerleri. Yazar, yazarkenki çekincelerini de aktarıyor ve o çekincelerinde haklı olduğu kısımlar var bence, sanki biraz tutuk ilerliyor kitap. Ta ki yine kurgusal bir Bolaño’nun dahil olduğu son bölüme dek. Son bölüm bir şaheser. Miralles, bugüne dek okuduğum kitaplardaki en etkileyici karakterlerden biri – bana Cennetin Kökleri’ndeki Morel’i anımsattı bazı açılardan. Bu kitap falanjist Sanchez Mazas’tan çok olağanüstü Miralles’in öyküsü bence. Cercas’ın diğer eserlerini de okuyacağım mutlaka. Şu alıntı da ne tanıdık, ne üzücü, değil mi? “Bence uygar ülke, kimsenin politika ile zaman harcama gereksinimi hissetmediği yerdir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanrıların Bahçesi / Korfu Üçlemesi Üçüncü Kitap
Bitti üçleme. Bedenen İstanbul’da, zihnen ve ruhen tamamen Korfu’dayım, bir müddet de dönemem gibi. Üçüncü kitapta da ilk iki kitapta anlatmadığı türlü olayları anlatıyor Gerald Durrell ve yine, yine, yine olağanüstü komik - kahkahalar ata ata okudum.

Sahiden inanılmaz bir aile bu, iyi ki üçüncü kitabı da yazmış çünkü en eğlenceli olayların bazıları bu kitaptaydı, iki misafirlerini görünmez flamingo avına çıkartıp tutuklatmaları ve bu dev şakayı neredeyse tüm ada halkıyla kolektif şekilde sahnelemeleri, Kral’ın adayı ziyaret edeceği gün yaşanan bir dizi akılalmaz absürtlük, hayvanları koruma derneği kurmaya gelen bir kadını ağırlamaya geldikleri gün abi Leslie’nin evde baktıkları baykuş yavrularını doyurmak için serçe avlamaya karar vermesi ve kadının tepesine ölü serçe yağdırması, kabakulak kapan Kont misafirleri, pek tabii ki Gerry’nin eve doldurduğu bilumum yeni hayvanın yarattığı türlü krizler. Yani Durrell ailesi bildiğimiz gibi.

Bu arada bildiğimiz gibi demişken, internette türlü yazılar okudum, DURRELLLARIN KARANLIK SIRRI filan gibi böyle magazin içerikli yazılar, yok efendim anne Louisa aslında alkolikmiş de, kitaplara bu yokmuş da şuymuş buymuş. Bilmiyorum. Okuduklarımı ikna edici bulmadım, sanırım ikna olmak da istemedim. Hikâye bize bu biçimde anlatıldıysa, bu biçimiyle kalbime kabul etmek isterim, ettim de. Benim için Durrell ailesi bu neşeli, çılgın, tasasız, absürt aile olacak her zaman.

Bu arada kitabın bir yerinde anne Lawrence Durrell’ı uyarıyor “bunları anlatma misafirlere, tuhaf insanlar olduğumuzu sanacaklar” diye, Larry de dümdüz “e öyleyiz zaten anne” diyor, o kadar güldüm ki - öyleler sahiden. Ve muhtemelen öyle oldukları için Garry hayalperest ve tutkulu bir doğabilimci ve Larry de olduğu o muhteşem yazar olabilmiş zaten. İyi ki her şey bu şekilde vuku bulmuş.

Sevgili Korfu, sana muhakkak yolumu düşürüp sayfalar boyunca okuduğum kıyılarında yüzecek, zeytinliklerinin gölgesinde soluklanacak, dar sokaklarında kaybolacağım. Bu da sözüm olsun, tanışmamız artık şart çünkü.

Teşekkürler Durrellar, hayatımda nasıl bir yeriniz var bilemezsiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çivisi Çıkmış Dünya & Uygarlıklarımız Tükendiğinde
Bitti bu arkadaş. Biraz dağınık bulmakla beraber sevdim. Özellikle yakın Ortadoğu tarihi anlattığı bölüm biraz Galeano’nun Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabını anımsattı, onun Ortadoğu versiyonu gibi, epey faydalı. (Ve ayrıca üniversitede aldığım Ortadoğu dersinde öğrendiklerimi ne kadar hatırlamadığımı da fark ettirdi, neyse…) Ben Maalouf’un edebiyat dışı bu tür eserlerini çok seviyorum. Dünyamızın, medeniyetimizin, kurumlarımızın gidişatıyla ilgili kafa yorma biçimini, gözlemlerini, çözümlemelerini ufuk açıcı buluyorum. Bana sorarsanız romanlarını anlamak için de iyi birer içgörü sunuyor bu eserleri. Dünyamızı kurtarmak için “geç kalındığını, ama çok geç kalınmadığını” söylüyor Maalouf. Körüklenen çatışmaları, kaşınan aidiyetleri, kutuplaşmaları böyle berrak şekilde görüp hala daha umutlu olabilmesine hayranlık duyuyorum. Ezcümle; Ortadoğu siyaseti dünyayı karıştırmaya, herkes olanı biteni anlamaya çalışırken kesinlikle okunulası bir kitap bu. Tavsiyedir. “Hepimiz bu tuhaf yüzyılın başlangıcında yaşıyoruz, bize düşen görev ‑bu konuda önceki kuşaklardan çok daha fazla olanağa sahibiz‑ bu kurtarma girişimine katkıda bulunmak; bunu da bilgelikle, bilinçle, ama aynı zamanda tutkuyla, hatta bazen de öfkeyle yapmalıyız. Evet, haklı olanların yaman öfkesiyle.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bakış
Birkaç hafta evvel Jessie Greengrass'ın "Issız Ev" kitabını okuyup çok etkilenmiştim, onun üzerine 2018'de Women's Fiction Prize uzun listesine kalan ve pek övülen ilk romanı "Bakış"ı da okuyayım dedim fakat bu sefer olmadı maalesef.

Bir kadının annelik sürecinde kendi annesini kaybetme deneyimini yeniden anlamlandırmasına dair bir monolog bu kitap; bir yandan psikanalist olan anneannesiyle ilişkisini de aktarıyor anlatıcı. Bunu yaparken de her bölüme bilim tarihinden meşhur bir kişinin öyküsünü katarak (W. Röntgen, S. Freud...) onların "keşif" perspektifleri ile anlatıcının iç keşifleri arasında paralellikler kuruyor. Teknik açıdan ilginç bir deneme olduğu şüphesiz, ancak bir ilk roman için biraz fazla iddialı ve hırslı bir girişim mi sanki?

Anlatıcının monoloğuna gelince: Yordu beni, çok yordu. Sonsuz uzunlukta cümleler, hepsi çok iyi düşünülmüş, çok çalışılmış, ince ince hesaplanmış hissi veren cümleler. Bazen kitaplar üzerlerinde fazla çalışılınca bu hale gelebiliyor, her şey çok iyi olsun, her kelime güzel, anlamlı olsun diye uğraşınca ortaya doğal akışkanlığını yitirmiş metinler çıkabiliyor. Sanırım burada da böyle olmuş. Greengrass'ın Issız Ev'i ne kadar akışkansa, bu da o kadar tutuktu bence. Kitabı Rachel Cusk metinlerine benzetenler olmuş, ben daha çok Claire-Louise Bennett'in Gölet'ine benzettim - aynı fazla çalışılmışlık, aynı zorlama. Oysaki sadelik bazen çok şey anlatır.

Hal böyle olunca içine girmekte, anlatıcının tarif ettiği dönüşümleri, kaygıları, devinimleri hissetmekte zorlandım. Üstelik anne-kız ilişkisi ve yas gibi kişisel olarak merakımı celbeden konularda yazılmış bir metin olmasına rağmen.

Son olarak şunu söyleyeyim, bence çevirinin elden geçmesi gerekiyor. Hem çok fazla düşük cümle var, hem de bu kitaptaki virgüllerin yarısı filan atılabilir. Issız Ev'i de aynı kişi çevirdiği için bu ne kadar çevirmenle ilgili bilmiyorum, belki virgül kalabalığı metnin orijinalinde de vardır ama neredeyse her özneden sonra konmuş virgüller yüzünden sürekli durmak zorunda kaldım, okuma deneyimim tüm ritmini yitirdi. Neyse, böyle. Greengrass henüz 40 yaşında ve bence bize sunacağı çok şey var daha ama Bakış onların en iyilerinden değil gibi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir